Musical türkçesi Musical nedir
- Müzikli oyun.
- Müziğe ait.
- Müzik sever.
- Bestelenmiş.
- Hoş.
- Tatlı.
- Müzikal.
- Musikişinas.
- Müzik eşliğinde yürütülen, daha çok abd'deki melodram ve caz müziğinden gelen etkilerle ortaya çıkmış oyun.
- Müzikle ilgili.
- Tiyatro alanında kullanılır.
- Müziksever.
- Uyumlu.
- Müzikli.
- Müziğe yetenekli.
- Müzik eşliğinde yürütülen, daha çok amerika'dan gelen modern bir tiyatro yapıtı.
- Ahenkli.
Musical ile ilgili cümleler
English: Did you come from a musical family?
Turkish: Müziksever bir aileden mi geldin?
English: Ali comes from a musical family.
Turkish: Ali müzikal bir aileden geliyor.
English: Ali was the first one to recognize Mary's musical talent.
Turkish: Ali Mary'nin müzik yeteneğini tanıyan ilk kişiydi.
English: Can you play any musical instruments?
Turkish: Herhangi bir müzik aleti çalabiliyor musun?
English: Ali was not just interested in Mary's musical abilities.
Turkish: Ali sadece Mary'nin müzikal yetenekleriyle ilgili değildi.
Musical ingilizcede ne demek, Musical nerede nasıl kullanılır?
Musical arrangement : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Müzik düzenlemesi. Belirli bir amaçla yazılmış müzik yapıtını, başka bir amaçla kullanılabilecek biçimde yeniden hazırlama. Aranjman.
Musical clown : Çalgıcı soytarı. Birkaç çalgıyı birden iyi çalan soytarı.
Musical comedy : Müzikal komedi. Müziğin eşliğinde gelişen güldürü. Müziğin eşliğiyle yürütülen bir güldürü. müzikli güldürünün sanatçıları, iyi birer tiyatro oyuncusu oldukları kadar, dans etmesini, şarkı söylemesini de bilirler. Amerikan güldürüsü ile müzikal filmin birleşmesinden doğan film çeşidi. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Müzikli güldürü. Müzik ve şarkılar içeren hafif mizah oyunu. Müzikal.
Musical director : Müzik başyöneticisi. Bir tiyatroda müzik işlerini tasarlayan, uygulatan ve denetleyen sorumlu kişi. Bir filmin müzikle ilgili tüm çalışmalarını yöneten kimse. Müzik görevlisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Musical drama : Hem sözlü tiyatronun, hem de operanın bazı özelliklerini içice kullanan bir müzikli oyun türü. bu tür oyunda dramatik eylem sözlü oyundaki gibi gelişmiş ve operadaki yüceltilmiş, ülküleştirilmiş hareketlerin yerini gerçekçi, inandırıcı hareketler almıştır. konuşmalar müziklidir. bu tür oyunda söylenen aryalar operadaki kadar önemlidir; ancak operada olmayan karakter ve konu derinliğini bu türde buluruz. Müzikli dram.
Musical hearing ability : Müzik kulağı. Çocuğun, tek ve çok sesleri, yükseklikleri bakımından tanıma, ayırt etme ve işitme yeteneği.
Musicales : Bir etkinliğin müzikal kısmı.
Musical instruments digital interface : Müzik gereçleri sayısal arayüzü. Müzik gereçleri sayısal arabirimi. Müzik aletleri sayısal arayüzü.
Musical works : Müzik yapıtları. Müzik eseri. Konusu sözlü ya da sözsüz olan ve iyesine özgü özellik taşıyan ve bir araçla seslendirilen sanat ürünleri.
Musical theatre : Büyük bir kesimi ezgiler ve danslarla gelişen, ama dramatik konuşma öğesini de kullanan tiyatro. operetle olan tek farkı, müzikli tiyatroda caz müziğinin ağır basması dır. Müzik tiyatrosu. Müzikli tiyatro.
İngilizce Musical Türkçe anlamı, Musical eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Musical ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Moving picture : Sinema. Film. Sinema filmi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir).
Pic : Sinema filmi. Ardıl bilgi ölçütü. Azami yük. Resim. Pıc.
Philharmonics : Filarmonik.
Dainty : Nezaket. Zarif. Zarafet. Mükemmel şey. Çıtı pıtı. Düzenli. Özellikle küçük lezzetli kurabiye. Sevimli. Lezzetli şey. Lezzetli.
Blancmange : Pelte. Paluze. Yumuşak başlı. Muhallebi. Kibar. Hafif (yemek). Sütlü pelte.
Delicious : Lezzetli. Ağzına layık. Tadına doyulmayan. Nefis. Leziz. Güzel. Kaymak gibi.
Consonant with : İle uygun. Uygun. İle uyumlu. -e uygun.
Cadenced : Ritmik.
Musicals : Müzikaller.
Appealing : Çekici. Sempatik. Güzel. Cazip. Yalvaran. Yakaran. İsteme. Cazibeli. Hitap eden.
Musical synonyms : picture show, moving picture show, motion picture show, musical theater, flick, alley theme, alto, consonant to, amiable, debonair, agreeable, musical comedy, confectioneries, catchier, analyze, capacitative, bonniest, apollonian, accordant, motion picture, canorous, calli, beautiful, allegory, movie, compatible, adaptable, picture, actor manager, canniest, bonny, amenable, act drop.
Musical zıt anlamlı kelimeler, Musical kelime anlamı
Unmusical : Ahenksiz. Uyumsuz. Geçimsiz.
Musical ingilizce tanımı, definition of Musical
Musical kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A musical sentence. As, musical proportion. A musical voice. Musical instruments. Having the qualities of music. Melodious. Devoted to music. Musical persons. Harmonious. Music. Of or pertaining to music. Or the power of producing music.

Bu kısımda Musical kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Musical ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Musical anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Musical ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.