Musicals türkçesi Musicals nedir

Musicals ile ilgili cümleler

English: What kind of musicals are on Broadway right now?
Turkish: Şu anda Broadway'de hangi tür müzikaller var?

Musicals ingilizcede ne demek, Musicals nerede nasıl kullanılır?

Musical arrangement : Aranjman. Müzik düzenlemesi. Belirli bir amaçla yazılmış müzik yapıtını, başka bir amaçla kullanılabilecek biçimde yeniden hazırlama. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Musical clown : Çalgıcı soytarı. Birkaç çalgıyı birden iyi çalan soytarı.

Musical comedy : Müziğin eşliğinde gelişen güldürü. Müzikal komedi. Müzikal. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Amerikan güldürüsü ile müzikal filmin birleşmesinden doğan film çeşidi. Müzik ve şarkılar içeren hafif mizah oyunu. Müzikli güldürü. Müziğin eşliğiyle yürütülen bir güldürü. müzikli güldürünün sanatçıları, iyi birer tiyatro oyuncusu oldukları kadar, dans etmesini, şarkı söylemesini de bilirler.

Musical director : Bir filmin müzikle ilgili tüm çalışmalarını yöneten kimse. Müzik görevlisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Müzik başyöneticisi. Bir tiyatroda müzik işlerini tasarlayan, uygulatan ve denetleyen sorumlu kişi.

Musical drama : Hem sözlü tiyatronun, hem de operanın bazı özelliklerini içice kullanan bir müzikli oyun türü. bu tür oyunda dramatik eylem sözlü oyundaki gibi gelişmiş ve operadaki yüceltilmiş, ülküleştirilmiş hareketlerin yerini gerçekçi, inandırıcı hareketler almıştır. konuşmalar müziklidir. bu tür oyunda söylenen aryalar operadaki kadar önemlidir; ancak operada olmayan karakter ve konu derinliğini bu türde buluruz. Müzikli dram.

 

Musical program : Televizyonun müziğe ayrılmış olan, müzik yayınını kapsayan izlencesi. Müzik izlencesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Musical hearing ability : Çocuğun, tek ve çok sesleri, yükseklikleri bakımından tanıma, ayırt etme ve işitme yeteneği. Müzik kulağı.

Musical theatre : Büyük bir kesimi ezgiler ve danslarla gelişen, ama dramatik konuşma öğesini de kullanan tiyatro. operetle olan tek farkı, müzikli tiyatroda caz müziğinin ağır basması dır. Müzikli tiyatro. Müzik tiyatrosu.

Musical memory : Müzik belleği. Ton kalıplarını ve türlü müzik seslerini anımsayabilme yeteneği.

Musical works : Müzik yapıtları. Konusu sözlü ya da sözsüz olan ve iyesine özgü özellik taşıyan ve bir araçla seslendirilen sanat ürünleri. Müzik eseri.

İngilizce Musicals Türkçe anlamı, Musicals eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Musicals ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Motion picture : Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Film. Sinema. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinemada gösterilen film. Sinema filmi.

 

Musical comedy : Müzikal komedi. Müzik ve şarkılar içeren hafif mizah oyunu. Müziğin eşliğinde gelişen güldürü. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Müzikli güldürü. Müziğin eşliğiyle yürütülen bir güldürü. müzikli güldürünün sanatçıları, iyi birer tiyatro oyuncusu oldukları kadar, dans etmesini, şarkı söylemesini de bilirler. Amerikan güldürüsü ile müzikal filmin birleşmesinden doğan film çeşidi.

Movie : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Video. Sinema. Film (sinemada gösterilen). Sinema filmi. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Film.

Film : Boş film. Filmleştirmek. Alıcıda ya da basım aygıtında kullanılmamış, duyarkatı ışıkla etkilenmemiş film. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir). Fizik, kimya, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır. Filme çekmek. Çok ince ve yeğni kabuk ya da katman. Çevirmek. Bir çözeltinin yüzeyinde ya da karışmayan iki sıvının ara yüzeyinde oluşan katman. Yaygı.

Pic : Azami yük. Sinema filmi. Pıc. Ardıl bilgi ölçütü. Resim.

Flick : Fiske atmak. Parmak şıklatmak. Fiske. Çabuk bir sallama hareketi. Fiske vurmak. Ani hareket. Hafifçe vurmak. Vurmak. Çırpınmak. Hafif vuruş.

Moving picture : Sinema. Film. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinema filmi. Sinema filmini gerçekleştirmekte kullanılan, selüloitten, saydam, esnek, bükülebilir, eni ve biçimi ölçünlere göre belirlenmiş kuşak; sinemanın ham özdeği. bunun, henüz alıcıda kullanılmamış, duyarkatı etkilenmemiş olanı, boş film. aynı kuşağın alıcıda kullanılmış, üzerinde gizli görüntü oluşmuş olanı, dolu film. (genel anlamda) göstericide kullanılmak üzere her şeyi hazır, tamamlanmamış sinema yapıtı. (filmin siyah-beyaz, renkli, dar, geniş, sesli, sessiz, negatif, pozitif, vb. birçok çeşidi vardır; bunlar kendi maddelerinde ayrı ayrı gösterilmiştir).

Musical : Musikişinas. Müziğe yetenekli. Müzik eşliğinde yürütülen, daha çok amerika'dan gelen modern bir tiyatro yapıtı. Müzik sever. Müziğe ait. Müzikli. Hoş.

Play : Oynatmak. Tutmak. Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. Turneye çıkmak. Kımıldanmak. Eğitim, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Kımıldamak. Rol almak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.

Picture : Görülmeye değer şey ya da kişi. Timsal. Film. Keste. Betimlemek. Görüntü. Düşlemek. Ç. Fotoğraf.

Musicals synonyms : motion picture show, picture show, musical theater, moving picture show.

Musicals zıt anlamlı kelimeler, Musicals kelime anlamı

Unmusical : Ahenksiz. Geçimsiz. Uyumsuz.

Unmusically : Ahenksiz bir şekilde. Müzikal kaliteden yoksun bir şekilde. Uyumsuz bir şekilde. Melodik olmayan bir şekilde. Uyumsuzca. Ahenksizce.