Martılar nedir, Martılar ne demek
Martılar; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir.
Biyoloji'deki anlamı:
Kuşlar (Aves) sınıfının, yağmur kuşları (Charadriiformes) takımından, kanatları uzun ve sivri, parmakları perdeli, gagaları genellikle kanca uçlu, toplu hâlde yaşayan su kuşlarını içine alan bir alt takım.
Zooloji'deki anlamı:
(Lari),familyalarını içine alır.
Martılar ile ilgili Cümleler
- Martılar esas olarak kıyı kuşlarıdır.
- Deniz martıları alçaktan uçuyor.
- Ali sadece rıhtımda oturmaktan ve martıları izlemekten hoşlanıyor gibi görünüyor.
- Martılar büyük mesafeler katedebilirler.
- Martılar, siyah, gri ya da beyaz renkte olabilirler.
Martılar anlamı, kısaca tanımı
Martı : Martıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı (Larus).
Charadriiformes : [Bakınız: yağmur kuşları]. [Bakınız: yağmurkuşları].
Yağmur kuşları : Kuşlar (Aves) sınıfının, karinalılar (Carinatae) bölümünden, parmakları birbirinden çok ayrık, çok değişik yapı ve yaşayışları olan bir takım. (Charadriiformes,olmak üzere 4 alt-takımı vardır.
Alt takım : Bir takım içinde oluşturulan ikinci derecedeki takım.
Kanatlar : Kocaeli şehri, Kandıra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Perdeli : Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan. Perde sağlamak için parmaklarla basılacak yerleri olan (çalgı). Duvaklı.
Yağmur : Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet. Çokluk, bolluk. Çok ve sık düşen, gelen şey.
Kuşlar : Çok hücreli hayvanlardan, omurgalıların geniş bir sınıfı.
Gagala : Ortası oyuk tandır ekmeği, bazlama. Dolu: Öyle gagala yağdı ki, yerler bembeyaz. Tandır ya da fırında pişirilen ufak ekmek. Dolu, yuvarlak. Ortası boş yuvarlak tandır ekmeği. (Susuz Kars).
Parmak : İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.
Takım : Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Takım elbise. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Sigara ağızlığı. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.
Sınıf : Öğrencilerin yıllık öğrenime göre ayrıldıkları bölümlerden her biri. Takımlardan oluşan birlik, dalların alt bölümü. Çeşitli amaçlarla oluşmuş kümeler. Derslik. Belli ortak belirtileri olan tek tek nesneler öbeği. Önemlerine, niteliklerine göre kişi veya nesnelerin yerleştirildiği kategorilerden her biri. Bir toplumda, aynı görevi yapan, aynı yararı sağlayan, aynı şartlarda yaşayan büyük insan grubu, klas.
İçine : İçin edatı.
Gagal : Yeşil kabuğundan çıkarılmış ceviz. Göz bebeği: Gözümün gagalısın. Erkeklik organı.
Kuşla : Köpeğe verilen yat"emri.
Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.
Sivri : Ucu keskin ve batıcı olan. Genel tutumun veya geleneklerin dışında kalan, göze batıcı özelliği olan, aşırı. Ucuna doğru gittikçe incelen. Palamut.
Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.
Perde : Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü. Katarakt. Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar. Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer. İki yeri birbirinden ayıran bölme. Doğruyu görmeye engel olan şey. Seste pes perde. Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey. Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri.
Diğer dillerde Martılar anlamı nedir?
İngilizce'de Martılar ne demek ? : gulls and skuas


Bu kısımda Martılar nedir? Martılar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Martılar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Martılar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.