Nose türkçesi Nose nedir
- Koklayarak bulmak.
- Burun (uçakta).
- Ses vb genizden çıkarmak.
- Koku almak.
- Omurgalı hayvanlarda kısmen koklama sinirlerini taşıyan mukoza zarı ile örtülü bir çift burun boşluğunu içine alan koku alma organı.
- Koklamak.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Genizden çıkarmak (ses).
- Dikkatle ve yavaşça sürmek (araba).
- Burnunu sürmek.
- Burun.
- Yavaş ilerlemek.
- Uç.
Nose ile ilgili cümleler
English: Ali blew his nose loudly during the oboe solo.
Turkish: Ali obua sırasında yüksek sesle burnunu sildi.
English: Ali covered his nose and mouth with his handkerchief.
Turkish: Ali mendiliyle burnunu ve ağzını kapattı.
English: Ali didn't like the look of his nose, so he had a nose job.
Turkish: Ali burnunun görüntüsünden memnun değildi, bu yüzden burnundan bir operasyon geçirdi.
English: Ali can touch his nose with his tongue.
Turkish: Ali diliyle burnuna dokunabilir.
English: A dog's nose is very sensitive.
Turkish: Bir köpeğin burnu çok duyarlıdır.
Nose ingilizcede ne demek, Nose nerede nasıl kullanılır?
Nose cone : Roketin ön kısmı. Uzay roketinin huni şeklindeki ön kısmı. Burun konisi.
Nose dive : Yeryüzüne doğru hızlı atılma (uçak hakkında). Sert düşüş (fiyatlarda veya değerde). Balıklama dalış. Hızlı dalış. Pike. Ani düşüş.
Nose drops : Damlalık ile burnun içinden verilen ilaç. Burun damlası.
Nose fly : Oestrus ovis. Oestridae ailesinde bulunan, larvaları koyunların burun boşluğunda ve sinüslarında parazitlenen, insanlarda oküler miyazise neden olan sinek türü. bu sinek türünün larvaları koyun ve keçilerde burun mukozasının irritasyonu, şişmesi, irinli burun akıntısı ve bazen sinirsel bozukluklara neden olmaktadır, oestrus hominis, oestrus ovis. Burun sineği.
Nose landing gear : Burun iniş takımı.
Ear nose throat specialist : Üst solunum sistemi (kulak burun boğaz) ile ilgili hastalıkların tedavisiyle ilgilenen doktor. Kulak burun boğaz uzmanı.
Nose temperature : Burun sıcaklığı.
Flat nose pliers : Küt burunlu pense. Yassı ağızlı pense.
Nose ring : Burun halkası. Hızma. Boğaların kolaylıkla yönetilebilmesi için burunlarına takılan halka biçiminde aygıt.
Ear nose and throat : Kulak burun boğaz. Tüm bu vücut parçalarını etkileyen hastalıklarla özellikle ilgilenen tıp alanı.
İngilizce Nose Türkçe anlamı, Nose eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Nose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Cape : Harmaniye. Bazı şeylerin sivri ön bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Pelerin. Bir su kütlesine uzanan sivri kara parçası. Çıkıntı. Harmani. Kap.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.
Sniffs : Burun çekmek. Burnunu çekme. Burun kıvırmak. Burnunu çekmek. Kokusunu almak. Havayı koklamak. Sezmek. Dudak bükerek söylemek. İçe çekilen hava.
Edge : Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Eşik (kıyamet veya sorun vb). Kıyı. Kenar çizgisi. Kenar. Keskinletmek. Yan yan ilerlemek. Kuşak izgesi gibi bir girişim ya da kırınım kuşağı çizgi dizgesinin sınır dalga boyu. Keskin kenar.
Apexes : Açı tepesi. Tepe. Zirve. Viraj ortası. Şahika. Günerek. En üst nokta. Doruk.
A cells : Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri. A hücresi.
Cusps : Zirve. Doruk. Sivri uç.
Smelled : Kokusunu almak. Hissetmek. Kokan. Sezmek. Kokmak. Kötü kokmak. Kokusunda olmak.
A chromosome : A kromozomu. Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar.
Aardvarks : Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Damarlı dişliler. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya.
Nose synonyms : schnoz, upper respiratory tract, arteria ethmoidalis, internasal suture, ethmoidal artery, anterior naris, sutura internasalis, human face, neb, a cell, snuffs, proboscis, noses, missile, aardvark, turbinate bone, bit, snufflers, pug nose, a protein, smells, capes, headland, aardwolf, ends, crawl, nuzzle, sniffed, abiotic factor, nuzzled, crawled, smell, a site.
Nose zıt anlamlı kelimeler, Nose kelime anlamı
Rear : Yükseltmek. Art. Arka. Kaldırmak. Şahlanmak. Geri. Beslemek. Bakmak. Büyütmek. Dikmek.
Nose ingilizce tanımı, definition of Nose
Nose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To smell. Meet. To confront. The prominent part of the face or anterior extremity of the head containing the nostrils and olfactory cavities. To scent. The olfactory organ. [Bakınız: Nostril], and Olfactory organ under Olfactory. Be closely face to face or opposite to. Hence, to track, or trace out. To push or move with the nose or front forward. To smell. To sniff. To scent.

Bu kısımda Nose kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Nose ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Nose anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Nose ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.