Oodles türkçesi Oodles nedir

Oodles ile ilgili cümleler

English: I am eating noodles.
Turkish: Erişte yiyorum.

English: Do you like noodles with beef?
Turkish: Dana etli noodle sever misin?

English: I had instant noodles as a midnight snack.
Turkish: Gece yarısı aperatifi için anlık erişte yedim.

English: "Pad See Ew" is a Thai dish made with flat, broad rice noodles.
Turkish: "Pad See Ew", Tayland mutfağına özgü, düz ve geniş kesimli bir pirinç makarnasıdır.

English: Ali ate a bowl of instant noodles.
Turkish: Ali bir kase çabuk hazırlanan erişte yedi.

Oodles ingilizcede ne demek, Oodles nerede nasıl kullanılır?

Oodles of : Yığında. Pek çok. Çok fazla.

Bloodless : Solgun. Kansız. Kan dökmeden yapılan. Renksiz. İnsanca duygulardan yoksun. Cansız. Öldürücü olmayan. İlgisiz. Ruhsuz. Duygusuz.

Bloodlessly : Kansız bir şekilde. Renksiz olarak. Duygusuz bir şekilde. Cansız bir şekilde. Solgun bir halde.

Bloodlessness : Anemi. Kansızlık. Alyuvar sayısının normalden az olması. anemi.

Boodles : Cemaat. Para. Rüşvet. Anafor.

Hoodless : Kapuşonsuz. Kukuletasız.

Caboodles : Hepsi. Cemaat.

Bloodletting : Şiddetli tartışma. Personel sayısını düşürme. Kan dökme. Kan çıkarma. Damardan kan alma. Katliam. Kan alma (hastadan). (personel ve diğer kaynaklarda) kan kaybetme veya kaybı veya küçülmeye veya azaltmaya gitme. Kan çekme. Personel azaltımı.

 

Woodless : Ormansız. Ağaçsız. Odunsuz. Ahşapsız. Tahtasız.

Bloodletter : Kan alan. Kan alma uzmanı. Tıbbi amaçlarla kan alan kimse.

İngilizce Oodles Türkçe anlamı, Oodles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Oodles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Copious : Çok. Verimli. Dağarcığı geniş. Bol. Çok bol. Anlamlı. Bereketli. Üretken. Bol (çok).

Ever so much : Birsürü. Çok fazla miktarda. Fazlasıyla. Derecesiz. Çok çok. Çok fazla.

Tons : Yığın.

Loads : Büyük sayı. Düzineler. Çok. Bir sürü. Çok fazla.

Copiousness : Çeşitleme. Bereketlilik. Değişiklendirme, çeşitlendirme. Bereket. Kelime dağarcığı geniş olma. Bolluk (çok olma).

Abundances : Bet bereket. Coşkunluk. Bereket. Külliyet. Miktar. Refah. Taşkınlık. Servet. Zenginlik.

Barrel : Fıçıya koymak. Namlu. Uçmak. Varil. Makara. Taşıma çubuğu. Uçmak (argo terim). Çark. Yakıt kovası. Fıçılamak.

Scores : Çok sayıda. Çok sayı. Skorlar.

Bonanzas : Çok karlı iş. Kazanç kaynağı. Zengin maden yatağı. Zengin maden damarı. Beklenmedik zenginlik. Zengin. Beklenmedik kazanç. Zengin maden. Refah.

Muckles : Çok miktar.

Oodles synonyms : large indefinite quantity, large indefinite amount, profusion, large amount, stacks, lashings, a great many, depth, piles, heaps, effusion, amplitudes, amplitude, enormously, dozens, a good number of, immensity, a good deal, muckle, raft, rafts, abundance, a great deal of, a great deal, bonanza, superabundance, lots, bounteousness, a whole lot of, jillions, a world of, spates, affluence.