Magnifying glass türkçesi Magnifying glass nedir

Magnifying glass ile ilgili cümleler

English: Do you have a magnifying glass?
Turkish: Bir büyütecin var mı?

English: Ali examines the rock with a magnifying glass.
Turkish: Ali büyüteçle kayayı inceliyor.

English: Ali reached for the magnifying glass.
Turkish: Ali büyüteçe uzandı.

English: Ali examined the photo with a magnifying glass.
Turkish: Ali bir büyüteçle fotoğrafı inceledi.

English: Ali put the magnifying glass down.
Turkish: Ali büyüteci yere koydu.

Magnifying glass ingilizcede ne demek, Magnifying glass nerede nasıl kullanılır?

Magnifying : Göklere çıkarmak. Büyütmek. Büyüten. Abartmak. Övmek.

Glass : Mercek. Cam. Gözlük camı. Cam kavanoza koymak. Cam takmak. Kadeh. Ayna. Cam ile donatmak. Büyüteç. Cam eşya.

Magnifying lens : Verdiği büyümüş sanal görüntü ile küçük cisimleri incelemeye yarayan yakın odaklı yakınsak mercek. Büyüteç.

Magnifying needle : Pusula iğnesi.

Magnifying power : Büyütüm gücü. Büyütme. Büyütme kuvveti. Bir cismin, bir ışıksal aygıt aracılığıyla görünen açısal büyüklüğünün aygıtsız görünene oranı. Büyütme gücü. Fizik, uzay alanlarında kullanılır. Uzakta duran cisimlere ırakgörür ya da benzeri bir araçla bakıldığında cismi gören açının çıplak gözle bakıldığı zamanki açıya oranı.

 

Acrylic glass : Organik cam. Pleksiglas. Akrilik cam. Plastik cam.

İngilizce Magnifying glass Türkçe anlamı, Magnifying glass eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Magnifying glass ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Magnifying lens : Verdiği büyümüş sanal görüntü ile küçük cisimleri incelemeye yarayan yakın odaklı yakınsak mercek.

Lensing : Göz merceği. Objektif. Far camı. Gözlük camı. Cam. Mercek. Adese.

Loupe : Kuyumcu merceği. Saatci merceği.

Burning glass : Yakma camı.

Magnifiers : Büyütücü.

Lens : İrisin ardında bulunan saydam bölge olup imgenin ağ tabaka üzerine net düşebilmesi için ışığın odak noktasını ayarlayan saydam yapı. petek gözde her bir parçanın önünde bulunan ve saydam tabakanın değişmesi ile meydana gelmiş olan bölge. Elektrik alanı, magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla, yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek. Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş, ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı, çembersel nesne. İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır. bk. dışbükey mercek. Objektif. Önışıtacın ön yüzeyini örten, kabartma biçimli cam. Adese. Cam. Far camı.

Loupes : Kuyumcu merceği. Saatci merceği.

Glass : Gözlük camı. Ayna. Cam gibi yapmak. Cam kavanoza koymak. Mercek. Cam ile donatmak. Cam. Cam eşya. Sırça.

Magnifying glass synonyms : closeview, graphiscope, magnifier, sunglass, reading glass, handglass, enlarger, graphoscope.