Pırtı nedir, Pırtı ne demek

  • Değersiz şey, eşya
  • Basma ve ketenden yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş.
  • Eskimiş giysi.
  • Ufak tefek ev eşyası.

"Pırtı" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Aktör, o her günkü pırtısını giyip de sahneye çıkarsa, ağzıyla kuş tutsa seyirciye Demirhane Müdürü olduğunu yutturamaz." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Uyuşuk, korkak (kimse).

Perde, örtü türü ev eşyası

Giysi türü eşya, kumaş

Ufak tefek ev eşyası.

Kumaş

Parçalanmamış kütük, kereste, odun.

Giysi.

Giysi türü eşya.

Manifatura

Ev araçları.

Basma, keten yatak, yorgan yüzü, giysilik kumaş.

Kumaş ve benzeri nesne.

Seccade.

Pırtı ile ilgili Cümleler

  • Şimdi işler değişti ya adam gibi beni dinlersin ya da siktir olup pılını pırtını toplar gidersin.
  • Pılısını pırtısını toplayıp gitsin dedim!
  • Jale eskisi oldukça yırtık pırtık olduğundan dolayı ütü masası için yeni bir örtü alması gerektiğini düşündü.

Pırtı kısaca anlamı, tanımı:

Hırtı pırtı : Eski püskü veya işe yaramaz, değersiz eşya.

Pılı pırtı : Eski eşya. Eşya.

İki hırtı bir pırtı : Aşırı yoksulluğu anlatan bir söz.

Pılı pırtı toplamak : Gitmek üzere bütün eşyalarını toplamak.

Yırtık pırtık : Parça parça olmuş, eskiyip parçalanmış, eski püskü.

 

Değersiz : Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Ufak : Makam, derece bakımından geri olan. Önemsiz, çok az. Yaşça daha küçük olan. Kısa bir süre. Boyutları normalden küçük.

Tefe : Dokuma tezgâhında tarağı tutan ağaç veya metal parça.

Basma : Basılmış, matbu. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Bu kumaştan yapılan. Gübre, tezek. Basmak işi. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua.

Keten : Ketengillerden, çiçekleri mavi renkte ve beş taç yapraklı, lifleri dokumacılıkta kullanılan bir bitki (Linumusitatissimum). Bu bitkinin liflerinden yapılmış (dokuma vb.).

Şey : Madde, eşya, söz, olay, iş, durum vb.nin yerine kullanılan, belirsiz anlamda bir söz. Nesne, madde.

Ev : Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut, hane. Soy, nesil. Aile. Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı.

Pırtı bozmak : Düğün çeyizi düzmek (Kaman)

Pırtıcı : Manifaturacı. Kumaş alım satımı yapan, manifaturacı. Manifaturacı, bezazcı (Kaman)

Pırtık : Serseri, başıboş. bk. pırtik- bk. pırtik-2. Azıcık, bir parça Kumaş parçası.

Pırtıl : Eskimiş, parçalanmış giysi, eşya vb. şeyler. Eskimiş kumaş parçası.

Pırtımaç : Mantı, tatarböreği.

Pırtımpırt : Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.

 

Pırtımpıt : Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.

Pırtına : Fırtına.

Pırtınpırt : Haşlanıp yıkandıktan sonra ince ince doğranmış asma yaprağı, soğan, kıyma, salça ve bulgurla yapılan bir çeşit yemek.

Pırtışık : Toplanmış, büzülmüş, buruşmuş (yaygı için).