Ought türkçesi Ought nedir
- Gerekli.
- Hiç.
- -meli.
- Malı.
- Lazım.
- Zorunluluk.
- Yükümlülük.
- Gerekir.
- Sıfır.
- -se iyi olur.
Ought ile ilgili cümleler
English: Ali ought to be ashamed of himself.
Turkish: Ali kendinden utanmalı.
English: Ali ought to admit that he was wrong.
Turkish: Ali hatalı olduğunu kabul etmeli.
English: Admitting his lack of experience, I still think that he ought to do better.
Turkish: Onun tecrübe eksikliğini kabul etmeme rağmen, hâlâ daha iyi yapması gerektiğini düşünüyorum.
English: Ali ought to be at the office by now.
Turkish: Ali şimdiye kadar ofiste olmalı.
English: Ali ought not to have spoken to his teacher in that tone of voice.
Turkish: Ali öğretmeniyle o ses tonuyla konuşmamalıydı.
Ought ingilizcede ne demek, Ought nerede nasıl kullanılır?
Ought to : -mesi gerek. -meli veya -malı (yapmalı veya bilmeli vb). -meli. -malı.
There ought to be : Bu olmalı. Bu yapılmalı.
You ought to know : İlmek zorundasın. Kesinlikle biliyor olman lazım. Bilmelisin.
Oughtness : Olması gerektiği gibi olma durumu. Doğruluk.
Oughts : Yükümlülük. Lazım. -se iyi olur. -meli. Hiç. Zorunluluk. Gerekli. Gerekir. Sıfır.
Afterthought : Akla sonradan gelen fikir. Sonradan akla gelen düşünce.
Balance brought forward : Nakli yekun. Devreden toplam.
A penny for your thoughts : Ne dersin?. Sen ne düşünüyorsun. Ne düşünüyorsun. Senin düşüncen nedir. Senin fikrin nedir.
Aforethought : Mutasavver. Planlanmış. Kasıtlı. Önceden düşünülmüş. Önceden tasarlanmış. Düşünülmüş. Taammüden.
Abstract thought : Soyut düşünce.
İngilizce Ought Türkçe anlamı, Ought eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Ought ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Nada : (ispanyolca) hiçbir şey.
Indispensable : Zorunlu. Mecburi. Olmazsa olmaz. Elzem. Vazgeçilmez. Öncelikli. Kaçınılmaz. Zaruri.
Nix : Reddetmek. Yok. İptal etmek. Su perisi. Ufak su perisi. Hiçbir şey. Engel olmak.
Deficient : Eksik. Noksan. Eksik kalan. Zayıf. Yetersiz. Gerekli olan. Açık. Kifayetsiz. Güdük.
Must : Kızmış hayvan. Şıra. Kızgınlık. -malı. Gerekli şey. Şart. Kızgın fil. Gerekmek.
Duties : Rüsum. Gümrük vergileri. Vergiler. Hizmet. Ödev. Görev. Gümrük vergisi. Vergi.
Bagel : Simit. Şişko yahudi çocuk. Yahudi simidi.
Encumbrance : Engel. Borç. Yükümlenim hakkı. Masraf. Yük. İpotek. Taahhüt. Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı. Sorumlu olunan kişi.
Zilch : Bir hiç olan kimse.
Goose egg : Bir hiç olan kimse. Kaz yumurtası. Hiçbir şey.
Ought synonyms : fanny adams, sweet fanny adams, at all, cipher, necessary, requisite, shouldst, encumbrances, for the life of me, exigences, cypher, zip, relative quantity, nils, incumbencies, naught, needful, amenability, accountability, for nuts, bd, aught, cyphering, had better, diddly, required, imperatives, imperative, be supposed to, musting, a fat lot, burden, nought.
Ought zıt anlamlı kelimeler, Ought kelime anlamı
Easy : Asanlıkla. Kolayca. Kolaylıkla. Rahat. Huzurlu. Sorunsuz. Susun. Bir oyun çalışması olurken yapılan ihtar. Uysal.
Unwanted : İstenilmeyen. İstenmeyen. İstenmedik. İstenmemiş.
Ought ingilizce tanımı, definition of Ought
Ought kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Owed. Was or were under obligation to pay. [Bakınız: Aught].

Bu kısımda Ought kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Ought ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Ought anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Ought ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.