Nasır nedir, Nasır ne demek
Nasır; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- En çok el ve ayağın sürekli sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesiyle oluşmuş deri

"Nasır" ile ilgili cümleler
- "Ellerinde nasır, yüzlerinde nur / Yarına ümitle yürüyenlere / Bir selam uçuralım" - O. V. Kanık
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Yerel basınç uygulanan bölgelerde hiperkeratozis ve epidermis kalınlaşmasıyla belirgin iyi sınırlı, kabarık ve gri renkte deri kalınlaşması ve sertleşmesi, kallus, tilom. Kemik çıkıntılarının bulunduğu diz, dirsek ve göğüs kemiği gibi bölgelerde daha çok görülür.
Nasır isminin anlamı, Nasır ne demek:
Erkek ismi olarak; Yardımcı, yardım eden.
İngilizce'de Nasır ne demek? Nasır ingilizcesi nedir?:
callus, clavus, corn
Fransızca'da Nasır ne demek?:
calus, durillon, callosité, cal
Osmanlıca Nasır ne demek? Nasır Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sefen, nasur
Nasır hakkında bilgiler
Nasır, daha ziyade el ve ayağın sürekli olarak sürtünmelere uğrayan noktalarında üst derinin kalınlaşması ve sertleşmesi ile meydana gelen ve basılınca ağrı veren sertleşmiş deri tümseği. Nedeni, nasırlaşan bölgeye yapılmış olan basınç ve sürtmedir. Ayakta görülen nasırlara çoğunlukla sıkı ayakkabılar neden olur.
Nasır ile ilgili Cümleler
- Benim parmaklarımda nasırlar var.
- Konuşabileceğine inansam ellerindeki nasırları sormak isterdim.
Nasır kısaca anlamı, tanımı:
Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.
Sürtünme : Sürtünmek işi. Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu, delk.
Nokta : Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Orta nokta. Nöbetçi, gözcü, bekçi. Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Yer. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret. Nöbetçi bulunan yer.
Derin : İçten gelen. Ayrıntılı. Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan. Dip. Uzun süren. Yoğun. Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan. Yüzeyden içeri inen.
Kalın : Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Yoğun, akıcılığı az olan. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Enli ve gür (kaş). Etli, dolgun. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Pes (ses).
Sertleşme : İçindeki damarlara kan dolması ile birlikte erkeklik organının sert ve dik duruma gelmesi, ereksiyon. Sertleşmek işi.
Deri : İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Bu tabakadan yapılmış. Toplantı, düğün. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek.
Nasır bağlamak : Nasırlanmak. duygusuzlaşmak, duyarlığını yitirmek.
Nasırına basmak : Birinin çıkarını engellemek.
Nasır yakısı : Nasırı tedavi etmek amacıyla hazırlanmış ilaçlı bant.
Nasırlanma : Nasırlaşma.
Nasırlaşma : Nasırlaşmak işi.
Nasırlaşmak : Duyarlığını yitirmek. Nasır oluşmak.
Nasırlı : Nasırı olan, nasır bağlamış, nasırlaşmış.
Nasırsız : Nasırı olmayan.
Ziyade : Çok, daha çok, daha fazla.
Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân veya vakit. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer.
Basılı : Basımevinde basılmış (kâğıt, kitap vb.), matbu. Basılarak yerleştirilmiş.
Sert : Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı. Titizlikle uygulanan, sıkı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Gönül kırıcı, katı, ters. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Güçlü kuvvetli. Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı.
Bölge : Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka.
Basınç : Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik.
Sürtme : Sürtmek işi.
Nasır bağlamak : nasırlanmak; mec. duygusuzlaşmak, duyarlığını yitirmek. İlgili cümle: "O adamın kalbi nasır bağlamış"
Nasıra : (na:sıra) Bir kız ismi olarak anlamı; Yardımcı, yardım eden.
Nasırga : Harç taşımaya yarayan dört kollu araç, teskere. Ufak sepet. (Boğaz *Susuz -Kars)
Nasırka : Harç taşımaya yarayan dört kollu araç, teskere.
Nasırköy : Sivas kenti, Zara ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Nasırlı cisim : İnsanda ve yüksek memelilerde ön beyin yarım kürelerini birbirine bağlayan büyük bağ. (biyoloji)
Nasırlı cisimler : İnsanda ve yüksek memeli hayvanlarda ön-beyin yarım kürelerini birbirine bağlayan büyük bağ.
Nasırlı yayın : Doğal olarak Doğu Brezilyada yaşayan, boyları 18 cm olabilen, vücudun üst kısmı koyu zeytin yeşilinden koyu yeşile kadar değişen renkte olan akvaryum balığı.
Nasırsı cisim : Fissura longitudinalis cerebrinin tabanında, iki beyin hemisferini birbirine bağlayan, substantia albadan yapılmış oluşum, korpus kallozum.
Diğer dillerde Nasır anlamı nedir?
İngilizce'de Nasır ne demek? : [Nasir (name)] n. corn, callus, callosity
Fransızca'da Nasır : cor [le], cal [le], callosité [la]
Almanca'da Nasır : n. Horn, Hornhaut, Hühnerauge
Rusça'da Nasır : n. мозоль (F), затвердевание (N), затвердение (N)

Bu kısımda Nasır nedir? Nasır ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Nasır tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Nasır hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.