Originary türkçesi Originary nedir

Originary ingilizcede ne demek, Originary nerede nasıl kullanılır?

Original : Başlangıç. Özgün. Bir şeyin ilk biçimi. Esas. Kaynak. İlk. Orijinal. İlginç tip. Asıl.

Original binding : Satıcısınca düzenlenerek alıcıya yollanan ve gümrükçe yapılacak işlemlere dayanak olan gerçek ve özgün satımca. Özgün satımca.

Original brandname manufacturing : Dışarıda işleme ticaretinde siparişi alan firmanın, tasarım aşamasını da içerecek biçimde sipariş edilen malı ürettiği, ancak malın siparişini veren firmanın adı ile satmakla yükümlü olduğu üretim ve ticaret biçimi. Özgün marka yapımı.

Original capital : Başlangıç sermayesi. Asıl sermaye. Esas sermaye. Hakiki sermaye. İlk sermaye. Ana sermaye. Kuruluş sermayesi. Orijinal sermaye.

Original character : İyesinin özelliğini taşıyan ürünler. İyesinin cümle, sözdizimi, işleme, düzenleme, çizme ve boyama gibi özelliklerini taşıyan yapıt, özgün yapıt.

Original file name : Özgün dosya adı.

Original file : Özgün dosya.

Original equipment manufacturer : Orijinal malzeme üreticisi. Oem. Özgün teçhizat üreticisi. Orjinal parça üreticisi. Orijinal ekipman imalatçısı. Piyasa ürünlerini ve başka şirketlerce üretilen ürünleri satın alarak birleştirip yeni bir marka ismi altında bir ürünü piyasaya süren şirket.

 

Original country : Köken ülke. Markanın ya da bulgunun kütüğe yazıldığı asıl ülke.

Original copy : Asıl nüsha. Birinci nüsha. Esas kopya. Asli nüsha.

İngilizce Originary Türkçe anlamı, Originary eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Originary ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Arise : Ortaya çıkmak. Kaynaklanmak. Meydana gelmek. Oluşmak. Ayağa kalkmak. Kalkmak. Doğmak. Husule gelmek. Baş göstermek. Zuhur etmek.

So so : Şöyle böyle. Pek iyi değil. İç güveyisinden hallice. Eh işte.

Essentially : Esas olarak. Aslında. Esasen. Gerçekte. Özünde. Belli başlı. Aslen. Gerekli olarak. Temelde.

Grow : Lemek. Üretmek. Gelişmek. Gelişme göstermek. Bırakmak. Büyümek. Yetiştirmek. Çoğalmak. Lenmek. Dönüşmek.

Resurge : Yeniden başlamak. Yeniden dirilmek. Tekrar meydana gelmek. Yeniden çıkmak.

Commonplace : Sık söylenen söz. Olağan. Basmakalıp. Klişe. Basit. Bayağı. Basmakalıp söz. Alalade. Adi. Alelade.

Characterless : Mayası bozuk. Ahlaksız. Şahsiyetsiz. Karaktersiz. Kişiliksiz. Seviyesiz.

Well up : Fışkırmak. Akmak. Boşanmak. İle dolmak (gözyaşı veya bir duygu).

Follow : Hemen ardından yer almak. Dikkatle dinlemek. Uymak. İzlemek. Takip etmek. Peşinden gitmek. -in sonucu olmak. Anlamak. -in ardından gelmek.

Uprise : Ayaklanmak. Yükselmek. İsyan. Daha yukarı çıkarmak. Yukarıya çekmek. Kabarmak. Tırmanmak. Ayaklanma. Yükseğe çıkarmak.

Originary synonyms : run of the mine, mundaneness, come, cut and dry, mine run, usual, run of the mill, nondescript, spring up, fair, workaday, become, unexceptional, prime, mundanity, emerge, primary, routine, ordinariness, come forth, develop, head, middling, mundane, average, unremarkable, immanent, quotidian, common, indifferent, cut and dried, banausic, rise.

 

Originary zıt anlamlı kelimeler, Originary kelime anlamı

Extraordinary : Görülmemiş. Garip. Nadir. Sıra dışı. Sıradışı. Olağanüstü. Müstesna. Alışılmamış. Olağandışı. Özel.

Unusual : Acayip. Görülmedik. Seyrek. Sıradışı. Alışılmamış. Olağan olmayan. Olağandışı. Görülmemiş. Fevkalade. Alışılmadık.

Extraordinariness : Sıradışılık. Fevkaladelik. Olağandışılık. Alışılmamış olma. Benzersizlik. Eşsizlik.

Originary antonyms : uncommon, last.

Originary ingilizce tanımı, definition of Originary

Originary kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Productive. Causing existence.