Magnifiers türkçesi Magnifiers nedir

Magnifiers ingilizcede ne demek, Magnifiers nerede nasıl kullanılır?

Magnifier knob : Bazı almaçlarda, görüntünün ayrıntılarını daha iyi izleyebilmek için resmin orta bölgesini büyülten düzeni çalıştıran düğme. Büyüteç düğmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Magnifier : Büyüteç. Büyütücü.

Magnified : Abartmak. Büyütülmüş. Övmek. Büyütmek. Göklere çıkarmak.

Magnifies : Abartmak. Büyültmek. Göklere çıkarmak. Büyük göstermek. Övmek. Methetmek. Büyütmek.

Overmagnified : Aşırı genişletmek. Aşırı büyütmek. Fazlasıyla büyük göstermek.

Magnificent : Görkemli. Azametli. Olağanüstü. Debdebeli. Şaşaalı. Nefis. Şahane. Olağanüstü güzel. Fevkalade. Harika.

Unmagnified : Büyütülmemiş. Genişletilmemiş. Abartılmamış.

Magnification : Bir nesnenin, bir ışıksal aygıtta oluşan görüntüsünün büyüklüğünün nesnenin büyüklüğüne oranı. Obje görüntüsünün, film üzerinde gerçek büyüklüğünden daha büyük olarak oluşumu sonucu oluşan biçim bozukluğu. Oran. Magnifikasyon. Büyütme. Büyültme. Büyütüm. Bilgisayar, biyoloji, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. İncelenen örneğin büyüklüğü ile mikroskopta elde edilen görüntünün büyüklüğü arasındaki oran. magnifikasyon.

 

Magnific : Muazzam. Muhteşem.

Magnificence : İhtişam. Görkem. Saltanat. Azamet. Tantana. Debdebe.

İngilizce Magnifiers Türkçe anlamı, Magnifiers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Magnifiers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lens : Önışıtacın ön yüzeyini örten, kabartma biçimli cam. Göz merceği. Cam. Far camı. Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. lens. bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri. mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç. Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş, ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı, çembersel nesne. Elektrik alanı, magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla, yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek. İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır. bk. dışbükey mercek. Adese. Gözlük camı.

Telescope : İç içe geçerek kısalmak. Teleskopun elemanları gibi iç içe geçmek. İç içe geçmek. Irakgörür. Bir elemanı başka bir elemanın içine geçirmek. Ezip iç içe geçirmek. Dürbün. Ezilip iç içe geçmek. Mercek dizgesinden oluşmuş bir nesne merceği ya da bir çukur ayna yardımıyla ışığı toplayan ve göz merceğiyle görüntüyü büyüten, böylece uzaktaki cisimlerin, yıldızların daha parlak ve açık görünmesini sağlayan optik düzen. göz merceği yerine fotoğraf plağı ya da başka alıcılar kullanılabilir. Teleskop.

 

Glass : Kadeh. Camlamak. Cam ile donatmak. Cam. Mercek. Ayna. Cam eşya. Sırça. Bardak. Gözlük camı.

Dilatant : Genişletici. Genleşen. Genleştiren. Genişleten. Genleşici.

Handglass : El aynası.

Scope : Kapsam. Sık sık olan. Araştırmak. Osiloskop. Niyet. Olanak. Anlama yeteneği. Hareket serbestliği. Saha. Faaliyet alanı.

Enlarger : Agrandizör. Agrandisör. Agrandisman makinası. Büyülteç. Fotoğrafları büyülten cihaz. Genişletici.

Loupes : Kuyumcu merceği. Saatci merceği. Pertavsız.

Magnifiers synonyms : scientific instrument, graphoscope, magnifier, graphiscope, exaggerated, aggrandizer, magnifying glass, enlarged, dilative, lensing, loupe, closeview, increased, burning glass, aggrandizers, reading glass, microscope, enlargers, magnifying lens.

Magnifiers zıt anlamlı kelimeler, Magnifiers kelime anlamı

Decreased : Küçültmek. Azaltmak. İnmek. Küçülmek. Azaltılmış. Düşmek. Azalmak. Eksilmek. Azalmış. Eksiltmek.