Okka nedir, Okka ne demek

Okka; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Okka" ile ilgili cümle

  • "Beş okka şekeri tam on gün idare ettik." - A. Gündüz

İktisat alanındaki kelime anlamı:

1283 gram büyüklüğündeki bir ağırlık ölçüsü.

İngilizce'de Okka ne demek? Okka ingilizcesi nedir?:

oke, oka

Okka kısaca anlamı, tanımı:

Kıyye : Okka.

Okka çekmek : Hacminden umulmayacak kadar okka ağırlığında olmak.

Okka her yerde dört yüz dirhem : Konuşulan bir gerçeğin açıklığını ve tartışma götürmezliğini anlatmak için söylenen bir söz.

Okkanın altına gitmek : Haksız yere ezilmek, bir zarar veya ceza görmek.

Okkalama : Okkalamak işi.

Okkalamak : Gereğinden çok övmek veya ilgi göstermek, koltuklamak, pohpohlamak. Bir şeyin ağırlığını yaklaşık olarak anlayabilmek için elle yoklamak.

Okkalı : Çok, fazla. Kiloca fazla olan, ağır çeken. Ağır, şiddetli.

Okkalı kahve : Bol kahve ile yapılmış ve büyük fincana konulmuş kahve.

Okkalık : Herhangi bir okka ağırlığında veya oylumunda olan.

Altı okka etmek : Birini kollarından ve bacaklarından tutup yukarı kaldırarak sallamak veya götürmek.

Dostluk okkayla alışveriş dirhemle : "dostluğun değeri ölçülemez, alışverişse ölçülü yapılmalı" anlamında kullanılan bir söz.

 

Kilogram : Bin gramlık bir ağırlık ölçü birimi, kilo (kg).

Dirhem : Okkanın dört yüzde birine eşit olan, 3,207 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü. Bir tür gümüş para.

Ağırlık : Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Ağır olma durumu. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Sıkıntı. Değerli olma durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Takı. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sorumluluk. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yük, külfet. Ağırbaşlılık.

Ölçü : Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Ölçüt. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Belirlenmiş boyut. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Değer, itibar.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri.

 

Okkan : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Hareketli ve güçlü soydan gelen kimse.

Okkası camdan : Budala, delimsi.

Okkasiyonal parazit : Geçici parazit.

Okkayışı : Atarabası, saban ya da kağnıya koşulan hayvanların boyunlarına takılan hamutu arabanın okuna bağlayan kayış. (*Senirkent -Isparta; Yenikent *Aksaray -Niğde)