Mılık mırtık nedir, Mılık mırtık ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Çoluk çocuk.

Yırtık pırtık, paramparça, eski püskü.

Düzensiz, saçma sapan (söz ve iş için).

Mılık mırtık kısaca anlamı, tanımı

Mılı : Az ıslak, yaş. Topaç

Mılık : Yüz, çehre. Yumuşak. Suyun durgunlaşarak bataklık durumuna getirdiği yer. Sel sularının getirip biriktirdiği çamur. Az sulu yer. Tez küsen, alıngan.

Mırtı : Kıl heybe.

Mırtık : Çabuk gücenen. Sigara artığı, izmarit. Güvercinle uğraşan kimse.

Yırtık pırtık : Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, eski püskü.

Saçma sapan : Abuk sabuk.

Çoluk çocuk : Çocuklarla birlikte aile topluluğu. Bir işte gereken deneyimi kazanmamış yaşça küçük kimseler, gençler.

Paramparça : Pek çok parçaya ayrılmış, parça parça olmuş.

Eski püskü : Çok eski, iyice eski.

Düzensiz : Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.

Pırtık : Serseri, başıboş. [Bakınız: pırtik]. Azıcık, bir parça. Kumaş parçası.

Yırtık : Yırtılmış olan. Utanması, çekinmesi olmayan. Yırtılma sonucu oluşmuş yarık. Eskimiş, parçalanmış. Cırlak, tiz, keskin (ses).

Param : Formülü NCNHC(NH)NH2, mol kütlesi 84,1, e.n. 204 °C olan, siyanoguanidin. Siyanamidin 150 °C’de oluşan bir kondenzasyon ürünüdür ve suda çözünür.

 

Püskü : Tütsü, duman (Mucur). Bal alma sırasında arı kovanına duman püskürtmekte kullanılan aygıt. (Kemalpaşa İzmir).

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Çoluk : Hindi. Hayvanları bağlamak için boyunlarına geçirilen “U” şeklinde ağaç. Bıldırcın kuşu. [Bakınız: culuk]. Sığırların boynuna geçirilen biçimindeki esnek dal. (Ağın Elâzığ).

Sapan : İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı. Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar. Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç. Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılmış olan çember.

Pırtı : Değersiz şey, eşya. Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş. Eskimiş giysi. Ufak tefek ev eşyası.

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

 

Saçma : Saçmak işi. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Böyle söz söyleyen veya iş yapan. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Yersiz bulunan.

Diğer dillerde Mıknatıssal yönelme anlamı nedir?

İngilizce'de Mıknatıssal yönelme ne demek ? : magnetic particle orientation, orientation of magnetic particle