Made believe türkçesi Made believe nedir

Made believe ile ilgili cümleler

English: He made believe he was a doctor.
Turkish: O, bir doktor olduğuna inandırdı.

English: He made believe not to know me.
Turkish: Beni tanımadığına inandırdı.

English: He didn't want to take today's test, so he made believe that he was sick, and didn't go to school.
Turkish: O bugünkü sınava girmek istemedi, bu yüzden hasta olduğuna inandırdı, ve okula gitmedi.

English: She made believe not to hear him yesterday.
Turkish: Dün o onu işitmemiş gibi davrandı.

English: I made believe that I supported him.
Turkish: Onu desteklediğime inandırdım.

Made believe ingilizcede ne demek, Made believe nerede nasıl kullanılır?

Made : -den yapılmış. Yapılmış. Tam uyan. -den. Yapma. Başarıdan emin. Yapılı. Tamamen uygun. Yapmak (make) eyleminin ikinci hali. Mamul.

Believe : Varsaymak. Güven duymak. Zannetmek. İnancı olmak. Kani olmak. Güvenmek. İnanmak. Yemek. İman etmek. Kanmak.

Made a claim to : Sahip çıkmak.

Made a copy of : Kopyalamak.

Made a decision : Karara varmak.

Made a detour : Dolambaçlı yoldan gitmek.

İngilizce Made believe Türkçe anlamı, Made believe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Made believe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Satisfy : Doyurmak. Yetmek. Tamamlamak. Memnun etmek. Uymak. -e uymak. Ödemek. Karşılamak. Cevap vermek.

Make believe : Rolü yapmak. Olarak düşünmek. Gibi davranmak. Olarak hayal etmek. Kendine ... süsü vermek.

Persuades : İkna etmek. Razı etmek. Laf anlatmak. Aklını çelmek. Kafalamak. Söz anlatmak. Kandırmak.

Persuaded : İkna etmek. Aklını çelmek. Razı etmek. Kandırmak. İkna edilen. İkna edilmiş.

Assures : Sigorta etmek. Temin etmek. Sağlamak. Güvence altına almak. İkna etmek. Garanti etmek. Güven vermek. Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Güvenceye almak. Sağlama almak.

Assure : Güvenceye almak. İknaya çalışmak. Sağlama bağlamak. Temin etmek. Söz vermek. Sağlamlaştırmak. Güvence altına almak. Sağlamak. Güven vermek. Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle).

Convince : İkna etmek. Kafalamak. Kandırmak. Razı etmek.

Convinces : Kafalamak. Razı etmek. Kandırmak. İkna etmek.

Lead on : Önden buyur. Götürmek. Yutturmak. Ayartmak. Önde gitmek. Kandırmak.

Assure somebody that : Dığına inandırmak.

Made believe synonyms : persuade, assuring, sell, persuading, satisfies.