Mole eyed türkçesi Mole eyed nedir

Mole eyed ingilizcede ne demek, Mole eyed nerede nasıl kullanılır?

Mole : Bir avogadro sayısınca molekül içeren özdek niceliği. Ajan. Bir maddenin gram olarak molekül ağırlığı veya gram olarak atom ağırlığı. Gebeliğin erken dönemlerinde embriyo öldüğü halde yavru zarlarının gelişimlerini sürdürmeleriyle oluşan kistik, kanlı, et görünümünde veya üzüm salkımı görünümündeki oluşumlar, yavru zarı molaları. enfekte olabilir ve piyometraya neden olur veya nekroza uğrayarak dölyatağından dışarıya atılır. et (mola carneousa), kese (mola cystica), üzüm salkımı (mola racemosa), içi kanla dolu (mola sanguinolenta) veya villi koriyalisleri aşırı gelişmiş (mola villosa) biçimde görülebilir. Leke. Mendirek. Körsıçan. (vücutta) ben. Muhbir. Avogadro sayısı.

Eyed : Gözlü.

Mole bean : Hintyağı bitkisinin tohumu. Hintyağı bitkisi. Keneotu.

Mole cricket : Kökkurdu. Böcekler (ınsecta) sınıfının, düz kanatlılar (orthoptera) takımından, uzunluğu 5-6 cm kadar, ön bacakları kazıcı tipte, vücudu kadife gibi tüylü, tarla ve bahçelerde toprak altında yaşayan, bitki kökleri yediği için zararlı olan bir tür. Danaburnu. Düzkanatlılardan, 5 cm. uzunlukta olup, dolgun, kahverengi gövdeli, sebze köklerini kemirerek büyük zararlara yol açan gececi böcek; kesegen, bostankesen, buzağıdişi, lagot, kökkurdu, halkalı.

 

Mole fraction : Mol oranı. Bir karışımdaki bileşenlerin her birinin, mol sayılarının karışımdaki toplam mol sayısına oranı. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Özdem oranı. Çözünük ya da çözgen özdecik sayısının, çözeltideki her türden toplam özdecik sayısına oranı. Mol kesri.

Mole plough : Mol pulluğu. Drenaj pulluğu.

İngilizce Mole eyed Türkçe anlamı, Mole eyed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mole eyed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blunt : Küt. Körletmek. Körelmiş. Keskin olmayan. Lafını esirgemeyen. Azaltmak. Dobra dobra. Kaba. Duygusuz.

Amaurotic : Kısmen kör olan. Kör, bakar kör, körlükle ilgili olan. Amorotik. Körlüğe ilişkin.

Blind : Gözünü almak. Pusu. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Köreltmek. Kamaştırmak. Kapatmak. Alem. Körletmek. Jaluzi.

Bacon rind : Beyin. Gözleri görmeyen (doğu londra argosu). Akıl. Domuz pastırması kabuğu.

Blind as a bat : Tamamen kör.

Blunts : Köreltmek. Körletmek. Kör (bıçak vb). Azaltmak. Lafını esirgemeyen. Kısa dikiş iğnesi. Duygusuz. Anlayışsız. Küt.

Have no edge : Avantajı olmamak. Keskin değil. Keskin kenarı olmamak.

Eyeless : Gözsüz. Göz veya gözleri olmayan. Göremeyen.

Dullest : Soluk. En anlayışsız olanı. En sıkıcı olanı. Sıkıcı. En soluk olanı. Sersem. Donuk. Ağır. Fersiz.

Mole eyed synonyms : blind person, duller, blunter, blind as a mole, blindest, dull, bluntest.