Owing türkçesi Owing nedir

Owing ile ilgili cümleler

English: We were late, owing to the heavy snow.
Turkish: Yoğun kar yağışı nedeniyle geç kaldık.

English: Our train stopped for five hours owing to the earthquake.
Turkish: Bizim tren deprem nedeniyle beş saat süreyle durdu.

English: Many flights were canceled, owing to the typhoon.
Turkish: Tayfun nedeniyle birçok uçuş iptal edildi.

English: He was absent owing to illness.
Turkish: O, hastalık nedeniyle yoktu.

English: "Superman" is showing at the movie theater this month.
Turkish: "Superman" bu ay sinemaya geliyor.

Owing ingilizcede ne demek, Owing nerede nasıl kullanılır?

Owing to : Dolayı. Sebebiyle. Yüzünden. Sayesinde. -den dolayı. -den. Nedeniyle.

Be owing to : Yüzünden olmak.

Be owing : Borcu olmak. Borçlu olmak.

Have owing : Alacağı olmak.

Act of throwing goal : Bir oyuncu, sayıya gidecek atış yaparken karşı takım oyuncularından biri tarafından engellenirse, bu sayıya giden atış olarak kabul edilir ve hakemler tarafından sapkıyı yapan oyuncunun takımı zararına 2 serbest atış cezası verilir. Sayıya giden atış.

Avowing : Açıkça söyleme. Açıkça söylemek. Beyan etmek. İtiraf etmek.

Arrowing : Çıkış yönü oku. İbre. Ok. Okçuk (takımyıldızı). Temren. Ok işareti.

 

Allowing : İndirim yapmak. İmkan vermek. İzin vermek. İtiraf etmek. Vermek. Kabul etmek. Bırakmak. İzin verilen. Hesaba katmak. Düşünmek.

Advance showing : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ön oynatım ile genel oynatım arasında yer alan oynatım. İlk oynatım.

Allowing for : Fırsat vermek. Hesaba katmak. Göz önünde bulundurmak. Öngörmek. Akılda tutmak.

İngilizce Owing Türkçe anlamı, Owing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Owing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Borrows : Ariyeten almak. Almak. Ödünç alma. Ödünç almak. Borç olmak. Alıntı yapmak. Borç almak.

Arrearage : Borç bakiyesi. (ödeme vb) kalma. Geri kalma. Gecikmiş borç. Gecikme. Kalma. Vadesinde ödenmemiş borç. Tehire uğrama.

Indebted : Minnettar. Verecekli. Teşekkür borçlu. Müteşekkir.

Drawees : Poliçeyi ödeyecek olan. Çekin adına kesildiği kişi. Keşideci. Üzerine poliçe çekilen kişi veya banka. Poliçe muhatabı. Havale alan. Senet alan kimse. Üzerine poliçe keşide edilen kişi. Muhatap.

Borrower : Borçlanan. Ödünç alan kimse. Ödünç alan. Borç alan kimse. İstikraz eden. Borç para alan kişi. Müstakriz. Ariyet alan. Borç alan.

Undischarged : Açık. Yerine getirilmemiş. Ödenecek. Boşaltılmamış. Ödeyecek.

Debtor : Müşteri. Borç alan. Pay borçlusu. Verecekli. Borç hanesi.

In the red : Sinyal seviyesi çok yüksek ve arızaya neden olabilir. Zararda. Borç içinde.

Unredeemed : Yerine getirilmemiş. Rehinden kurtarılmamış. Tutulmamış (söz). Günahtan arınmamış. Günahkar. Azaltılmamış. Tam.

In hock : Rehinde. Hapishanede. Hapiste.

 

Owing synonyms : in debt, obliged, obliger, debt, arrearages, drawee, outstanding, unsettled, borrow, dishonoured, unpaid, indebtedness, debited, unsatisfied, obligers, debitor, beholden, dishonored, debtors, borrowing, obligator.

Owing zıt anlamlı kelimeler, Owing kelime anlamı

Paid : Ücretli. Ödenmiş. Ödendi. Maaşlı. Verginli. Paralı. Ödenen.

Owing ingilizce tanımı, definition of Owing

Owing kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Due. Had or held under obligation of paying.