Melanins türkçesi Melanins nedir

Melanins ingilizcede ne demek, Melanins nerede nasıl kullanılır?

Melanin : Vücutta deri, kıl ve göze renk veren hücre içi veya hücreler arasında bulunan, kahverengimsi-siyah tanecikli, melanosit adı verilen dentritik hücreler tarafından üretilen, iç kaynaklı bir pigment. Melanin. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Tirozinaz enzimi ile tirozinden meydana gelen, hayvanın derisine renk veren, bitkilerde de bulunan, siyah, kahverengi pigmentler.

Melanine : Endojen pigmentlerinden olan, melanosit adı verilen dentritik hücreler tarafından yapılan, hücreler içinde veya arasında kahverengi veya siyah küçük granüller halinde bulunan madde. Melanin.

Melanic : Melanik.

Melanie : Kadın ismi. Bir bayan ismi.

Melanism : Renk maddelerinin fazlalığı. Melanizm. Hayvanların aşırı ölçüde pigmentlenmesi. Koyu renklilik. Melaninleşme. Siyah melanin pigmentinin fazla oluşması. Renk maddesi fazlalığı. Aşırı esmerlik. Koyu esmerlik. Renk maddesinin fazlalığı.

Melancholic : Melankolik. Hüzün verici. Bunalımlı. Mahzun. Hüzünlü. Karasevdalı.

Melancholia : Karaduygu. Karasevda. Melankoli.

Melanistic : Koyu esmer.

Melanisms : Hayvanların aşırı ölçüde pigmentlenmesi. Melanizm. Renk maddelerinin fazlalığı. Koyu esmerlik. Renk maddesinin fazlalığı. Koyu renklilik.

 

Acromelanism : Akromelanizm. Tüy örtüsü renginin yüksek sıcaklıkta açılması, düşük sıcaklıkta ise koyulaşmasıyla belirgin, siyam ve himalaya kedileriyle tavşanlarda görülen genetik bozukluk. melanin üretiminde rol oynayan enzimlerin yüksek sıcaklıkta yıkımlanmasından kaynaklanır.

İngilizce Melanins Türkçe anlamı, Melanins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Melanins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Undercurrent : Gizli cereyan. Dip akıntısı. Gizli etki. Altakıntı. Alt akıntı. Gizli eğilim.

Refinement : Arındırım. Geliştirme. Arıtım. Kemal. Kibarlık. Arıtma. Bir ölçme aracının değişik ölçüm boyutlarına ilişkin öğelerden ya da ölçümün çeşitli yanılgılardan ayıklanması. İncelik. Naziklik. Şeker, yeryağı, metal gibi özdeklerin katışıklardan ayrılarak elde edilme işlemi.

Import : İma etmek. İthal etmek. İthal malı. Dışarıdan almak. Belirtmek. İthal. İçeri aktarım. Önemi olmak. Dışalım.

Point : Noktalamak. Doğrultmak (silah). Sayı. Bitirmek. Ucunu sivriltmek. Çıkmak (çıban vb). Sivriltmek. Uç vermek. Uç. Nokta.

Lesson : Azar. Paylama. Çimke. Ders. İbret. Hisse.

Tenor : En tiz erkek sesi. Gidiş. Vade. Tenor. Tiz, açık erkek sesi. Cereyan. Akış. Genel anlam. Gidişat. Anlam.

Nicety : İnce ayrıntı. Hassas nokta. İncelik. Hassas çekit. Tamlık. Dakiklik. Titizlik. Hassaslık. Güzel şey. Hassasiyet.

Connotation : Kelimenin asıl anlamı yanında, kullanıma bağlı olarak kazandığı yeni anlam(lar): baş kelimesinin asıl anlamı dışında «bir topluluğu yöneten kimse, lider», «bir şeyin başlangıcı (ay başı, yıl başı, satır başı)», «temel esas» (her işin başı sağlıktır), «bir şeyin uçlarından biri» (yolun iki başı, «tane, sayı» (iki baş sarımsak, üç baş inek, altı baş aile), «bir şeyin yakını veya çevresi» (ocak başı, havuz başı, mangal başı) vb. pek çok yan anlamı vardır. ayak, göz, parmak, boğaz, burun gibi organ adları da epey yan anlamlara sahiptir. türkçmiz bu bakımdan her yönü ile zengin bir özellik taşır. karşıtı asıl anlam’dır. Konotasyon. Yan anlam. Çağrışım. Diğer anlam. İma. Bir sözcüğün çağrıştırdığı şey. Çağrıştırdığı anlam. İfade.

 

Nuance : Ayırtı. Tiyatro konuşmasında, söylenecek bir parçada ana düşünceyi tamamlayan tümce ya da tümceler. Nüans. İnce ayrıntı. Küçük fark. İnce fark.

Intent : Niyetli. Meram. Maksat. İstekli. Kararlı. Meşgul. Dalmış. Dik. Azimli. Kasıt.

Melanins synonyms : grammatical meaning, undertone, substance, intension, effect, lexical meaning, purport, idea, signified, symbolization, essence, symbolisation, semantics, melanin, moral, signification, spirit, subject matter, burden, strain, content, core, subtlety, reference, denotation, shade, referent, melanine, sense, overtone, significance, message, gist.

Melanins zıt anlamlı kelimeler, Melanins kelime anlamı

Whiten : Beyazlamak. Solmak. Beyazlaşmak. Ağartmak. Beyazlanmak. Aklatmak. Beyazlatmak. Aklamak. Ağarmak. Renk açmak.