Mess with türkçesi Mess with nedir

Mess with ile ilgili cümleler

English: Don't mess with Ali.
Turkish: Ali ile uğraşma.

English: Don't mess with him.
Turkish: Onunla dalaşma.

English: "How about some horror stories?" "No, I'd rather not mess with those kinds of things."
Turkish: "Bazı korku hikâyeleri hakkında ne diyorsun?" "Hayır, o tür şeylere karışmamayı yeğlerim."

English: Don't mess with me.
Turkish: Benimle uğraşma.

English: Don't mess with me, Tom!
Turkish: Bana bulaşma, Tom!

Mess with ingilizcede ne demek, Mess with nerede nasıl kullanılır?

Mess : Kirlilik. Dağınıklık. Zor durum. Karıştırmak. Dert. Bela. Karışmak. Kötü durum. Asker sofrasında yemek yemek. Ask.orduevinin lokanta kısmı.

With : Birlikte. Nedeniyle. Yanına. -e karşın. Beraber. İle ilgili. İle. -la. Beraberinde. Sayesinde.

Mess about : Saçmalamak. Oyalanmak. Oynayıp durmak. Tembellik etmek. Zırvalamak. Sinek avlamak.

Mess around : Amaçsızca takılmak. Oyalanmak. Dalgasına bakmak. Ağırdan almak.

Mess around with : Düşüp kalmak. Uğraşmak.

Mess call : Yemek borusu. Karavana borusu.

İngilizce Mess with Türkçe anlamı, Mess with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mess with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Cavorted : Zıplamak. Tepinmek. Hoplayıp sıçramak. Sıçramak. Hoplamak.

Attack : Hamle yapmak. Tutulmak. Çatmak. Yakalanmak. Taarruz etmek. Bir dürtüş ya da vuruşun gerçekleşebilmesi için, ileri doğru gelişen saldırı eylemlerinin her birine verilen genel ad. Aşındırmak. Girişmek. Kesin sonuç almak için tarafların kurduğu, oyunu karşı taraf alanına aktaran düzen.

Spar : Boks maçı yapmak. Atışmak. Kavga etmek. Münakaşa etmek. Boks yapmak. Seren. Taneli mısır koçanlarının kurutulmasında kullanılan, kafese benzeyen havadar çardak. Direk. Boks maçı. Ağız kavgası etmek.

Daff : Bir kenara atmak. Aptalca davranmak. Mankafa. Korkutmak. Üşengeçlik etmek. Gözünü korkutmak. Başından atmak. Kenara koymak. Zaman harcamak. Üstünden atmak.

Fleers : Alay. Dalga geçmek. İstihza. Küçümsemek. Taşlamak. Taklit etmek. Eğlenme. Alayla gülümsemek. Eğlenmek.

Bust up : Harap etmek. Kavga. Bozmak. Kavga etmek. Parçalanmak. Son vermek. Sona erme. Mahvetmek. Tartışma.

Agonise : Acı vermeye neden olmak (ayrıca agonize). Eziyet etmek. Can çekişmek. Istırap çekmek. İşkence çekmek. İşkence görmek. Acı çektirmek. Kıvrandırmak. Acı vermek.

Burlesque : Vodvil tiyatro. Taklit ederek alay etmek. Vodvil (tiyatro terimi). Yermek. Alaya alma. Alaylı taklit. Hicviye. Yerme. Gülünç taklit.

Quarrels : Münakaşa. Ağız kavgası. Atışmak. Küsmek. Kavga etmek. Tartışmak. Çekişmek. Kavgalı olmak. Bozuşmak. Becelleşmek.

Mess with synonyms : be smeared, flouted, be involved in, amalgamated, derides, be at war with, be occupied in doing, catch, budging, agonises, burlesques, be occupied with doing, blend, burlesqued, be transmitted by, brawls, caught, spars, draggling, fleered, agonize, deride, contaminate, draggles, amalgamating, quarreller, dance, fleer, cavort, barged, act, attacks, contaminates.