Nauseous türkçesi Nauseous nedir

Nauseous ile ilgili cümleler

English: Ali looks nauseous.
Turkish: Ali iğrenç görünüyor.

English: Ali felt nauseous.
Turkish: Ali iğrenç hissetti.

English: Have you ever felt nauseous on a train?
Turkish: Hiç bir trende miden bulandı mı?

English: Ali is feeling nauseous.
Turkish: Ali iğrenç hissediyor.

English: Ali is looking a little nauseous.
Turkish: Ali biraz iğrenç görünüyor.

Nauseous ingilizcede ne demek, Nauseous nerede nasıl kullanılır?

I feel nauseous : Mide bulantı hissediyorum.

Nauseously : Tiksindirici bir biçimde. Midesi bulanarak. Tiksindirici bir şekilde. Mide bulandırıcı bir şekilde.

Nauseousness : Mide bulandırıcılık. İğrençlik. Mide bulandırıcı olma.

Nausea : Mide bulantısı.

Nauseant : Kusturucu ilaç. Mide bulantısı veren ilaç. Mide bulantısına neden olan. Kusturucu. Kusturan. Mide bozulmasına neden olan.

Nauseatingly : İğrenç bir şekilde. Tiksindirici bir halde. Tiksindirici bir şekilde. Mide bulandırıcı bir şekilde.

Nauseates : İğrenmek. Mide bulandırmak. Tiksinmek. İğrendirmek. Bulantı vermek. Tiksindirmek. Midesini bulandırmak. Gönül bulandırmak.

Feel nausea : Bulantı hissetmek.

Nauseas : Bulantı ve kusma. Çalkantı. Noze. Bulantı. Deniz tutması. İğrenme. Tiksinme. Mide bulantısı. Gaseyan.

 

Ad nauseam : Bıktırıncaya kadar. Kusturacak kadar. Bıktıracak derecede.

İngilizce Nauseous Türkçe anlamı, Nauseous eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nauseous ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crying : Göze çarpan. Ağlayan. Çığlık. Apaçık. İvedi. Ağlama. Acil. Büyük.

Cloying : Boğucu. Bıktırış. Aşırı. Bıktıran.

Accursed : Melun. Berbat. Lanetli. Lanetlenmiş. Uğursuz.

Objectionable : Münasebetsiz. Sakıncalı. İtirazı kabil görme. Uygunsuz. Nahoş. İtiraz edilebilir. Hoş olmayan. Mahzurlu. Tatsız.

Cruddy : Çok pis. Kalitesi. Kirli. Berbat. Bir işe yaramaz. Kötü.

Noisome : Kötü kokulu. İğrenç kokulu. Sağlığa zararlı. Muzır. Berbat kokan. Zararlı. Kötü kokan. Pis kokulu.

Fulsome : Kolpa. Fazlasıyla yapmacık. Bıktırıcı. Aşırı yapmacık. Dalkavukça. Müfrit. Aşırı.

Bally : Lanet. Topak topak. Bloody (kahrolası) kelimesinin yumuşak hali (argo terim). Küresel biçimde. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri.

Sick : Yakalatmak. İstifra etmek. Usanmış. Hasret. Midesi bulanmış. Bıkkın. Kusmak üzere. Kusmak. Rahatsız.

Offensive : Taaruza ait. Spor ofansif. Ofansif. Saldıran. Saldırıyla ilgili. Kötü. Çirkin. Pis. Saldırı.

Nauseous synonyms : nauseated, qualmish, accurst, abhorrently, queasy, bratty, clarty, ill, disgustful, abject, detestable, vile, loathsome, execrable, abominable, brattier, atrocious, nauseating, queasier, crummiest, brattiest, unwholesome, disgusting, aversive, sickening, barfy, crummier, sickish, sickest, sicker, abhorrent, queasiest, crummy.

Nauseous zıt anlamlı kelimeler, Nauseous kelime anlamı

 

Wholesome : Yararlı. Erdemli. Haysiyetli. Sıhhatli. Sağlığa yararlı. Ahlak açısından hiçbir sakıncası olmayan. Besin değeri yüksek. Faziletli. Sağlıklı. Besleyici.

Well : Bk. sahne altı. Pınar. Fışkırıp akmak. Apartman boşluğu. Sahne altı üçüncü bodrum. Yeraltı suyundan yararlanmak üzere insan eliyle açılmış, genellikle çember biçiminde, az çok derin çukur. Kaynamak. Fışkırmak. Peki. Sağlığı yerinde.

Nauseous ingilizce tanımı, definition of Nauseous

Nauseous kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Loathsome. Sickening. Disgusting. Exciting abhorrence. Causing, or fitted to cause, nausea. As, a nauseous drug or medicine.