Nationality türkçesi Nationality nedir

  • Bir ulusa ait olma durumu.
  • Milliyet.
  • Millet.
  • Tabiiyet.
  • Uyruk.
  • Ulusallık.
  • Milli özellikler.
  • Ulusa özgü olma durumu.
  • Uyrukluk.
  • Ulusal olma durumu.
  • Ulus.

Nationality ile ilgili cümleler

English: Everyone is very welcome, independent of their nationality.
Turkish: Milliyetlerinden bağımsız olarak herkes çok hoş karşılanıyor.

English: I have French nationality but Vietnamese origins.
Turkish: Milliyetim Fransız ama Vietnam kökenliyim.

English: Everyone is eligible regardless of nationality.
Turkish: Milliyeti ne olursa olsun herkes uygundur.

English: Anyone can participate in the game, no matter what nationality they are.
Turkish: Hangi milliyette olursa olsun herkes oyuna katılabilir.

English: Our true nationality is mankind.
Turkish: Hakiki uyruğumuz insanoğludur.

Nationality ingilizcede ne demek, Nationality nerede nasıl kullanılır?

Nationality principle of the patent : Bulgu belgesinin yalnız verildiği ülkede korunması ilkesi. Bulgu belgesinin ulusallığı.

Bi nationality : Çifte vatandaşlık. İki vatandaşlık sahibi olma durumu. İki vatandaşlık. İki ulusa mensup olma.

Dual nationality : Çifte vatandaşlık. Çifte uyruk.

Foreign nationality : Başka bir ülkenin vatandaşlığı. Yabancı uyruk.

Nationalities : Milliyetler. Uyruk. Milliyet.

 

Nationalisation : Ulusallaştırma. Kamulaştırma. Devletleştirme. Vatandaşlığa kabul etme. Ülke oluşumu. Ulusal hale getirme (ayrıca nationalization). Millileştirme. İstimlak. Yerlileştirme.

Nationalisations : Kamulaştırma. Ulusal hale getirme (ayrıca nationalization). Ulusallaştırma. Ülke oluşumu. Vatandaşlığa kabul etme. İstimlak. Devletleştirme. Yerlileştirme. Millileştirme.

Nationalist : Milliyetperver. Milliyetçi. Ulusçu.

Nationalism : Ulusçuluk. Milliyetçilik. Ulusalcılık. Ekonomik yaşamın devletçe izlenilmesi yöntemi. Nasyonalizm. Yabancı baskısı ve sömürüsünden kurtulmayı, kendi ulusunu sevip onu yüceltmeyi amaçlamaktan, kendi ırkını bütün başka ırklara üstün görüp onları egemenliği altına almayı istemeye dek varabilen öğretilerin genel adı. Her ulusun kendi kültür değerlerini, çıkarlarını ve bağımsızlığını her şeyin üstünde tutarak ve koruyarak varlığını sürdürebileceğine inanan, çok kez bölgesel, uluslararası ya da başka tür değerler üzerinde durmayan görüş. Kavmiyetçilik. Devletçilik. Her ulusun kendine özgü kültür ve geleneklere bağlı kalıp kendi varlığını herşeyin üstünde tutarak yaşaması gereğine inanan görüş.

Nationalist forces : Kuvayı milliye.

İngilizce Nationality Türkçe anlamı, Nationality eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nationality ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nation : Ülke. Ulus devlet. Belli bir sınır içinde yaşayan ve halk kültürüyle seçkin kültürünü yaratan insanların oluşturduğu siyasal toplum, bk. halk kültürü, seçkin kültürü, ulusal kültür. Derebeylik düzeninin yıkılışı ve anamalcı düzenin oluşumu döneminde ortaya çıkan, toprak, ekonomik yaşam, dil, ruhsal yapı ve ekinsel.özellikler yönünden ortaklaşalık gösteren en geniş insan topluluğu biçimi. Kavim. Vatan. Budun.

 

Peopling : Halk. İnsanın, az çok ya da bütünüyle boş bir bölgeyi ele geçirerek işlemesi, canlandırıp şeneltmesi. Aile. İnsan yerleştirmek. Yerleşme. Bir kimsenin yakınları. Kalabalık.

Commonweals : Amme menfaati. Kamu yararı. Devlet.

Allegiances : Sadakat. Tebaalık. Bağlılık. Mensubiyet. Biat. Vatandaşın devletine karşı sadakat borcu. Yurttaşlık.

Guys : Çocuklar. Bağlamak. Rezil etmek. Tennessee eyaletinde yerleşim yeri. Herifler. Arkadaşlar. Beyler. Alay etmek. Halatla tutturmak. Takılmak.

Commonwealths : Kamu yararı. Devlet. İngiliz milletler topluluğu. Bağımsız devlet veya topluluk. Cumhuriyet. İngiliz imparatorluğu. İngiliz uluslar topluluğu. Komonvelt. Milletler topluluğu.

Citizen : Yurttaş. Hemşeri. Uyruklu. İkamet eden kimse. Tebaa. Hemşehri. Bir devlet ya da ulusa mensup kişi. Bir devletin bağımı altında bulunan kimse.

Commonweal : Kamu yararı. Amme menfaati. Devlet.

Subject : Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak değişmeleri gözlenen ya da deneye vurulan edilgen birey ya da canlı. bk. katılmacı denek. Konu. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Maruz bırakmak. Tabi kılmak. Ele alınan, üzerinde konuşulan ya da yazı yazılan düşünce, sorun, durum ya da olay. herhangi bir ders kapsamının, belli bir sürede öğretilecek bölümlerinden her biri. Üzerinde, deney, araştırma, ölçme, sayısal işlem ve değerlendirme yapılan kimse ya da şey. Bir oyunun en kestirme biçimde anlatılabilecek baş olgusu. Bağımlı. Tabi.

Folks : Halk. Akraba.

Nationality synonyms : reich, country, citizenship, commonwealth, folk, community singing, peoples, dependence, nationalities, tribe, allegiance, citizens, everybody, community, position, the nation, status, people, vassals, nationhood, they, subjection, nations, vassal, cultural heritage, dependance, national.

Nationality ingilizce tanımı, definition of Nationality

Nationality kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Patriotism. The quality of being national, or strongly attached to one`s own nation.