Borrows türkçesi Borrows nedir

  • Borçlanma.
  • Almak.
  • Ariyeten almak.
  • Ödünç alma.
  • Borç almak.
  • Alıntı yapmak.
  • Borç olmak.
  • Ödünç almak.

Borrows ile ilgili cümleler

English: Ali always asks for permission before he borrows my bicycle.
Turkish: Ali bisikletimi ödünç almadan önce her zaman izin ister.

English: Ali often borrows money from me.
Turkish: Ali sık sık benden ödünç para alır.

English: Ali often borrows money from his friends.
Turkish: Ali sık sık arkadaşlarından para ödünç alır.

English: He always borrows money from me.
Turkish: O her zaman benden borç para alıyor.

English: He borrows the car from his neighbor.
Turkish: O, komşusundan ödünç araba alır.

Borrows ingilizcede ne demek, Borrows nerede nasıl kullanılır?

Borrow digit : Ödünç sayamağı basamağı. Ödünç numarası. Ödünç basamağı.

Borrow from : Borç almak. Ödünç almak.

Borrow money : Borçlanmak.

Borrow of gold : Altın karşılığı borçalma. Temel ve öğeleri ulusal paraya dayanmayıp karşılığında altınla ödeme yapılmak koşulu ile alınan borçlar.

Borrow trouble : Tasasını çekmek. Gereksiz endişe duymak. Başına dert açmak. Gereksiz yere endişelenmek.

Can i borrow your key : Anahtarınızı alabilir miyim.

Borrow : Borç almak. Ödünç almak. Ödünç alma. Borç olmak. Borçlanma. Alıntı yapmak. Ariyeten almak. Almak.

 

Borrowed light : İç pencere. İçduvar penceresi. Dolaylı ışık.

Can i borrow your pen : Kaleminizi alabilir miyim.

Can i borrow your pencil : Kurşunkaleminizi alabilir miyim.

İngilizce Borrows Türkçe anlamı, Borrows eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borrows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Quoting : Kote etme. Fiyat belirlemesi. Yinelemek. Aktarmak. Bildirme. Borsa cetveline geçirme. Tekrar etmek. Piyasa fiyatını bildirmek. Tırnak içine almak.

Owing : Borçlu. Ödenmemiş.

Citing : Atıfta bulunmak. Aktarmak. Alıntılamak. Referans vermek. Mahkemeye çağırmak. Takdiri açıklamak. Alıntı yapmak (yazıda vb). Zikretmek. Bahsetmek.

Adhibit : İdare etmek. Koymak. Yapıştırmak. Ek.

Assume : Taslamak. Hükmetmek. Yerine getirmek. Addetmek. Üstüne almak. Gerçek saymak. Sanmak. Saymak. Üstlenmek.

Hole : Yuvasına girmek. Çukur. Zor durum. Deşik. Delik açmak. Hücre. Köşesine çekilmek. Karst yörelerinde, gölova ve kör koyakların tabanında biriken suları çekerek derine aktaran bir tür doğal kuyulara verilen ad. Kodes. İn.

Rabbit warren : Tavşanı çok olan bölge. Çok tavşanlı yer.

Attach to : Katmak. Dahil etmek. Bir e-posta mesajına eklenti yapmak.

Borrows synonyms : borrow from, raise a loan, acceptant, cites, admits, get, accept, acquire, abstract, debt, admit, accepts, borrowing, cite, excerpt, quote, assumes, borrow, hollow, acquires, capture, warren, excerpted, excerpting, tunnel, take on loan, buys, indebtedness.

Borrows zıt anlamlı kelimeler, Borrows kelime anlamı

Lend : Katmak. Ödünç vermek. Faizle borç vermek. Vermek. Eklemek. Katkıda bulunmak. İğreti vermek. Faizle borç para verme. Borç vermek.

Refuse : Cerh etmek. Direnmek. Bir fiziksel ya da kimyasal süreçte işlenen özdeklerin, artakalıp işe yaramayan bölümü. yeniden eritilip dökülebilir, bozuk dökme metaller. Artık. İzin vermemek. Refüze etmek. Atık. Reddetmek. Geri çevirmek. Süprüntü.