Nuance türkçesi Nuance nedir
- İnce ayrıntı.
- İnce fark.
- Tiyatro konuşmasında, söylenecek bir parçada ana düşünceyi tamamlayan tümce ya da tümceler.
- Küçük fark.
- Nüans.
- Ayırtı.
Nuance ile ilgili cümleler
English: This word has a subtle nuance to it.
Turkish: Bu sözcüğün ince bir nüansı var.
English: Mr Jones is very sensitive to the nuances of English and American usage.
Turkish: Bay Jones, İngiliz ve Amerikan kullanımları arasındaki nüanslara çok duyarlıdır.
Nuance ingilizcede ne demek, Nuance nerede nasıl kullanılır?
Nuanced : Çok az değişen. İnce farkları olan. İnce ayrıntıları olan. İncelikli.
Nuances : İnce fark. Ayırtı. Küçük fark. Nüans. İnce ayrıntı.
Continuance : Sürüp gitme. Süre. Süreklilik. Devam etme. Erteleme. Uzatma. Kalıcılık. Bir süreç ya da gidişin aralıksız süregelmesi. Devam. Kesiksizlik.
Continuances : Devam. Süreklilik. Sürüp gitme. Süre. Erteleme. Devam etme. Kalıcılık. Uzatma. Temdit.
Discontinuance : Duraklama. Fasıla. Devam etmeme. Sona erdirme. Devamsızlık. Vazgeçme. Davanın düşmesi. Son verme. İnkıta. Ara.
Hearing continuance : Dava erteleme durumu (hukuk terimi). Davanın ertelenmesi.
Continuant : Sürekli. Sürekli ünsüz.
Attenuant : Atenüant. Kanı sulandırıcı. Sulandırıcı. Hafifletici.
Discontinuances : Kesilme. Vazgeçme. Duraklama. Davanın düşmesi. Devamsızlık. Ara. Devam etmeme. Fasıla. İnkıta. Aralık.
Noncontinuance : Sonuç. Devam etmeme durumu. Sürekli olmama. Ara verme. Kesintililik. Devamsızlık durumu.
İngilizce Nuance Türkçe anlamı, Nuance eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Nuance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Import : İma etmek. Getirtmek. Sokmak. Dışalım. Önemi olmak. Dışarıdan almak. İthal malı. Belirtmek. İthal etmek.
Shading : Isıya karşı koruma. Tarama. Gölgelendirme. Işığa karşı koruma. Gölgelik. Ton farkı. Nüanslama. Gölge. Güneş kıran.
Colour : Dış görünüş. Etkilemek. Ten rengi. Renk değiştirmek. Gerçek yüz. Yüz rengi. Yüzü kızarmak. Maske. Ton.
Meaning : Kasıt. İçerik. Önem. Anlamlı. Meal. Niyetli. Anlam. Kasıtlı. Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim. Değer.
Hue : Renk özü. Çeşit. Nida. Ton (renk için). Renközü. Kırmızı, turuncu, sarı, mavi, yeşil, mor gibi dalga uzunlukları. Mavi, yeşil, sarı, kırmızı, mor vb. ile belirtilen görsel duyulanma vergisi. not: bu vergi renkölçümsel bir büyüklük olan "baskın dalga boyu"nun (yaklaşık) ruhduyumsal (psikosansoriyel) karşılığıdır. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Shade : Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Lambalık. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gölgelendirmek. Renközü. Lambayı, gözden gizlemeye yarayan, saydamsız ya da yayıcı türlü maddelerden yapılmış örtü.
Refinement : Arıtım. Kibarlık. Zariflik. İncelik. Nezaket. Bir ölçme aracının değişik ölçüm boyutlarına ilişkin öğelerden ya da ölçümün çeşitli yanılgılardan ayıklanması. Naziklik. Detay farkı. Zerafet.
Nicety : Hassaslık. Tamlık. Güzel şey. Hassasiyet. Hoş. Dakiklik. Hassas nokta. Kesinlik. Titizlik.
Significance : Değer. Bilişim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir toplum ya da toplumsal küme üyelerinin türlü ekin öğeleriyle ilgili olarak yaptıkları düşünsel çağrışım. Mana. Önem. Ehemmiyet. Bir konumsal gösterimde, her bir basamağın, gerçek sayıya eklenen katkısının değerini belirtmek üzere, o basamaktaki sayı değerinin çarpılacağı katsayı. Anlamlılık. Ağırlık. Gözlemle elde edilmiş bir ölçümün, ilgili işlemler yoluyla sınamadan geçirildiğinde, rastlantıya bağlanamayacak bir değer verme ya da anlamlı olma durumu, bk. anlamlılık sınaması.
Signification : Anlam. İmlem. Delalet. İfade. Signifikasyon. Anlamlama. Mana. İşaretleme. Anlam verme. Meal.
Nuance synonyms : chording, chord, chords, casts, subtlety, nuances, hues, a fine distinction, shadings, subtleties, tint.
Nuance ingilizce tanımı, definition of Nuance
Nuance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A shade of difference. A delicate gradation.

Bu kısımda Nuance kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Nuance ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Nuance anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Nuance ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.