Obligatory türkçesi Obligatory nedir

Obligatory ile ilgili cümleler

English: If school wasn't obligatory, I would stop going there.
Turkish: Okul zorunlu olmasa, oraya gitmekten vazgeçerim.

English: Presence of all members is obligatory.
Turkish: Bütün üyelerin bulunması zorunludur.

English: Is it obligatory to rent a car?
Turkish: Bir araba kiralamak zorunlu mu?

Obligatory ingilizcede ne demek, Obligatory nerede nasıl kullanılır?

Obligatory anaerobe : Zorunlu anaerob. Oksijenli ortamda yaşayamayan, zorunlu oksijensiz ortamda yaşayan organizmalar.

Obligatory arbitration : Zorunlu hakemlik. Zorunlu tahkim. Anlaşmazlık durumunda iki taraf arasında verilen tahkime başvuru sözü.

Obligatory cartel : Üretimde etkinliği artırmak amacıyla büyük bunalım sonrasında gelişmiş ülkelerde yasalarla oluşturulan karteller. Zorunlu kartel.

Obligatory course : Bir akademik kurumunda alınması zorunlu olan ders. Zorunlu ders.

Obligatory insurance : Zorunlu güvence. Sosyal güvenlik sigortası, deprem sigortası gibi yasal olarak yapılması zorunlu olan sigorta. Mecburi sigorta. Fiziksel ve psikolojik zarara karşı devlet tarafından zorunlu tutulan sigorta. Zorunlu tasfiye. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Yasaların koyduğu zorunluluk gereğiyle yapılan güvence. Zorunlu sigorta.

 

Obligatory service : Yükümlülük. Zorunlu hizmet.

Obligato : Gerekli müzik eşliği. Gereksinim.

Obligatory programming : Zorunlu izlenceleme. Bir ülkede yerli filmleri korumak amacıyla yılda ya da bir sinema mevsiminde belirli sayıda yerli filmin izlencelere konması zorunluluğu. bazı ülkelerde, sinema izlencelerinin, nicelik ve nitelik yönünden uymak zorunda olduğu kurallara göre düzenlenmesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Obligator : Zorunda bırakan kimse. Yükümlü. Zorlayan kimse. Mecbur eden kimse. Borçlu.

Nonobligatory : Zorunlu olmayan. Mecburi olmayan. Gerekli olmayan.

İngilizce Obligatory Türkçe anlamı, Obligatory eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obligatory ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deficient : Gerekli olan. Yetersiz. Açık. Noksan. Güdük. Kifayetsiz. Eksik kalan. Zayıf. Eksik.

Binding agent : Binder. Yapıştırıcı. Bağlayıcı madde. Birleştirici madde.

Connective : Bağlaç. Bağlayan. Birleştirici. Birleşik. Konnektif. Konektif.

Requisite : Lazım. Elzem. Bir durum, koşul ya da bağlamın gerekli öğelerinden her biri. Lüzum. Malzeme. İster. Gerekli şey. İhtiyaç.

Bonder : Bağlantı taşı. Tahvillerle çalışan kimse. Meyve ve sebze üreticileri ile manavlar arasında aracılık yapan kişi. Birleştirici. İki şeyi birleştiren madde. Örgü taşı. Yemiş-sebze aracısı. Bağlayıcı malzeme. Bonolarla uğraşan kimse. Birleştirici madde.

Imperative : Emir kipi. Emreden. Emir belirten. Buyruk. Zorunluluk. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.’nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alım’dır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb. Zorunlu şey. Buyrultu. Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır.

 

Binderies : Mücellithane. Ciltçi. Cilt evi. Birleştirici. Ciltevi. Birleştirme.

Wanted : İhtiyaç var. İstenen. Aranılan. Aranıyor. Aranan. Lazım.

Necessary : Vazgeçilmez. Lazım. Lüzumlu. Gereken. Muhakkak. Gereken şey. Lazım olan.

Apodictic : Örnekle açıklanmış olması nedeniyle tartışılmaz olan. Şüphesiz olarak doğru. İnkar edilemez. Bariz. Belli. Aşikar. Su götürmez. Müsellem. Bariz gerçek.

Obligatory synonyms : incumbent on, binder, imperious, desired, enforcedly, bounden, ought, forced, enforced, coiler, connecting, affined, bound to, compulsive, compulsory, needful, derigueur, conjunctive, coercive, prerequisite, coilers, connecters, coerced, bonders, required, compulsives, connecter, integral, bindery, bounding, material, coercible, binding.

Obligatory zıt anlamlı kelimeler, Obligatory kelime anlamı

Unnecessary : Fuzuli. Gereğinden fazla. Gereksiz. Abes. Lüzumsuz. Faydasız.

Optional : Opsiyonlu. Opsiyonel. İstemli. İsteğe bağlı. Seçimlik. Seçime bağlı. Zorunlu olmayan. Tercihe göre. Seçimli.

Obligatory ingilizce tanımı, definition of Obligatory

Obligatory kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Requiring performance or forbearance of some act. Often followed by on or upon. Imposing duty or obligation. Binding in law or conscience. As, obedience is obligatory on a soldier.