Sour türkçesi Sour nedir

Sour ile ilgili cümleler

English: His facial expression was more sour than a lemon.
Turkish: Onun yüz ifadesi bir limondan daha fazla ekşiydi.

English: He put sour cream in the spaghetti.
Turkish: O, spagettiye ekşi krema koydu.

English: Lemon is a sour fruit.
Turkish: Limon ekşi bir meyvedir.

English: The fruit is still too sour to eat.
Turkish: Meyve yemek için hâlâ çok ekşi.

English: He likes salads that contain sour cream.
Turkish: O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.

Sour ingilizcede ne demek, Sour nerede nasıl kullanılır?

Sour cherry : Maraska. Ekşi kiraz. Vişne.

Sour clover disease : Küflenmiş taşyoncasının hayvanlar tarafından tüketilmesi sonucu deri altında kanamalar, vajina ve diğer deliklerden kan gelmesiyle ve pıhtılaşmanın gecikmesiyle belirgin zehirlenme. Taşyoncası zehirlenmesi.

Sour cream : Krema. Ekşi krema. Smetana.

Sour faced : Suratsız.

Sour grape : Koruk. Kedi uzanamadığı ciğere murdar der. Elde edilemediği için hor görülen şey (ezop'un the fox and the grapes {tilki ve üzümler} adlı masalından). Henüz olgunlaşmamış üzüm. Ekşi üzüm.

Sour milk : Bozuk süt. Ekşimiş süt. Kesilmiş süt. Ekşi süt.

 

Whiskey sour : Viski kokteyli.

Sour orange : Turunç.

Sweet and sour : Şeker. Tatlı ekşi.

Turn sour : Suratı asılmak. Somurtmak. Kesilmek. Bozulmak. Ekşimek.

İngilizce Sour Türkçe anlamı, Sour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abash : Kırmak. Utandırmak. Karıktırmak. Mahcup etmek. Gururunu incitmek. Pert etmek.

Alloy : Karışım yapmak. İki ya da daha çok madenin birleşim ya da karışımından elde olunan özdek. Alaşım hazırlamak. Alaşımlamak. Ayar. Değerini düşürmek. Birden çok ergimiş metalin karıştırılarak soğutulmasından sonra elde edilen özdek. Halita yapmak. Metal alaşımı.

Break down : Baskıya dayanamamak. Yıkılmak. Arıza meydana gelmek. Duygularını kontrol edememek. Kırmak. Yıkmak. Bölmek. Parçalamak. Kendinden geçmek.

Affect : Hoşlanmak. Etki etmek. Sarsmak. Tesir etmek. Üzmek. Poz yapmak. Tutmak. Yaşamak ( de). Dokunmak. Değiştirmek.

Have the pouts : Gücenmek.

Curdles : Sütü kesmek. Süt kesmek. Peynirleşmek. Pıhtılaşmak. (süt) kesilmek. Kaymak tutmak. Pıhtılaştırmak. Donmak.

Hardest : Çetin. Şiddetli. Sağlam. Güç. Ağır. Sıkı. Ekşimiş. En sert. Katı.

Be at a standstill : İşlemez halde olmak. Durgun olmak. Kesilmiş vaziyette olmak. Durmuş vaziyette olmak. Durmak. Duraklamış olmak. Kımıldamamak. Hareket etmemek.

Became : Leşmek. Güzel durmak. Olmak. Yaraşmak. Laşmak. Haline gelmek. Uymak yakışmak.

Affects : Sevmek. Numarası yapmak. Sarsmak. Etkilemek. Üzmek. Etki etmek. Tutmak. Yaşamak ( de). Dokunmak.

Sour synonyms : ill smelling, malodourous, unpleasant smelling, addling, become depraved, acetous, acetify, tarter, burn out, be cut, acidulated, adulterate, soured, acescent, sourest, lowers, addle, make a face, frounce, making faces, sourer, adulterates, citric, frown, sharpest, curdled, acidulous, ceased, addlings, empoisoned, be destroyed, frowned, piquant.

 

Sour zıt anlamlı kelimeler, Sour kelime anlamı

Fragrant : Mis kokulu. Hoş. Mis gibi. Itırlı. Rayihalı. Güzel kokulu. Kokulu.

Sweeten : Tatlı yapmak. İticiliğini azaltmak. Daha hoş yapmak. Tatlılaştırmak. Tatlılaşmak. Tatlandırmak. Pohpohlamak. Şeker koymak. Yumuşamak. Tatlanmak.

Sour ingilizce tanımı, definition of Sour

Sour kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cause to become sour. Having an acid or sharp, biting taste, like vinegar, and the juices of most unripe fruits. Acid. Tart. A kind temper sometimes sours in adversity. Whatever produces a painful effect. To cause to turn from sweet to sour. To turn from sweet to sour. To become sour. A sour or acid substance. As, milk soon sours in hot weather. As, exposure to the air sours many substances.