Tons türkçesi Tons nedir

Tons ile ilgili cümleler

English: According to an estimate, steel production will reach 100 million tons this year.
Turkish: Bir tahmine göre, bu yıl çelik üretimi 100 milyon tona ulaşacak.

English: I have tons of books at the office.
Turkish: Ofiste tonlarca kitabım var.

English: Steel production is estimated to have reached 100 million tons last year.
Turkish: Geçen yıl çelik üretiminin 100 milyon tona ulaştığı tahmin edilmektedir.

English: Every second, the Sun converts 4 million tons of its material into heat and light through the process of nuclear fusion.
Turkish: Her saniye, Güneş malzemesinin 4 milyon tonunu nükleer füzyon sürecinde ısıya ve ışığa dönüştürür.

English: Steel production is estimated to reach 100 million tons this year.
Turkish: Çelik üretiminin bu yıl 100 milyon tona ulaşacağı tahmin edilmektedir.

Tons ingilizcede ne demek, Tons nerede nasıl kullanılır?

Tons of : Tonlarca. Bir sürü.

Tons of money : Bir sürü para. Tonla para.

Tons of times : Defalarca.

Tonsil : Bademcik. Dilin kaidesinde ve yutağın başlangıç bölgesinde yer alan lenf dokusu. Bademcik iltihabı.

Tonsil stones : Bademcik taşları. Bademciklerde bir yabancı cisim etrafında biriken koyulaşmış salgı ve döküntülerden meydana gelen, bezelye büyüklüğüne ulaşabilen, koyu kahve-siyah renkte taşlar, tonsillolit.

 

Tonsilla lingualis : Tonsilla lingualis. Dil kökü mukozasında bulunan bademcik.

Tonsilla tubaria : Tüp bademciği. Tuba auditivanın yutağa açıldığı delik çevresindeki lenforetiküler doku kümelenmeleri.

Tonsillar : Bademcikle ilgili. Bademcik (ile ilgili). Bademcik. Tonsiler.

Tonsillitis : Bademciklerin, özellikle de damak bademciklerinin yangısı ve büyümesi. bakteriyel ve viral nedenlerle biçimlenir, tonsillitis. Tonsillitis. Tonsilit. Bademcik yangısı. Bademcik iltihabı.

Tonsilitis : Faranjit. Bademciklerin iltahaplanması. Tonsilit. Bademcik iltihabi. Anjin.

İngilizce Tons Türkçe anlamı, Tons eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Tons ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wads : Tıkamak. Vatka koymak. Pamukla doldurmak.

Accumulation : Toplanma. Biriktirme. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Yığılma. Yığma. Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci. Teraküm. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon. Birikme.

Batches : Bir defada alınan miktar. Bir fırın ekmek. Parça. Grup.

Body : Gövde. Miktar. Sesini elektrik ve yardımcı düzenekler aracılığıyla duyurabilen telli çalgıların içi dolu geniş bölümü. Bilgisayar, gitar, iktisat alanlarında kullanılır. Birlik. Zümre. Beden. Ceset. Bir sınıf veya bu sınıf içindeki bir grup. Karoser.

 

Piles : Hemoroit. Emoroitler. Basur memesi. Hemoroid. Basur. Mayasıl.

Scads : Bir dolu. Çok fazla. Hayli. Büyük miktarda (argo terim). Bir çok. Sürüsüne bereket. Çok sayıda.

Bulk : Esas kısmı. Genişlemek. Boy. Cüsse. Ekseriyet. Önemli olmak. Şişmek. Yük. Büyümek.

Agglomerations : Yığışma. Bir araya toplama. Toplama. Yığılma. Halter. Küme. Yığma. Yığışım. Bağlantı noktası.

Bodying : Cüsse. Gövde. Hacim. Beden. Ceset. Yoğunluk. Esas. Miktar. Vücut.

Accumulations : Birikim. Toplanma.

Tons synonyms : large indefinite amount, large indefinite quantity, lashings, bulks, heaps, dozens, lots, slews, aggregation, loads, scores, gobs, aggregations, banks, batch, budget, bank, stacks, budgets, oodles, rafts, agglomeration.