Occupying türkçesi Occupying nedir
Occupying ile ilgili cümleler
English: I think the job's very occupying.
Turkish: Sanırım iş çok meşgul edici.
English: The armed forces succeeded in occupying the entire territory.
Turkish: Silahlı kuvvetler bütün bölgeyi ele geçirmede başarılıydı.
Occupying ingilizcede ne demek, Occupying nerede nasıl kullanılır?
Occupying a position : Bir mevkide olmak. Bir mesleği olmak. Sabit bir işi olmak.
Occupying forces : İşgalci güçler. İşgal güçleri.
Preoccupying : Zihnini meşgul etmek. Kafa yormak. Düşündürmek. Tasalandırmak. Endişelendirmek. Önce kapmak. Kafasını kurcalamak. Endişe uyandırmak.
Reoccupying : Yeniden işgal etmek.
Occupy a position : Bir mesleği olmak. Sabit bir işi olmak. Bir mevkide olmak.
Occupancy : Oturma (ev). Kullanım süresi. Kullanma. İşgal. Belirli bir hizmeti veya tesisi kullanan insan sayısı. Doluluk oranı (otel). İhraz. Ele geçirme. Ev vb oturma. İşgal yoluyla mülkiyetin kazanılması.
Occupy oneself with : İle iştigal etmek.
Preoccupy : Önce kapmak. Düşündürmek. Endişelendirmek. Tasalandırmak. Endişe uyandırmak. Kafasını kurcalamak. Zihnini meşgul etmek. Kafa yormak.
Occupy the mind : Zihnini meşgul etmek. Aklında olmak. Düşüncelerinde olmak.
Occupancies : Oturma (ev). Kullanma. İşgal yoluyla mülkiyetin kazanılması. Doluluk oranı (otel). Kullanım süresi. İşgal. İhraz. Ele geçirme. Belirli bir hizmeti veya tesisi kullanan insan sayısı. Ev vb oturma.
İngilizce Occupying Türkçe anlamı, Occupying eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Occupying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ensconce : Yerleştirmek. Yerleşmek. Kendini yerleştirmek.
Bide : Beklemek. Yıkılmamak. Dayanmak. Kollamak. Sabırla beklemek.
Absorb : Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). İçine çekmek. Kendine katmak. Çekmek. Emmek. Sönümlemek. Absorbe. Özümsemek. Devralmak.
Engrosses : Zaptetmek. Dalmak. Tekeline almak. Yazmak. Çekmek. Temize çekmek. Resmi dille yazmak. (bir işle) meşgul olmak. (dikkat veya zamanını) işgal etmek.
Engross : (bir işle) meşgul olmak. Kaleme almak. Yazmak. Çekmek. Dikkatini vermek. Temize çekmek. Hazırlamak. (dikkat veya zamanını) işgal etmek.
Be seated : Çek bir sandalye. Oturunuz. Oturun. Çek bir tabure.
Keep occupied : Meşgul tutmak.
Gear : Koşum takımı. Donanım. Yönelmek. Vites değiştirmek. Teçhizat. Uymak. Eşya. Çark dişleri birbirine geçmek. Uydurmak.
Engages : Angaje etmek. Çatışmak. Söz vermek. Çekmek. Taahhüt etmek. Garanti etmek. Çarpışmaya girmek. İşe almak.
Take up time : Zaman almak. Vakit almak.
Occupying synonyms : binds, domicile, abide by, take up, bides, take up with, book up, employs, bided, domiciles, prepossess, abideth, bespeaks, hold down, dwell in, ensconces, add up to, occupate, bespeak, bespeaking, amount to, domiciliate, bind, busy with, occupies, affects, employ, occupy with, book, affect, dwell, bespoken, occupy.

Bu kısımda Occupying kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Occupying ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Occupying anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Occupying ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.