Lusters türkçesi Lusters nedir

Lusters ile ilgili cümleler

English: Clyde Tombaugh also discovered several star clusters, a comet and more than a hundred asteroids.
Turkish: Clyde Tombaugh ayrıca farklı yıldız kümeleri, bir kuyruklu yıldız ve yüzden fazla asteroid keşfetti.

Lusters ingilizcede ne demek, Lusters nerede nasıl kullanılır?

Balusters : Korkuluk direği. Korkuluk dikmesi. Korkuluk çubuğu. Parmaklık demir. Korkuluk. Tırabzan direği. Parmaklık. Parmaklık direği. Baston.

Blusters : Yüksekten atma. Kabadayılık etmek. Küstahça konuşmak. Şiddetle esmek (rüzgar). Boş tehdit. Fırtına gibi esmek. Kabadayılık taslamak. Sert esmek. Tehditler savurmak. Yüksekten atmak.

Clusters : Demet. Oğul (arı). Hevenk. Tutam. Dizi. Küme. Salkım.

Flusters : Kızıştırmak. Şaşırtmak. Telaşlandırmak. İki ayağını bir pabuca sokmak. Bocalamak. Sarhoş etmek. İki ayağını bir pabuca koymak. Heyecanlanmak. Heyecanlandırıp şaşırtmak. Telaşlanmak.

Unused clusters : Kullanılmayan küme.

Luster : Parlatmak. İhtişam. Parlaklık vermek. Sır. Avize. Cilalamak. Işıtmak. Parıltı. Şaşaa.

Lustered : Parıltı. Aydınlık. Işıtmak. Parlaklık vermek. Şaşaa. Parıldamak. Parlaklık. Parlatmak. Cilalamak. Fevkalade parlaklık.

 

A cluster of bees : Oğul.

Lusterlessness : Matlık.

Make lusterless : Donuklaştırmak.

İngilizce Lusters Türkçe anlamı, Lusters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lusters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glimmered : Işık vermek (hafif). Seziş. Azıcık miktar. Zerre. Işık vermek. Hafif pırıltı. Hafifçe pırıldamak. Hafif ışık.

Blazoned : Kaplamak (göze çarpan bir şeyle). Arma. Arma çizmek. Ongun. Donatmak (göze çarpan bir şeyle). Teşhir etmek. Sergilemek. Gösteriş. Uygun bir dille söylemek. İlan etmek (göze çarpan bir şekilde).

Glimmers : Işık vermek. Seziş. Azıcık miktar. Hafif pırıltı. Hafif ışık. İma. Hafifçe pırıldamak. Zerre.

Illuming : Aydınlatmak.

Blanch : Benzi atmak. Haşlamak (et). Beyazlatmak. Rengi atmak. Yüzünün rengi solmak. Ağartmak. Soldurmak. Rengini açmak. Beti benzi atmak. Sararmak.

Airway : Hava bacası. Havalandırma galerisi. Havayolu. Hava yolu. Hava galerisi. Solunum yolu. Uçuş yolu.

Flock : Yün kırpıntısı. Akın etmek. Yün tozu. Yığın. Cemaat. Sürü halinde hareket etmek. Kalabalıklaşmak. Sürü. Tiftiklenmiş yünle kaplamak. Sürü halinde toplanmak.

Glimmer : Hafif pırıltı. Mika. Azıcık miktar. İma. Zayıf bir şekilde parlamak. Önemli kayaç yapıcı mineral grubu. (demir ve magnezyum karışığı ile birlikte alüminyum silis tuzları. hepsinin metalik olmayan parıltısı, tam bir dilinimi ve altı kenarlı enine kesitleri vardır. en önemli çeşitleri: muskovit (ak mika): potasyumlu mika, kaı2 (oh,f2 / aısi3o9); ak, sertlik 2-2.5, özgül ağırlık 2.78-2.88; serisit: ufak taneli ve normal kristal şeklini göstermeyen muskovit; biotit (kara mika): magnezyum ve demir mikası, k (mg, fe)3 (oh)2 (al, fe) si3o10 kahverengi, yeşil, kara; çizgi ak, kahverengi yeşilimsi; sertlik 2.5-3, özgül ağırlık 2.8-3.2. Işık vermek (hafif).

 

Splendors : Görkem. Debdebe. Tantana. Saltanat. Pırıltı. Nur. İhtişam.

Splendor : Görkem. İhtişam. Debdebe. Tantana. Saltanat. Pırıltı. Bkz.splendour. Nur.

Lusters synonyms : huddle together, swad, brilliance, blanches, enlightenments, flaring, glow, brillancy, glance, bunch, brightly, glares, brightest, burnish, clump, glosses, blazons, agglomeration, cleaned, effulges, burnishing, huddle, flare, bunch together, high speed, clearest, refulgence, brighten, splendidness, glancing, effulge, give a polish, illumed.

Lusters zıt anlamlı kelimeler, Lusters kelime anlamı

Spread : Açıklık. Şölen. Sürüştürmek. Yayılmak. Ziyafet. Örtü. Yaymak. Sirayet etmek (hastalık). Taşınır değerler borsasında piyasa yapıcı tarafından belirlenen alış ve satış fiyatları arasındaki fark. kredi faizlerinde geri ödeme riskine göre belirlenen faiz farkı. Uzatma.

Dullness : Sıkıntı. Sönüklük. Matlık. Mutlak matite. Ahmaklık. Ağırlık. Körlük. Asamiyet. Durgunluk. Can sıkıntısı.