Nevre türkçesi Nevre nedir

  • Sinir.
  • Duyu ve hareket uyartılarını beyinden organlara, organlardan beyine ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet.

Nevre ingilizcede ne demek, Nevre nerede nasıl kullanılır?

Nevre block anesthesia : Anestezi edilecek bölgenin sinir iletimini durduracak biçimde sinir çevresine yerel enestezik ilacın nervus frontalisin anestezisindeki gibi enjekte edilmesi. Sinir uzamı anestezisi.

Nevre root inflammatiom : Sinir kökü yangısı. Belkemiği sinirlerinin omurilik ve omurlararası delikler arasında kalan parçaların yangısı, radikulitis.

Pseudonevropteres : Akkarıncaları, günlük böcekleri ve kızböceklerini içine alan böcekler topluluğu. Yalancısinirkanatlılar.

Neva : Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri.

Nevada : Nevada.

Never again : Bir daha asla. Hiçbir zaman. Bundan sonra hiçbir zaman. Bundan sonra asla.

Never a dull moment : Her zaman heyecan dolu. Bir dakika boş duramazsın. Devamlı bir şeyler meydana gelen. Bir an veya dakika bile sıkıcı geçmez. Hiçbir zaman sakin olmayan. Hiçbir zaman sıkıcı olmayan. Sıkıcı değil.

Never do well : İşe yaramaz kimse. Beceriksiz. Serseri.

Never : Taş çatlasa. Bir türlü. Hiç. Hiçbir zaman. Balık kavağa çıkınca. Katiyen. Hiçbir suretle. Asla. Daha da. Hiçbir şekilde.

Neve dekalim : Güneybatı gazze şeridi'nde yahudi dinsel yerleşkesi.

 

İngilizce Nevre Türkçe anlamı, Nevre eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nevre ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Angers : Hiddet. Hiddetlendirmek. Öfke. Fitil vermek. Kızgınlık. Öfkelendirmek. Kızdırmak. Sinirlendirmek. Darıltmak.

Irritating : Kızdırıcı. Sinirlendirme. Sinirlendiren. Rahatsız etme. Tahrik edici. Kaşındırıcı. Kaşındıran. Tahriş edici. Sinir bozucu.

Anger : Kızgınlık. Darıltmak. Hiddetlendirmek. Öfkelendirmek. Sinirlendirmek. Hiddet. Ağaç delgisi. Fitil vermek. Kızdırmak. Öfke.

Crabbier : Gıcık. Dırdırcı. Huysuz. Darmadağın. Karman çorman. Aksi.

Nerve : Cesaret vermek. Birçok sinir telinin bir araya gelmesi ile oluşan yapı. Cesaret. Kuvvet. Cesaretlendirmek. Küstahlık. Asap. Sinirlere hakim olma. Gayret. Damar (yaprak).

Angering : Öfkelendirmek. Fitil vermek. Kızdırmak. Öfke. Darıltmak. Kızgınlık. Hiddetlendirmek. Sinirlendirmek. Hiddet.

Incensement : Kızışma. Çileden çıkma. Bıkkınlık. Kızgınlık. Öfke. Hiddet.

Equanimity : Ölçülü olma. Ilımlılık. Sakinlik. Ağırbaşlılık. Ilım. Soğuk kanlılık. Sükunet. Temkin. İtidal. Soğukkanlılık.

Irksome : Sıkıcı. Bıktırıcı. Can sıkıcı. Kıl. Bezdirici. Yorucu. Usandırıcı.

Boundary : Hudut. Son. Kenar. Çeper. Ara hattı. Sınır. Had. Limit.

Nevre synonyms : ice, furies, arse, crabby, glacier, fibre, crabbiest, fiber.