Now that türkçesi Now that nedir

Now that ile ilgili cümleler

English: Everything is better now that Ali is here.
Turkish: Ali burada olduğundan her şey daha iyi.

English: Ali has probably figured out by now that Mary is John's girlfriend.
Turkish: Ali muhtemelen Mary'nin John'un kız arkadaşı olduğunu şimdiye kadar anlamıştır.

English: Are you making fun of me or what? That's thrice now that I've told you to stop talking and to pay attention to the class.
Turkish: Benimle dalga mı geçiyorsun yoksa ne? Senin konuşmayı kesmeni ve dersi takip etmeni üç kere istedim.

English: How many years is it now that we've known each other?
Turkish: Şimdi birbirimizi tanıyalı kaç yıl oldu?

English: Ali knows now that he shouldn't have gone there by himself.
Turkish: Ali şimdi oraya tek başına gitmemesi gerektiğini biliyor.

Now that ingilizcede ne demek, Now that nerede nasıl kullanılır?

Now : Acilen. Mademki. Hemen. Şimdiki zaman. Derhal. Şu anda. Artık. Şu an. Halen. Şimdi.

That : Öteki. Diye. O. -dığı. -diği. -en. -an. Şu. Bu kadar. Ki.

Now and again : Arada sırada. Sık sık. Zaman zaman. Ara sıra. Bazen. Sürekli olarak.

Now and then : Zaman zaman. Ara sıra. Bazı bazı. Bazen. Arada sırada. Arada bir. Durup durup. İkide bir.

 

Now printing : Aşağıdaki yazdırılıyor. Yazdırıyor. Şu anda yazdırılan. Şimdi yazdırılıyor.

Now printing page : Döküm işlemi sürüyor.

Now reading : Şimdi okunuyor.

İngilizce Now that Türkçe anlamı, Now that eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Now that ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Just : Gücü gücüne. Tek kelimeyle. Yalnız. Dürüstlük. Adalet. Henüz. Doğruluk. Darı darına. Adil.

Now : Acilen. Hemen. Şu tapta. Halen. Şu anda. Derhal. Şimdiki zaman.

Content : Tatmin etmek. Toplumsal olguların kurucu öğelerinin toplamı; bu olgulardaki gelişmelerle biçim değişikliklerinin belirleyici etkeni. Lehte oy kullananlar. Razı. İçerik. Kapsam. Mutlu etmek. Yığın iletişiminde kaynaktan alımcıya iletilen bilginin, iletinin taşıdığı duygu ve anlam yükü. Doyurmak. Olumlu oy miktarı.

Nows : Şimdiki zaman. Acilen. Halen. Hemen. Artık. Şu an. Şu anda. Derhal.

Presently : Şimdilik. Derhal. Az sonra. Şu anda. Kısa süre sonra. Yakında. Hemen. Şu tapta. Halen.

Under these circumstances : Bu durum karşısında. Hal böyle olunca. Bu şartlar altında. Bu ahvalde. Bu şartlarda. -den beri. -un bir sonucu olarak. -dığı için. Bu koşullarda.

Finished : Apreli. İmalatı tamamlanmış. Mükemmel. Tamamlanmış. Tükenmiş. Tamam. Bitik. Tam. Bitirilmiş.

Disposed : Hevesli. Atılmış. Niyetli. Eğilimli. Mütemayil. İstekli. Meyilli.

On the double : Derhal. Bir koşu. Hemen. Yellim yelalim. Çok çabuk. Koşar adım. Fırtına gibi.

Game : Sakat (kol veya bacak). Aksak. Cesur. Sakat. Taraflardan birinin dört sayı kazanmasıyle elde edilen sonuç; şöyle ki, kazanan yan öbüründen en az iki sayı artık olsun. yoksa oyun bu durum sağlanıncaya dek sürer. Dolap. Yiğit. Maç. Eğlenme.

 

Now that synonyms : at the moment, at that, immediate, well then, inasmuch as, in the interest of, gamest, cut and dried, available, for the moment, forasmuch, in hand, nowadays, for as much as, handy, seeing that, in the cause of, forthcoming, seeing, inasmuch, whereas, at once, at point, erelong, hereby, insomuch as, agreeable, that, handier, as, so as, at hand, since.