Mullens türkçesi Mullens nedir

  • Batı virginia eyaletinde şehir.

Mullens ingilizcede ne demek, Mullens nerede nasıl kullanılır?

Mullen : Nebraska eyaletinde yerleşim yeri.

Mulled : İçime hazırlanmak üzere ısıtılmış ve tatlandırılmış (şarap). Şarabı baharatla kaynatmak.

Mullein : Sığır kuyruğu. Burunca otu. Sığırkuyruğu.

Mulleins : Sığırkuyruğu. Sığır kuyruğu. Burunca otu.

Muller : Öğütme taşı. Kum karıştırma makinesi. Havaneli. Ağır taşlama çarkı. Havan. Mablak. Roleli karıştırıcı.

Mullerian duct : Muller kanalı.

Grey mullets : Kefal topbaş. Birçok türü çeşitli solucanlara arakonakçılık eden balıklar familyası. Has kefal. Pulaterine. Kefal balığı. Kefal has. Kefalgiller. Kefal. Paçoz.

Mullerian ducts : Müller kanalı. Muller kanalı. Omurgalı hayvanlarda wolf kanalına paralel olan ve oviduktu meydana getiren bir çift kanal.

Muller cells : Gözün retina tabakasında, iç ve dış sınırlayıcı zarlar arasında yer alan, büyük, çok sayıda dallanma gösteren, metabolizma hızı yüksek, retinadaki nöronlarla uzantılarını beslemek ve desteklemekle görevli hücreler. Müller hücreleri.

Geiger muller counter : Gayger sayacı. Geiger-müller sayacı. Geiger sayacı. Radyoaktivite varlığını ve yoğunluğunu belirleme cihazı.

İngilizce Mullens Türkçe anlamı, Mullens eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Mullens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sour : Ekşi. Hayatı zehir olmak. Bozmak. Zehir olmak. Mayhoş. Ekşimek. Zehir etmek. Süt kesilmek. Surat asmak. Kesilmek.

Grey mullet : Kemikli balıklar (teleostei) takımının, kefalgiller (mugilidae) familyasından, akdeniz ve karadeniz'de yaşayan bir tür. Kefal. Paçoz. Pulaterina. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, kefalgiller (mugilidae) familyasından, 40-60 cm kadar uzunlukta, avrupa kıyılarında, akdeniz ve karadeniz'de yaşayan bir tür. Kefal balığı. Kobar. Has kefal. Kefal topbaş.

Moody : Huysuz. Karamsar kimse. Birdenbire canı sıkılabilen. Dakikası dakikasına uymaz. Kaprisli. Değişken. Ters. Bunalım. Dengesiz. Kıl.

Fish : Balık eti. Araştırmak. Balığa çıkmak. Denizden çıkarmak. Omurgalı hayvanlardan, sularda yaşayan, yüzgeçleriyle hareket eden, kemikli veya kıkırdaklı olan, soğukkanlı, suda erimiş oksijeni solungaçlarıyla soluyan, genellikle yüzme keseleri bulunan, ayrı eşeyli, yumurtayla çoğalan, çoğunlukla pullu, mekik biçiminde yüzmeye elverişli vücutları olan canlılar. Tutmak. Bulup çıkarmak. Balık tutmak. Avlamak. Balık avlamak.

Morose : Suratsız. Somurtkan. Somurtuk. Huysuz. Aksi. Suratını asıp suspus olan. Bet suratlı. Asık suratlı.

Glum : Hüzünlü. Üzgün. Morali bozuk. Suratsız. Abus. Kasvet veren. Somurtkan. Asık suratlı.

Dark : Akşam. Cehalet içinde. Esmer. Belirsizlik. Koyu renk. Siyaha yakın. Çepel. Gizli. Gölge. Bilgisizlik.

Ill natured : Ters. Serkeş. Sert. Kötü huylu. Huysuz. Zalim. Aksi. Kaba.

 

Dour : Asık yüzlü. Suratsız. İnatçı. Ters. Sert. Soğuk. Aksi. Haşin. Asık suratlı.

Glowering : Ters. Öfkeli. Dik dik bakan. Öfkeli bakma. Öfke ile bakan. Çatık kaşlı. Abus.

Mullens synonyms : gray mullet, saturnine.

Mullens zıt anlamlı kelimeler, Mullens kelime anlamı

Good natured : Yumuşak. İyi huylu. Yardımsever. Babacan. Hoşgörülü.

Clear : Tahliye etmek. Açık olarak beli olan deneysel ve kuramsal verilere ilişkin. İçerdiği taneciklerin çok küçük olmaları nedeniyle içinden geçen ışığın saçılmadığı çözeltilerin niteliği. Temiz. Berrak. Açık. Temize çıkarmak. Tamamen. Uzağa. Bütünüyle.