Operand türkçesi Operand nedir
- İşlem gören.
- İşleneç.
- İşlenen.
- Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.
- Bir işlemin gerçekleştirildiği veri birimi (matematik, bilgisayar).
- Terim.
- Kullanılan bilgi.
- Bir komutta belirtilen ve üzerinde işlem yapılan veri öğelerinden her biri.
- Bir matematik işleminin gerçekleştirildiği miktar.
- İşlemci.
Operand ile ilgili cümleler
English: We have the same intentions, but not the same modus operandi.
Turkish: Niyetimiz aynı ancak çalışma biçimimiz değil.
Operand ingilizcede ne demek, Operand nerede nasıl kullanılır?
Operand address : İşlenenin adresi.
Operand field : İşlenen alanı.
Operand register : İşlenen yazmacı.
Operands : Bir matematik işleminin gerçekleştirildiği miktar. Bir işlemin gerçekleştirildiği veri birimi (matematik, bilgisayar).
Modus operandi : İcra şekli. İcra yolu. Çalışma tarzı. İzlenen yöntem. Yöntem. Hareket tarzı. Seri katillerin ceset üzerinde veya olay mahallinde yaptıkları kişisel değişiklikler. İcra tarzı.
Opera ballet : Çeşitli ezgileri kapsayan bale. Bale operası.
Operants : İşlem yapan. Çalışan bir şey. Sonuç doğuran. Operan. Herhangi bir destek olmadan içten gelen bir şekilde yapılan davranış (psikoloji terimi). Uygulayıcı. İşlemsel. Operatör.
Opera glasses : Opera gözlüğü. Opera dürbünü.
Operant conditioning : Edimsel koşullanma. Yönlendirici koşullama. Edimsel koşullama. Yaparak koşullandırma. Operant koşullanma. İşlemsel şartlandırma. Davranış destek ve cezalandırma arasındaki sistematik ilişkiye dayalı olan koşullama yöntemi.
Operant : Operan. İçten gelen bir şekilde yapılan davranışla ilgili (psikoloji terimi). İşlem yapan. Sonuç doğuran. Faal durumda olan. Çalışan. İşlemsel.
İngilizce Operand Türkçe anlamı, Operand eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Operand ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Terming : Anlaşmak. Dönem. Devre. -e ... demek. İsim vermek. Adlandırmak. İsimlendirmek. -e ... adını vermek. Demek.
Premise : Sayıltı. Dayanak çekidi. Önceden açıklamak. Öncül. Kaziye. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Mukaddeme. Temel dayanak. Mukaddem.
Premising : Kaziye. Önceden açıklamak. Önerme. Sayıltı. Mukaddeme. Öncül. Önermenin nedeni olarak göstermek. Mukaddem. Temel dayanak.
Processed : Yönlendirmek. İşleme tabi tutulan. Alaya katılmak (geçit). İşlenmiş. İşlem görmüş. İşlendi.
Central processing unit : Veri işleme sürecini gerçekleştiren ve bilgisayarın tüm birimlerini kontrol eden ünite. Merkezi işlemci. Ana işlemci. Bir bilgisayarda, komutların yorumlanmasını ve uygulanmasını gerçekleştiren çevrimleri kapsayan ve aritmetik mantık birimi ile denetim biriminden oluşan donanım birimi. Ana işlem birimi. Merkezi işlem birimi. Bir bilgisayar sisteminin hafıza veya depolama birimi. Merkezi işlemci birimi. Bir bilgisayarın beyni merkezi islem birimi (mıb).
Locution : İfade. Düz söz. Anlatış tarzı. Deyim. Loküsyon. Düzsöz. İfade tarzı. Tabir.
Quantity : Bir şeyin eşit parçalara bölünebilen ve ölçülebilir olan yanları. Özdek ya da olayların niteliklerini , türlü ölçmeler sonunda karşılaştırarak büyüklük ve değişimlerinin sayılarla belirlenmesine olanak veren özellik. Bolluk. Fizik, gramer, kimya, madencilik, sosyoloji alanlarında kullanılır. Kemiyet. Mikdar. Sayı. Nicelik. Nesnelerin sayılabilir ya da bir sayı dizgesiyle gösterilebilir özelliği, bk. nitellik. Nicellik.
Premiss : Öncül. Kaziye. Öncüller. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri. bir bilimsel çalışmada işe koyulurken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Mukaddeme.
Locutions : Düzsöz. Deyim. Loküsyon. İfade. Anlatış tarzı. Tabir. İfade tarzı. Düz söz.
Term : Anlaşmak. Demek. Bilgisayar, hukuk, gramer, iktisat alanlarında kullanılır. Önel. Adlandırmak. Dönem. Bilim, teknik, sanat, spor, zanaat gibi çeşitli uzmanlık alanlarının kavramlarına verilen sınırlı ve özel anlamdaki ad: radyo, televizyon, bilgisayar, dil bilimi, yüklem, benzeşme, özgül ağırlık, dörtgen, atardamar, yer çekimi vb. Bir borcun ödenmesi veya bir işin yapılması için borcu veren veya işin yapılmasını isteyen kişi tarafından tanınan süre. İsimlendirmek. -e ... demek.
Operand synonyms : processor, premisses, drawer, cpu, premised.
Operand ingilizce tanımı, definition of Operand
Operand kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The symbol, quantity, or thing upon which a mathematical operation is performed. Called also faciend.

Bu kısımda Operand kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Operand ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Operand anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Operand ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.