Outpour türkçesi Outpour nedir

Outpour ingilizcede ne demek, Outpour nerede nasıl kullanılır?

Outpouring : Taşma. İçini dökme. Dökülme. Dışa vurum. Karşı konulamaz duygu. Taşırma.

Outpourings : Dışa vurum. Taşma. İçini dökme. Karşı konulamaz duygu. Taşırma. Dökülme.

Outpointed : Daha fazla orsa seyri yapmak. Daha fazla puan almak. Açık farkla yenmek.

Outpointing : Fark atmak. Büyük fark atmak. Daha fazla puan almak. Açık farkla yenmek. Daha fazla orsa seyri yapmak.

Outport : Şehir dışındaki liman. Dış iskele. Hariç iskele. Dış liman.

Outposts : Başkentten çok uzak yer. İleri karakol.

Outpatients : Ayakta tedavi. Poliklinik hastalar. Ayakta tedavi edilen hasta. Hastanede yatmayan hasta.

Outpost : İleri karakol. Başkentten çok uzak yer. Karakol. İleri karakol mevki.

Outpaces : Geçmek. Daha çabuk gitmek. Geride bırakmak.

Outperform : Daha iyi yapmak. Aşmak. Geçmek. Daha iyi çalmak. Üstün olmak. Daha iyi oynamak.

İngilizce Outpour Türkçe anlamı, Outpour eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Outpour ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brimming : Taşmak üzere olan. Taşan. Tam kapasite. Ağzına kadar dolu.

End product : Mamul. Nihai ürün. Ürün. Işımetkin bir dizinin ardışık bozunumları ile ulaşılan kararlı çekirdek; böyle bir dizinin son terimi. Son ürün. Uçürün. Uç ürün. Tamamlanmış ürün. Bitirilmiş ürün. Bitmiş ürün.

 

Drifting : Bir yerleşim yerinden diğerine peş peşe geçme. Göl deniz veya başkaca bir kütlesinin üzerinde sürüklenme. İpsiz. İpsiz sapsız. Art arda yerleşim yeri değiştirme. Serseri. Sürüklenme. Akışa kapılma.

Military post : Askeri garnizon. Askeri posta. Kışla. Garnizon.

Production : Bir tiyatro yapıtının tam olarak seyirci için üretilmesi işlemi. İstihsal. Üretme. Bilgisayar, coğrafya, iktisat, kimya, madencilik, sinema, televizyon, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir hayvandan belirli bir süre içerinde elde edilen et, süt ve yumurta ve yün gibi hayvansal ürün miktarının belirlenmesinde kullanılan bir terim. Mal ve hizmetleri bir dizi işlemden geçirerek biçim, zaman ve mekan boyutuyla faydalı hale getirmek veya faydalılıklarını artırmaya yönelik her türlü etkinlik. Verim. Üretim. Malların biçim ve bileşiminde değişiklik yaparak ekonomik anlam ve alanda yararlı sonuçlara varma. olumlu nitelikteki malların niceliğini çoğaltma, artırma. yapımsız ya da yarı yapımlı özdeği el, makine ile işleyerek kimyasal ya da fiziksel niteliğini değiştirme. ekme ya da dikme yolu ile yeni ürün sağlama. Üretilen miktar.

Encroachments : Başkasının toprağına geçme. Başkasının arsasına tecavüz. El uzatma. Saldırma. Geçme. Aşma. Tecavüz. Tecavüzde bulunma (başkasının hakkına). Zarar.

Encroachment : Tecavüzde bulunma (başkasının hakkına). Başkasının arsasına tecavüz. Başkasının toprağına geçme. Aşma. Zarar. Geçme. Saldırma. El uzatma. Tecavüz.

 

Oeuvre : Bir sanatçının tüm eserleri. Eser. Bir kişinin ürettiği tüm eserleri (kitap). Külliyat. Yaratma (fransızca).

Driftiest : Akıntı. Sürüklenmeye özgü. Sürüklenmeyle ilgili. Sürüklenmeyle oluşmuş. Akış.

Extravasation : Akış (tıp veya medikal terimi). Kimi ilaçların toplardamar içine uygulanması sırasında enjektör iğnesi veya kataterden sızarak deri altı dokusuna sızması. Ekstravazasyon.

Outpour synonyms : body of work, expulsion, flowages, affusion, spilth, spillage, effluence, post, outpourings, brims, drifty, shedding, product, effusions, drowning, expulsions, driftier, exudation, effluences, ebullitions, abound with, work, flowage, efflux, effluxes, affusions, encrochment, outpouring, ebullition, flowing, effusiveness, effusion, spalling.

Outpour zıt anlamlı kelimeler, Outpour kelime anlamı

Interior : Ülke içi. İçten. İç kısım. İç yerler. İç. İç kesim. İç, iç taraf. iç tarafta bulunan. İnteryor. İçerisi. İç dünya.

Indoor : Ev içinde olan. Yapı içi. Dahili. Ev içinde yapılan. İç mekanlara uygun. İç mekanlarda kullanılan. Kapalı mekan. İç mekanlarda yapılan. Bina içi. Kapalı.

Outpour ingilizce tanımı, definition of Outpour

Outpour kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To pour out. A free discharge. A flowing out.