Masra nedir, Masra ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dokuma tezgâhında atkı ipliklerinin sarıldığı ağaç parçası.

Kabağın küçüğü.

Hıyarın küçüğü.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: masır].

Masra ile ilgili Cümleler

  • Bütün masraflar benden.
  • O, masrafları karşılamak için yeterli paradır.
  • Bu ay masraflarımı azaltmak zorundayım.
  • Çocuklar masraflıdır.
  • Oğlunun İngiltere'deki eğitim masraflarını karşılayacak paran vardı ama o gitmedi değil mi?
  • Masraf umrumda değil.
  • Benim Japonya'ya olan seyahat masraflarım üniversite tarafından ödendi.
  • O masraflı bir hataydı.
  • Fakir olmak masraflıdır.
  • Annesi onun eğitimi için ödemeyi reddetti bu yüzden o, üniversitede iken kendi masraflarını ödemek için bir hizmetçi olarak çalıştı.
  • Geçim masraflarını azaltsan iyi olur.
  • Masraf binlerce doları bulacak.
  • “Bir adamın hiç tanımadığı insanlar için bu kadar zahmet ve masrafa girmesine bir türlü akıl erdiremiyorum.”

Masra ile ilgili Atasözü veya Deyim

masraf etmek : para harcamak.

masraf görmek : alışveriş veya ödeme işlerini yapmak.

masraf kapısı açmak : para harcamayı gerektiren bir işe girişmek.

masrafa girmek : bir iş veya yapım için çok para harcamak.

masrafı çekmek : bir iş için gereken parayı ödemek, gideri karşılamak.

masraftan çıkmak : beklenmedik bir sırada para harcama durumunda kalmak, paradan çıkmak.

 

Masra anlamı, kısaca tanımı

Masraf sepeti : Pazara götürülen sepet

Cari masraf : Belirli bir dönemde yapılmış olan harcamalar.

Mahkeme masrafı : Dava gideri.

Masraf : Harcanan para, gider. Bir şeyin yapımında kullanılan gereç, harç.

Masraf kapısı : Para harcamayı gerektiren bir iş.

Masraflı : Çok masraf gerektiren, pahalıya çıkan.

Masrafsız : Masraf gerektirmeyen veya az masrafı olan, ucuza mal olan. Külfeti az bir biçimde.

Dokuma tezgahı : Dokuma işinin yapıldığı makine veya araç.

Atkı iplik : Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik kumaşın en ipliği.

Tezgah : Genellikle dükkânlarda satıcıların önündeki uzun masa. Kahve, meyhane vb.nde müşterilerin üzerinde yiyip içtikleri uzun masa veya büfe. Üzerinde genellikle el veya küçük makinelerle iş görülen yapım aracı. Tersane. Genellikle yasal olmayan bir işi yapmak için tutulan uygunsuz yol. iş masası.

Dokuma : Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.

Parça : Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan ya da artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Nesne. Tane. Güzel, alımlı kız veya kadın. Müzik eseri. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Pasaj.

Masır : [Bakınız: masıra]. Dokuma tezgâhında atkı ipliklerinin sarıldığı ağaç parçası. Masura. İnce kamıştan yapılan iplik makarası. Dokuma tezgahlarında üzerine ip sarılan kendirsapı, genellikle bir yıllık incir ağacı ya da teneke boru.

 

Hıyar : Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki (Cucumis sativus). Bu bitkinin iri, yeşil ürünü, salatalık. Kaba saba, görgüsüz, budala. Bir şeyi seçmekte veya yapıp yapmamakta özgürlük.

İplik : Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri. Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi.

Parç : Şişman adam. Topraktan yapılmış yoğurt kabı. Emzikli testi, topraktan yapılmış ibrik. Bakır su tası. Bakır su tası, maşrapa. Su tası. Bakır su bardağı. (Başkışla Karaman Konya).

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Ması : Küf kokusu. Tatlı su balığı.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Atkı : Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

Diğer dillerde Masoterapi anlamı nedir?

İngilizce'de Masoterapi ne demek ? : massotherapy