Ekme nedir, Ekme ne demek

  • Ekmek işi

Yerel Türkçe anlamı:

Tarlaya tohum ekme işi: Ekmeleri bitirince öküzleri satacağım.

Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:

[Bakınız: ekim]

Osmanlıca Ekme ne demek? Ekme Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

tohum ekimi

Ekme tanımı, anlamı:

Ekmeden biçilmez : "emek vermeden beklenen bir sonuca erişilmez" anlamında kullanılan bir söz.

Ekmediği yerden biter : Umulmayan ve istenilmeyen yerde karşılaşılan kimseler için kullanılan bir söz.

Ekmeği dizinde : Nankör.

Ekmeği ekmekçiye ver bir ekmek de üste ver : "verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Ekmeğin büyüğü hamurun çoğundan olur : "verimin çok olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Ekmeğinden etmek : İşinden çıkarmak, işinden atmak.

Ekmeğinden olmak : Geçimini sağlayan işinden zorunlu olarak ayrılmak.

Ekmeğine göz koymak : Birinin geçimini sağlayan işi elinden almaya çalışmak.

Ekmeğine yağ sürmek : İstemediği hâlde birinin işine yarayacak biçimde davranmak.

Ekmeğini çıkarmak : Çalıştığı işten geçimini karşılayacak kadar kazanç sağlamak.

Ekmeğini eline almak : Geçimini sağlayacak parayı kazanmak.

Ekmeğini kana doğramak : Büyük bir sıkıntı ve üzüntüye katlanmak.

 

Ekmeğini kazanmak : Geçimini sağlamak.

Ekmeğini taştan çıkarmak : Geçimini sağlamakta çok becerikli olmak. en zor koşullarda bile kazancını sağlamak.

Ekmeğini yemek : Geçim yönünden birisinin yardımından yararlanmak. birisinin işinde çalışarak kendi geçimini sağlamak.

Ekmeğiyle oynamak : Geçim kaynağını tehlikeye düşürmek.

Ekmek : Toprağı ekip biçmek için kullanmak. Yemek, aş. Parayı boşuna harcamak, ziyan etmek. Tahıl unundan yapılmış hamurun fırında, sacda veya tandırda pişirilmesiyle yapılmış olan yiyecek, nan, nanıaziz. Yarışta geçmek. Bir şeyin başlamasına yol açacak sebepleri hazırlamak. Birini uydurma bir sebeple bırakıp gitmek, savuşmak, atlatmak. İnsanı geçindirecek iş, kazanç. Serpmek. Bir bitkiyi üretmek için toprağa tohum atmak veya gömmek.

Ekmek ağacı : Bu ağacın kavun büyüklüğünde, esmer sarı renkli, beyaz etli ve biraz unlu olan meyvesi. Dutgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, bol meyve veren, yaprakları beş veya yedi parçalı, çiçekleri küçük bir ağaç (Artocarpus incisa).

Ekmek aslanın ağzında : "geçim sağlayacak bir iş bulmak ve para kazanmak kolay değildir" anlamında kullanılan bir söz.

Ekmek ayvası : Gevrek ve sulu bir tür ayva.

 

Ekmek çarpsın : Karşısındakini inandırmak için edilen yemin.

Ekmek dolması : Soğan, maydanoz ve baharat karışımının içi boşaltılmış somun ekmeğe doldurulup pişirilmesi yoluyla hazırlanan bir yemek türü.

Ekmek düşmanı : Bir ailede geçimin sağlanmasına katılmayan kimse.

Ekmek elden su gölden : "kendisi çalışmayıp başkasının kazancıyla geçinme durumu" anlamında kullanılan bir söz.

Ekmek istemez su istemez : "hiçbir masrafı yoktur" anlamında bir söz.

Ekmek kadayıfı : Yuvarlak küçük pide biçiminde yapılıp kurutulduktan sonra yumurtaya bulanıp yağda kızartılan bir tür kadayıfa, ateş üzerinde koyu şeker şerbeti çektirilerek hazırlanan tatlı.

Ekmek kapısı : Geçim sağlayan iş yeri.

Ekmek kavgası : Geçim sağlamak için çalışıp uğraşma.

Ekmek kaygısı : Geçim sağlama çabası.

Ekmek kırıntısı : Ekmek ufağı.

Ekmek küfü : Ekmek, peynir vb. besinler üzerinde doğal olarak gelişen asklı mantar (Penicillium crustaceum).

Ekmek mayası : Ekmek yapımında hamurun mayalanmasını sağlayan madde.

Ekmek öpmek : Ekmeği öperek yemin etmek.

Ekmek parası : Geçimi sağlayan para veya kazanç.

Ekmek tahtası : Ekmeklik hamurun fırına sürülmek üzere hazırlandığı ve üzerine konulduğu uzun tahta.

Ekmek tatlısı : Ekmekten yapılmış olan bir tatlı türü.

Ekmek ufağı : Ekmek kesilirken veya bölünürken dökülen parçacıklar, ekmek kırıntısı.

Ekmekçi : Ekmek yapan veya satan kimse. Ekmek satılan dükkân.

Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır : "insanların kazançlarına, rızıklarına engel olanlara bir gün aynı şeyler yapılır" anlamında kullanılan bir söz.

Ekmeklik : İçine ekmek konulan kap. Oyunda her zaman yenilerek kendisinden para kazanılan kimse. Ekmek yapmaya yarayan veya ayrılan.

Ekmeksiz : Ekmek olmadan. Yiyeceği olmayan. Ekmeği olmayan.

Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil : "iyi nitelikli işler kullanılan araç elverişsiz de olsa kolaylıkla yürütülebilir ama her iş elverişsiz araçla yürütülemez" anlamında kullanılan bir söz.

Açın gözü ekmek teknesinde olur : "kişinin tek düşüncesi, yaşaması için gerekli olan şeyi elde etmektir" anlamında kullanılan bir söz.

Açın koynunda ekmek durmaz : "kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz" anlamında kullanılan bir söz.

Aklını peynir ekmekle yemek : Akılsızca ve düşüncesizce davranışta bulunmak.

Arpa ekmeği : Arpa unundan yapılmış olan ekmek.

Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok : "görüştüğün kimseyi ağırlayacak, onun istediklerini yapacak durumda olmayabilirsin ama tatlı dille onun gönlünü hoş edebilirsin" anlamında kullanılan bir söz.

Çarşı ekmeği : Çarşıda satılan, has undan yapılmış ekmek türü.

Çavdar ekmeği : Çavdar ve buğday unu karışımından yapılmış olan ekmek.

Dibine darı ekmek : Bir şeyi sonuna kadar tüketmek, bitirmek.

Dürüm ekmeği : Dürüm yapmakta kullanılan ekmek.

Eli ekmek tutmak : Geçimini kendi emeğiyle sağlayacak duruma gelmek.

Er ekmeği : Kocanın getirdiği ekmek. Sahur yemeği.

Er ekmeği meydan ekmeği : "kadın, kocasının kazancını rahatça yer" anlamında kullanılan bir söz.

Er olan ekmeğini taştan çıkarır : "azimli kimse geçim yolunu bulmak için en güç işlerle bile uğraşmaktan yılmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Et ne kadar arık olsa üstüne ekmek yaraşır : "bilgili ve görgülü kişi, iş başında ve zengin olmasa da bilgisiz ve görgüsüz kişilerin üstünde yer alır" anlamında kullanılan bir söz.

Etli ekmek : Etli pide.

Ev ekmeği : Evde kullanılan fırınlarda veya tandırlarda mayalı hamurdan yapılmış olan ekmek.

Glüten ekmeği : Şeker hastalığı olanlar için yapılmış olan nişastasız ekmek.

Halk ekmeği : Belediyelerce indirimli fiyata satılan ekmek.

Herkesin hamuru ekmeğine göredir : "bir iş için yapılacak hazırlık, gereksinim ölçüsünde olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Kafasına vur ekmeğini elinden al : Başına vur, ağzından lokmasını al.

Kanına ekmek doğramak : Birini küçük düşürmek, birine zarar vermek. birinin ölümüne yol açarak sevinmek.

Kasımdan on gün evvel ek on gün sonra ekme : "ekim zamanı kasımdan on gün önce biter, kasımdan on gün sonra ekilen tohum verimli olmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Komşu ekmeği komşuya borçtur : "komşunuz size bir ikramda bulunur, bir şey armağan ederse siz de ona ikramda bulunmalı, armağan vermelisiniz" anlamında kullanılan bir söz.

Köpek ekmek veren kapıyı tanır : "köpek bile kendisini besleyen yeri bilir, davranışlarıyla duygularını belli eder, insan da bundan ders almalı, gördüğü iyiliği unutmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Köy ekmeği : Tandır, sac, fırın vb.nde pişirilen bir pide türü veya somun.

Kuru ekmek : Katıksız ekmek.

Mısır ekmeği : Mısır unundan hazırlanarak yapılmış olan ekmek.

Peynir ekmek gibi : Çok kolay biçimde. çabucak. çok revaçta, çok tutulan, beğenilen.

Sac ekmeği : Mayalanmış hamurun oklava ile daire şeklinde açılıp sac üzerinde pişirilmesiyle elde edilen ekmek.

Serçeden korkan darı ekmez : "tehlikeleri gözde büyüterek işe girişmekte çekingen davrananlar amaçlarına ulaşamazlar" anlamında kullanılan bir söz.

Soğan ekmeğe kalmak : Yokluk yüzünden temel ihtiyaç maddelerini karşılayamaz duruma düşmek.

Soğan ekmek : Ucuz ve kolay ulaşılabilen yiyecek. Gösterişsiz, sade sofra veya yemek.

Tahinli ekmek : Mayalanmış hamurun 1-2 santimetre kalınlığında açılıp üzerine şekerlendirilmiş tahinin serilmesiyle elde edilen malzemenin fırında pişirilmesiyle yapılmış olan bir ekmek türü.

Tam ekmek : Geleneksel mayalama tekniği ile üretilen, kepeği alınmamış ekmek.

Tandır ekmeği : Tandırda pişirilen ekmek.

Taş ekmek : İçi taş döşeli fırında pişmiş olan ekmek.

Tava ekmeği : Tavada pişirilen ekmek.

Tost ekmeği : Tost yapmada kullanılan ekmek.

Tuz biber ekmek : Üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

Tuz ekmek düşmanı : İyilikbilmez.

Tuz ekmek hakkı : Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse üzerindeki manevi hakkı.

Üstüne tuz biber ekmek : Üzüntüyü, kusuru artıracak durum yaratmak.

Üzerine tuz biber ekmek : Üstüne tuz biber ekmek.

Vişneli ekmek : Vişne ve ekmekle yapılmış olan bir çeşit tatlı.

Yaraya tuz biber ekmek : Bir derdin acısını çoğaltmak.

Yufka ekmeği : Pideden daha ince açılan bir çeşit ekmek.

Zengin ekmek : İçine çeşitli vitaminlerin eklendiği, kepeği alınmamış ekmek.

Ekme sovan : Tohum olarak kullanılan arpacık soğanı.

Ekmeg : Ekmek

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver : “verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur : “verimin bol olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır” anlamında kullanılan bir söz.

Ekmeğine göz koymak : birinin geçimini sağlayan işi elinden almaya çalışmak.

Ekmek aşı : 1. Kurumuş ve bayatlamış ince ekmek dilimlerini soğan, kıyma ya da bulgurla pişirip, üzerine sarımsaklı yoğurt dökerek yapılan bir çeşit yemek. 2.bk. epbeyaşı. Doğranmış ekmeğin üzerine yağlı ve yumurtalı su döküp pişirerek yapılan bir çeşit yemek. Kuru ekmek parçalarına soğan, kıyma ve baharat eklenerek yapılan bir çeşit sulu yemek.

Ekmek böceği : Çok kuru bitkisel ve hayvansal maddelere üşüşen, bu arada eczanelerdeki birçok ilâca da zarar veren kırmızımsı kahverengi böcek.

Ekmek dürümü : Pide ya da yufka ekmeğin içine, peynir vb. şeyler konulup büküldükten sonra aldığı şekil.

Ekmek götürmek : Ekip biçmek, ziraat etmek.

Ekmek kapağı : Saç üzerinde pişirilen ekmekleri çevirmek için kullanılan tahta araç.

Ekme ile ilgili Cümleler

  • Ekmeği kesmek için bana büyük bıçağı ver.
  • Ekmeği kesmek için kullandığımız bıçak keskindi.
  • Bir sürü ekmeğimiz var ve tereyağına gelince gereğinden fazlasına sahibiz.
  • O ekmeği yiyecek misin?
  • Burada taze ekmek ve su var.
  • Tom, her pazar sabahı ekmek-şarap ayinine gider.
  • Ekmeği incecik dilimle.
  • Sen ekmeği iki parçaya böldün, değil mi?
  • Ekmeği iki parçaya böldü.
  • "Yarın kahvaltı için ne istiyorsun? Ekmek? pilav?" "Herhangi biri güzel."
  • Yarınki kahvaltı ekmek ya da pilav mı olacak?
  • Ekmeği iki parçaya böldüler.
  • Ekmeği iki parçaya böldük.
  • Ekmeği ikiye böldü.

Diğer dillerde Ekme anlamı nedir?

İngilizce'de Ekme ne demek? : n. sowing, planting, semination, sprinkling, sprinkle

Fransızca'da Ekme : culture [la], saupoudrage [le], semis [le]

Almanca'da Ekme : n. Anbau, Bepflanzung, Bestreuung

Rusça'da Ekme : n. сев (M)