Make an effort türkçesi Make an effort nedir

  • Çaba harcamak.
  • Çaba sarfetmek.
  • Uğraşmak.
  • Çabasında olmak.
  • Çaba göstermek.
  • Çok çaba sarf etmek.
  • Efor sarf etmek.
  • Çaba harcamakçaba harcamak.
  • Efor sarfetmek.
  • Gayret etmek.
  • Çabalamak.

Make an effort ile ilgili cümleler

English: I'll make an effort to get up early every morning.
Turkish: Her sabah erken kalkmaya gayret edeceğim.

English: I'm not very social, but I try to make an effort.
Turkish: Ben çok sosyal değilim, ama bir çaba sarfetmeye çalışıyorum.

English: Even good friends should make an effort to keep up their friendship.
Turkish: Yakın arkadaşların bile arkaşlıklarını devam ettirebilmek için gayret göstermeleri gerekir.

English: Make an effort.
Turkish: Çok çaba sarfet.

English: It is important that we make an effort.
Turkish: Çaba sarfetmemiz önemlidir.

Make an effort ingilizcede ne demek, Make an effort nerede nasıl kullanılır?

Make : Olmak. Yaratmak. Kazanç. Verim. Hesap etmek. Erişmek. Biçim. -e neden olmak. Yapmak. Yapılış şekli.

An : Bir (ünlülerden önce). Anabatik rüzgar. Bir. Sesli harf ile başlayan kelimelerin başında kullanılan belirsiz tanımlık. (herhangi) bir.

Effort : Çaba harcama. Çaba. Girişim. Ceht. Bir ereğe varmak, herhangi bir engeli aşmak için harcanan zihinsel ya da bedensel güç. Başarı. Uğraşma. Emek. Eser.

 

Make an affair of something : Mesele yapmak.

Make an agreement : Anlaşma gerçekleştirmek. Uyuşmak. Akdetmek. Uzlaşmak. Anlaşma yapmak. Uzlaşma yapmak. Kavilleşmek.

Make an ass of oneself : Aptalca davranmak. Rezil olmak. Kendini rezil etmek.

Make an assault : Hücum etmek. Operasyon gerçekleştirmek.

Make an appointment : Sözleşmek. Randevu almak. Randevu vermek.

Make an april fool of : Bir nisan şakası yapmak.

Make an all out effort : Elinden geleni yapmak.

İngilizce Make an effort Türkçe anlamı, Make an effort eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make an effort ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in the race to stay : Bırakmamak. Pers etmemek. Kalmak için çabalamak. Cebelleşmek.

Endeavours : [#çalışma Çalışmak]. Yapmaya çalışmak. Emek harcamak. Denemek. Uğraş göstermek.

Flounders : Batmamak. Bocalamak. Dil balığı. Çırpınmak. Bata çıka yürümek. Şaşırıp kalmak. Bata çıka ilerlemek. Debelenmek. Çabalama.

Floundered : Şaşırıp kalmak. Boşuna çabalamak. Batmamak. Bocalamak. Dil balığı. Bata çıka ilerlemek. Çabalama. Debelenmek. Bata çıka yürümek.

Strove : Didinmek. Büyük çaba göstermek. Yeltenmek. Mücadele etmek.

Agonises : Acı çektirmek. Istırap çekmek. İşkence görmek. Can çekişmek. İşkence çekmek. Acı çekmek. Eziyet etmek. Acı vermeye neden olmak (ayrıca agonize). Acı vermek.

Be occupied in doing : Yapmakla meşgul olmak.

Endeavoring : Emek harcama. Yapmaya çalışma. Çaba gösterme. Çalışma. Gayret etme. Çalışmak.

Endeavors : Çalışmak.

Make an effort synonyms : made an effort, make a bid, be occupied with doing, attend to, contended, endeavoured, cultivate, labour, make a bid for, attack, attacked, jockey for, strives, have a shot at, labors, exert effort, agonize, endeavour, endeavouring, attacks, drive in, cultivating, endeavor, get on the ball, come at, go after, exert oneself, strived, endeavored, give a try, labor, be at war with, cultivates.