Meddling türkçesi Meddling nedir

Meddling ile ilgili cümleler

English: Great strain was put on Moustapha and Jale's marriage by the constant meddling of Jale's mother.
Turkish: Jale'nin annesinin sürekli karışmasından Mustafa ve Jale'nin evliliğine büyük bir gerginlik konuldu.

English: I have no intention of meddling in your affairs.
Turkish: İşlerine karışmaya niyetim yok.

English: Stop meddling.
Turkish: Karışmayı bırak.

English: You're too meddling.
Turkish: Sen çok burnunu sokuyorsun.

Meddling ingilizcede ne demek, Meddling nerede nasıl kullanılır?

Intermeddling : Karışmak. Başkalarının işine karışan. Burnunu sokmak. Müdahale eden. Burnunu sokan. İşe karışan.

Meddle : Burnunu sokmak. Karışmak. Karışmak (birisinin işine).

Meddle in : Burnunu sokmak.

Meddle some : Herşeye burnununu sokan. Müdahaleci.

Meddle with : Maydanoz olmak. Lafa karışmak. Kurcalamak. Bulaşmak. Burnunu sokup berbat etmek. Salça olmak. Burnunu sokmak.

Meddlesome : Her işe karışan. Her şeye burnunu sokan. Müdahaleci. İşe karışan. İşgüzar.

Meddlers : Burnunu sokan kimse. Her şeye burnunu sokan kimse. Herkesin işine burnunu sokan kimse. Herkesin işine karışan kimse. İşgüzar. Karışan kimse.

Officious intermeddler : Mahkeme tarafından sözleşme imzalaması ve tarafların niyetleri ile ilgili tanıklık etmesi için orada bulunuyormuş gibi görülen davayı etkilemeyen etken (hukuk terimi).

 

Meddler : Herkesin işine burnunu sokan kimse. Her şeye burnunu sokan kimse. Burnunu sokan kimse. Her şeye burununu sokan kimse. Karışan kimse. Herkesin işine karışan kimse. İşgüzar.

Intermeddle : Karışmak. Burnunu sokmak.

İngilizce Meddling Türkçe anlamı, Meddling eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Meddling ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Intervenient : Bölen kimse. Ayıran kimse. Karışan kimse. Araya giren kimse. Sözünü kesen kimse.

Officious : Her şeye burnunu sokan. Yarı resmi. Yılışık. İşgüzar. Her işe burnunu sokan. Ukala. Çokbilmiş.

Embroilment : Anlaşmazlık. Bozuşma. Karışıklık.

Commingling : Kaynaştırma. Karıştırma. Kaynaşma. Kaynaştırmak. Karıştırmak. Kaynaşmak. Karışmak.

Amalgamates : Cıva ile karıştırmak. Birleştirmek. Bileştirmek. Firma. Birleşmek. Kaynaşmak. Karışmak. Karıştırmak. Katılmak.

Interfering : Müdahale eden. İşgüzar. Her şeye burnunu sokan. Herşeye karışan. Aykırı düşen. Müdahaleci. Çatışan.

Interposition : Müdahale. Aracılık. Araya koyma. Araya girme. Üst üste binme. Tavassut.

Intermeddler : İşe karışan kimse. Başkalarının işine karışan kimse. Müdahale eden kimse. Burnunu sokan kimse.

Intervener : Karışan kimse. Arabulucu. Araya giren kimse veya şey.

Interferant : Patent ofisine şikayette bulunan.

Meddling synonyms : busybodied, meddlesome, amalgamations, engaged in, interferences, implication, interposal, concernment, intrusive, busy, intervening, crosstalk, snoops, snooped, change of state, embroilments, interveners, intermeddling, snoop, tampering, amalgamate, interference, amalgamation.

 

Meddling zıt anlamlı kelimeler, Meddling kelime anlamı

Meddling antonyms : unintrusive.

Meddling ingilizce tanımı, definition of Meddling

Meddling kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Meddlesome.