Manı manı nedir, Manı manı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Azar azar, yavaş yavaş, bazı bazı.

Oburca, açgözlülük edercesine ( yemek için ).

Sevimsiz, kaba ve ağır davranışlı kimse.

Manı manı kısaca anlamı, tanımı

Manı : Serseri, işsiz güçsüz dolaşan. Sık sık ve sürekli olarak. Şaşma, üzülme bildirir ünlem

Yavaş yavaş : Yavaş bir biçimde, ağır ağır, adım adım, aheste aheste, aheste beste, sepil sepil. Azar azar. Gitgide.

Açgözlülük : Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.

Azar azar : Yavaş yavaş. Küçük ölçülerle. Az az.

Bazı bazı : Ara sıra.

Sevimsiz : Hoşa gitmeyen, antipatik. Hoşnutsuzluk, memnuniyetsizlik yaratan.

Davranış : Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket. Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü. Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı.

Davranı : Bir oyuncunun sahnede yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma yönelmesi. Aristoteles'e göre, tragedyanın altı özelliğinden biri olan davranı'da yazarın tragedya kahramanında dört şey araması gerekir: a. Kahramanın davranışı iyi olmalı . b. Kahramanın davranışı doğru olmalı c. Kahramanın davranışı gerektiği gibi olmalı. d. Kahramanın davranışında bir bütünlük (birlik) olmalı. Sahnede bir oyuncunun yüz ya da gövde hareketleriyle bir anlatıma gitmesi. Bir görüşmede, görüşülenlerin araştırma konusundaki ilk yargılarında payı bulunan, görüşmecinin dış görünüşü ve yaklaşımından kaynaklanan kişisel durum.

 

Açgözlü : Mala, yiyeceğe ve içeceğe doymak bilmeyen, açgöz, gözü aç, doymaz, gözü doymaz, tamahkâr, haris, hırslı, tokgözlü karşıtı.

Davran : “. “Hazır ol, hazırlan” anlamında kullanılan bir isim. “İşe giriş, el at, başla” anlamında kullanılan bir isim. Hazırlık.”.

Oburca : Doymak bilmez bir biçimde, oburcasına.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Açgöz : Açgözlü.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Yumuşak huylu, yumuşak başlı. Alçak, hafif. Hızlı olmayarak.

Davra : Saban kılıcını sıkan çivi.

Sevim : Sevme işi, sevgi. Bir kimsede, bir şeyde bulunan ve o kimse veya şeyi başkalarına sevdiren özellik.

 

Yeme : Yemek işi. Yiyecek.

Yava : Peltek, kekeme. Geveze. Sürüden ayrılan hayvan. Yitik. Dışardan gelip bir yere yerleşen. İşsiz. Kaplumbağa. Yahu. [Bakınız: yaba]. Zayi, yitik, kaybolmuş. Başıboş gezen, sahipsiz. Muğla kenti, Yatağan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Obur : Gereğinden çok yemek yiyen, doymak bilmeyen (kimse).

Diğer dillerde Mango sineği anlamı nedir?

İngilizce'de Mango sineği ne demek ? : mango fly, mangrove fly