Obsolescent türkçesi Obsolescent nedir

  • Modası geçmekte olan.
  • Az kullanılan.
  • Demode olmaya başlamış.
  • Eskimiş.
  • Eskimeye yüz tutmuş.
  • Demode.

Obsolescent ingilizcede ne demek, Obsolescent nerede nasıl kullanılır?

Obsolescently : Eskimiş bir şekilde. Modası geçmiş bir şekilde. Artık kullanılmayan bir şekilde.

Obsolescence : Modası geçme. Demode olma. Kullanılmaz olma. Obsolesans. Biyoloji, iktisat alanlarında kullanılır. Daha etkin makine veya üretim yöntemlerinin ortaya çıkması dolayısıyla sermaye malının değerinin düşmesi. Fiziki yıpranma veya aşınmaya bağlı olmaksızın bir malın ömrünün; iktisadi, teknolojik ya da başka bir dışsal değişme dolayısıyla kısalması. bk. battallaşma. Önemini kaybetme. Değerini kaybetme. Teknolojideki gelişmeler dolayısıyla iktisadi değerin yitirilmesi.

Obsolescence of capital goods : Battallaşma. Sermaye mallarının fiziksel olarak yıpranmalarından çok, teknolojik gelişme sonucunda eskimeleri.

Built in obsolescence : Bilinçli eskitme. Piyasada istemi sürekli kılmak amacıyla yazılım, bilgisayar ve cep telefonu gibi malların, belirli bir süre sonra yenileriyle değiştirilmelerini sağlayacak biçimde yoğun araştırma - geliştirme etkinlikleri ile sürekli yenilenip, özelliklerinin değiştirilmesi veya geliştirilmesi. Planlı eskitme.

 

Planned obsolescence : Piyasada istemi sürekli kılmak amacıyla yazılım, bilgisayar ve cep telefonu gibi malların, belirli bir süre sonra yenileriyle değiştirilmelerini sağlayacak biçimde yoğun araştırma - geliştirme etkinlikleri ile sürekli yenilenip, özelliklerinin değiştirilmesi veya geliştirilmesi. Bilinçli eskitme. Planlı eskime. Planlı eskitme.

İngilizce Obsolescent Türkçe anlamı, Obsolescent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Obsolescent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Obsoletes : İşe yaramaz. Kullanılmaz olmuş. Köhne. Modası geçmiş. Kullanılmayan. Eski. Hükümsüz. Metruk.

Decrepit : Eli ayağı tutmaz (argo terim). Bir ayağı çukurda. Külüstür. Dermansız. Yıkık dökük. Moruk. Zayıf düşmüş. Eski. Zayıf.

Mustier : Antika. Yavan. Küflü. Küflenmiş. Sönük. Ağır. Küf kokulu. Köhne.

Burnt out : Tükenmiş. Yıpranmış.

Effete : Bitkin. Verimsiz. Efemine. Köhne. Güçsüz. Kısır. Yorgun. Halsiz.

Fogyish : Eski kafalı. Modası geçmiş.

Frayed : Aşınmış. Aşınmiş. Yırtık pırtık. Sinirli. Yorgun. Sökülmüş iplikleri olan (kumaş hakkında). Hırçın. Yıpranmış.

Detrited : Pejmurde. Yıpranmış. Kılıksız. Bayat. Aşınmış.

Archaic : Modası geçmiş. Başlangıç çağı. Geçmişe ait. Eskiye ait, eski devirden kalma arkaik, kalıntı. Gramer, madencilik alanlarında kullanılır. Kadim. Antik. Eski. Arkaik.

Musty : Küflü. Küf kokulu. Yavan. Sönük. Küflenmiş. Köhne. Ağır. Antika.

Obsolescent synonyms : noncurrent, moss grown, fusty, demode, demoded, dated, disused, eroded, antiquated, mustiest, jadish, old fashioned, naff, obsolete, behind the times, hackneyed, buggered.

 

Obsolescent zıt anlamlı kelimeler, Obsolescent kelime anlamı

Current : Güncel. Akarsu debisi. Bir iletken özdek içinde özgür eksiciklerin, eksi ve artı üşerlerin elektriksel alan etkisi ile akışları. Geçer. Suyun akışı. Tedavüldeki. Bugünkü. Yaygın. Geçerli. Şu anki.

Obsolescent ingilizce tanımı, definition of Obsolescent

Obsolescent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Going out of use. Becoming obsolete. Passing into desuetude.