Pırtik nedir, Pırtik ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Azıcık, bir parça : Bir pırtik ekmek ver.

Kumaş parçası.

Eskimiş parça.

Eskimiş kumaş parçası.

Küçük parça.

Pırtik anlamı, kısaca tanımı

Pırt : [Bakınız: port]. Tavuk, kuş ve benzerleri hayvanların tüyleri. Taranan yünün işe yaramayan bölümü

Pırti : Manifatura; bk. ayrıca pıli-pırti.

Pırtik çırtik : Parça parça.

Pırtik pırtik : Parça parça: Somunu pırtik pırtik ettiler.

Pırtiklemek : Ufalamak, parça parça etmek.

Bir pırtik : Bir parça, azıcık, biraz.

Bir parça : Biraz, azıcık, çok az. Kısa bir süre.

Azıcık : Çok az, biraz. (azı'cık) Kısa bir süre.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

 

Ekmek : Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Yemek, aş. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Yarışta geçmek. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Toprağı ekip biçmek için kullanmak.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Kuma : Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Ekme : Ekmek işi.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

Ver : Çapalama, ayıklama: Ver zamanı geçiyor, bostana bakamadım.

Diğer dillerde Pırnal meşesi anlamı nedir?

İngilizce'de Pırnal meşesi ne demek ? : holm oak