Nest egg türkçesi Nest egg nedir

  • Tasarruf.
  • Fol.
  • Birikim.
  • Emeklilik gibi özel bir amaç için ayırılan ödenek.

Nest egg ingilizcede ne demek, Nest egg nerede nasıl kullanılır?

Nest : İç içe yerleştirmek. Yuvaya yerleşmek. İçiçe koymak. İçiçe düzenlemek. Kuluçka. Yuva. Aynı unsurlardan oluşan küme, özellikle hücrelerin kendilerine yabancı bir dokuda birikmesiyle oluşan kümelenme. kimi neoplastik ve hamartomatöz dermatozislerde, en çok epidermis ve/veya dermis içindeki hücrelerin sınırlı gruplaşmasında görülür. kuşların, yumurtlamak ve yavruların büyütmek üzere hazırladıkları yatak, kuş yuvası veya barınağı. Tutam. Yuvalamak. Yuvalanmak.

Egg : Eşek şakası. Genellikle yuvarlak şekilli, dişi eşey organında mayoz bölünmeleri sonucu teşekkül eden haploit kromozom sayılı, erkek eşey hücresi ile birleşerek zigotu meydana getiren, büyük, hareketsiz, bir hücre. ovum. Kışkırtmak. Taslak. Torpido. Yumurta. Teşvik etmek. Yumurta atmak. Dürtmek.

Nest box : Folluk.

Nest of crime : Suç yuvası. Suçlular sığınağı. Suçluların bir araya geldikleri yer.

Nest provisioning : Yuva iaşesi. Bazı soliter eşek arılarında olduğu gibi, gelişen yavrulara besin getirmek üzere düzenli olarak yuvaya dönme.

Nesta : Bir soyadı. Bir erkek ismi.

İngilizce Nest egg Türkçe anlamı, Nest egg eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Nest egg ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ownership : El. Aidiyet. Sahiplik. Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesinde istediği gibi kullanabilme hakkı. (arazi veya bina için) mülkiyet. Zilyetlik. Bilgisayar, iktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Bir taşınmazın iyesi olmayı, onu kullanmayı, tutuya koymayı ve satabilmeyi sağlayan bireysel hak. Sahip olma.

Economies : İdare. İktisat. Örgüt. Ekonomi.

Accumulation : Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme. Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci. Yığın. Biriktirme. Yığma. Toplanma. Yığılma. Birikinti.

Occupation : Zorla alma. Bir kimsenin geçimini sağlamak için sürekli yaptığı; bilgi, eğitim veya yaratıcı güç gerektiren etkinlik. İşgal. İstila. Zanaatçılık. Meslek. Oturma. İş.

Retrenchments : Personel sayısını azaltma. Kemer sıkma. Kısıntı. Metris içi hendek. Azaltma (masrafları). Kırpma. Kısma (masrafları). Personel sayısında daralmaya gidilmesi. Personel sayısını düşürme.

Amassments : Yığma. Toplantı.

Possession : İrade gücü. Ç.mal mülk. Bir mal üzerindeki kullanma ve iyelik hakkı. Cin çarpması. Sahibi olma. Mülk edinme. Servet. Cinnet. İyelik. Sömürge.

Provident : İhtiyatlı. Tedbirli. Vaktinde gerekli tedbirleri almayı bilen. Hazırlıklı. İdareli. Tutumlu.

 

Accumulations : Yığın. Toplanma.

Conglomeration : Oluşum. Yığın. Yığılma. Küme haline gelme. Küme. Kümelenme. Yığma. Bir araya toplanma. Birikinti.

Nest egg synonyms : buildups, conglomerations, savingness, back demand, coacervation, backlog, accretion, aggregation, accretions, providence, retrenchment, austerities, ownerships, austerity, build up, amassment, backlogs, economy, appropriations, buildup, saving.