Mala nedir, Mala ne demek

Mala; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

Cevizli hamur tatlısı.

Harmanda tahılın dipte kalan topraklı kısmı.

Kazılan toprağın tohum ekilmeden önce üstünden geçirilen tırmık.

Saçta pişirilen böreğin üstünü yağlamak için kullanılan ucu bezli tahta.

Harman dövüldükten sonra samandan ayrılmış tahıl.

Tahta, cam silmek ya da bulaşık yıkamak için kullanılan bez parçası.

Oyuncak bebeğin elbisesi.

Unu kaynar suda pişirerek yapılan, tuzlu ya da tatlı olarak yenilen bir çeşit yemek.

Deve semerinin iç ve arka boşluğuna kıstırılan çul ya da keçe parçası.

Mısır.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Yanak.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kalaycıların kapları temizlerken kullandıkları çaput. (*Aksaray -Niğde)

Deriyi, bir deynek yardımıyla kireçlemekte kullanılan çuval parçası. (*Bor -Niğde)

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: bala]

Bilimsel terim anlamı:

Az miktardaki harcın karılmasında, istenen yere konmasında ve yüzeyinin düzgünleştirilmesinde kullanılan aygıt.

İngilizce'de Mala ne demek? Mala ingilizcesi nedir?:

trowel

Mala tanımı, anlamı:

Malafa : Önceden delinmiş parçaları tornalamaya özgü torna tezgâhı bağlama aleti.

 

Malaga : İspanya'nın Malanga yöresinde yapılmış olan bir şarap türü. İri taneli misket üzümü.

Malak : Manda yavrusu.

Malakit : Yeşil renkli, yontulup parlatılabilen, doğal bakırlı, hidratlı karbonat, bakır taşı.

Malaklama : Malaklamak işi.

Malaklamak : Manda, yavrulamak.

Malalama : Malalamak işi.

Malalamak : Çimento veya alçı sürülmüş bir yüzeyi mala ile düzeltmek.

Malama : Samanla karışık tahıl.

Malarya : Sıtma.

Malatya : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Malayani : Boş ve yararsız, saçma.

Malaz : Sulak yer. Su altında kalan, su basmış tarla. Sürülmemiş, ot bürümüş toprak.

Malazgirt : Muş iline bağlı ilçelerden biri.

Alay malay : Hep birden, birlikte. Olduğu gibi, gelişigüzel.

Cana gelecek mala gelsin : "canı korumak için mal feda edilir" anlamında kullanılan bir söz.

Harç : Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Harcanan para, masraf. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.

Sürme : Kirpik diplerine sürülen siyah boya, sürme, is. Sürülerek kullanılan. Masa ve dolapta küçük çekmece. Sürmek işi. Kapı kanadını içeriden kapama, dolap kapağını yerinde tutma vb. işlere yarayan ve yuvası içinde ileri geri sürülebilen sistem, sürgü. Sürme mantarıgillerin yol açtığı ve tanelerin içini kurum karası bir tozla dolduran ekin hastalığı, rastık.

 

Üçgen : Üç tepe noktası, üç açısı, üç kenarı olan geometri biçimi, müselles. Bu biçimde olan.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Biçme işi.

Yassı : Yayvan ve düz.

Demir : Bu elementten yapılmış parça. Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Çıpa. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Güçlü, kuvvetli, sert.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Kara tahta. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer.

Mala kesmek : Diyete bağlamak

Malaba : Ortak.

Malabar tekirciği : Dev zebra balığı.

Malabsorbsiyon : Emilim bozukluğu sendromu.

Malacopoda : [Bakınız: ilkel eklem bacaklılar] [Bakınız: ilkel-eklembacaklılar]

Malacopterygii : [Bakınız: yumuşak yüzgeçliler] [Bakınız: yumuşak-yüzgeçliler]

Malaçırık : Serçeden az büyük, toprak renginde bir çeşit kuş.

Maladız : Sahan. (Yukarıkaşıkara *Yalvaç -Isparta)

Maladir : Antika.

Maladoy : < Rus. molodoy: çocuk, (kullanılır bir kelime değildir; ancak metinlerimizde geçtiği için buraya alınmıştır.)

Mala ile ilgili Cümleler

  • Kayısı, Malatya'nın yöresel ürünüdür.
  • Yarından başlayarak Safwan Malaya Üniversitesinde bir öğrenci olacak.
  • Dravidyan dillerinden, Telugu, Tamil, Kannada ve Malayalam çok konuşmacıya sahip.
  • Malazgirt Savaşı, Anadolu tarihinin akışını değiştirdi.
  • "Olmak yada olmamak iş bütün mesele bu" diye konuştu malak.
  • Malasef, o kadar kolay değildi.
  • Malaya peştemalı tarzı elbiseni seviyorum.
  • Bütün doğal diller eşit derecede -fakat farklı şekillerde- karmaşıktır. Malayca dilbilgisi basittir, fakat görünüşte birbirine eşdeğer birçok kelime arasında kişinin tercihi, konuşmacının ve dinleyicinin sosyal statüsünden etkilenir.

Diğer dillerde Mala anlamı nedir?

İngilizce'de Mala ne demek? : [Mala] adj. bad, nasty, evil

n. bad luck, absence of good fortune; mailbag, bag in which mail carriers carry mail; large sack used to transport mail from place to place; mail, postal service

adj. bad; poor; mischievous, naughty; evil, wicked; disagreeable; sick; disgusting; hard, difficult; inconvenient; troubled

Fransızca'da Mala : truelle [la]

Almanca'da Mala : die Maurerkelle

Rusça'da Mala : n. мастерок (M), лопатка (F), шпатель (M)