Onuses türkçesi Onuses nedir

Onuses ingilizcede ne demek, Onuses nerede nasıl kullanılır?

Bonuses : İkramiye. Bonus. Sürpriz. Kar payı. Teşvik primi. Prim.

Nonuser : Kullanıcı olmayan. Hakkını kullanmama. Kullanmayan. Bir hakkı kullanmama. Kullanıcı olmayan kimse.

Nonusers : Kullanıcı olmayan kimse. Kullanıcı olmayan. Kullanmayan. Hakkını kullanmama. Bir hakkı kullanmama.

Onus of proof : İspat külfeti. Kanıtlama zorunluluğu. Kanıtlama yükümlülüğü.

Onus probandi : Kanıtlama zorunluluğu. İspat yükü. İspat külfeti. Kanıtlama yükümlülüğü. İspat yükümlülüğü.

Bonus shares : Bonus pay. Hediye olarak alınan ekstra hisse. Bonus hisse.

Bonus : İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İşteki başarım, doğum, evlenme, bayram, yılbaşı, işletmenin kuruluş yıldönümü gibi nedenlerle veya yasa ve sözleşmeye bağlı olarak normal ücrete ek olarak işveren tarafından işçilere yapılan ödeme. Prim. Ödül. Teşvik primi. Özence. Sürpriz. İkramiye. Kar payı. Hediye puan.

Bonus score : Ödül skor.

Bonus points : Daha sonra hediye almak veya indirimlerden faydalanmak üzere müşterilere verilen puanlar. Bonus puan. İlave puanlar. Bonus puanlar. Fazladan puanlar. Ek puanlar. Ekstra puanlar.

 

Bonus earnings : İkramiye kazançları. Belirli standardın üzerinde yapılan ve üretim nedeniyle olağan aylık ya da ücrete ek olarak yapılan ödemeler. Kar payı kazançları.

İngilizce Onuses Türkçe anlamı, Onuses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Onuses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commitment : Kesin karar. Bağlantı. Havale. Bağlanma. Taahhüt. Söz verme, zorunluluk, yüklenme. Hapis hükmü.

Burden of proof : İspat yükü. Kanıtlama yükü. Kanıtlama zorunluluğu. Mahkemede görülen bir davada bir tarafın belirli bir konuyu kanıtlama sorumluluğu. Kanıtlama zorunluğu. İspat külfeti. Beyyine külfeti. İspat yükümlülüğü. İspat mecburiyeti.

Custody : Vesayet. Tutukluluk. Nezaret. Gözetim bakım. Gözaltı. Hapsetmek. Tevkif. Hapis. Velayet.

Duty : Vergi. Ödev. Vecibe. Eşya ve kişilerin ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında denetimlerinin yapıldığı ve vergilerin tahakkuk ettirildiği kamu kuruluşu. bk. gümrük vergisi. İş. Güç. Saygı. Belirli bir işin veya hizmetin yapılması için yetkili makamlar tarafından verilen izin karşılığında elde edilen vergi benzeri bir gelir. Borç.

Employment : İş. Memuriyet. İstihdam. Uğraş. İş alma. Görevlendirme. Geniş anlamda üretim faktörlerinin, dar anlamda ise emeğin üretim sürecinde kullanılması. Çalıştırma, işe alma, kullanma. işgücünü kapsayan bölümün çalıştırılması tekniği. İşlendirme. İş verme.

Tax : Suçlamak. Yük olmak. Mahkeme masrafını belirlemek. Kesenek, ücret, ödül, bahşiş ve benzerleri gibi belirli bir işgörümü karşılığı ilgiliye ve alacaklısına yapılan ödeme. hükümetçe görülen kişi işleri için devlet veznesine ödenen para. (tapu harcı, mahkeme harcı gibi.). Vergi koymak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Vergilendirmek. Zorlamak. Vergi.

 

Bulks : Büyümek. Önemli olmak. Hacim. Cüsse. Çoğunluk. Toplu. Ekseriyet. Yığın. Kütle. Büyütmek.

Onerousness : Külfetlilik. Zahmet. Sıkıntı. Sıkıntılı olma. Ağırlık.

Burthens : Yüklemek. Bir yük koyarak ağırlaştırmak.

Duties : Vergiler. Hizmet. Rüsum. Gümrük vergisi. Gümrük vergileri. Ödevler. Gümrük. Devlet alacaklarına ilişkin haklarla vergilerin gereği gibi gerçekleşmesi, izlenilmesi ve alınması sağlanılmak üzere yasalarıyla görevlilerine verilmiş, yapılmaması halinde sorumluluğu gerektiren ödevler.

Onuses synonyms : assignments, task, business, carload, encumbrances, answerability, amenability, onus, charge, tasks, imposition of duties, burden, discommodity, bulk, devoir, burthen, responsibilities, appointment, commissions, fresh, accountability, businesses, cargo, cargoes, compulsions, blame, responsibility, care, asgmt, babies, berth, impositions, accountableness.

Onuses zıt anlamlı kelimeler, Onuses kelime anlamı

Dirty : Kirli. Kirletmek. Edepsiz. Açık saçık. Lekelemek. Pislemek. Bulaştırmak. Aşağılık. Pislenmek. Bozuk.

Active : Bilgisayar, fizik, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aktif. Canlı. Kıvrak. Etkin, işler durumda, etkili. Üretken. Hareketli. Faal. Etken. İşleyen.