Pannikulitis nedir, Pannikulitis ne demek

Pannikulitis; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Deri altı veya iç organlarda yağ dokusunun yangısı. Enfeksiyöz etkenler, yabancı cisimler, E vitamini yetersizliği, fiziksel darbe, pankreas hastalıkları, damar yangısı ve lupus eritematozus’a bağlı olarak biçimlenir.

Pannikulitis anlamı, tanımı

Nütrisyonel pannikulitis : Balık, deniz ürünleri veya yüksek konsantrasyonda doymamış yağ asidi içeren ürünlerle beslenen kedi, vizon ve taylarda; deri altı yağın sertleşmesi ve kalınlaşmasıyla belirgin irinli ve granülomlu dermatozis

Piyogranülomlu pannikulitis : Kedilerin atipik mikobakteriyel granülomu.

Lupus eritematozus : İnsan ve köpeklerde görülen otoimmün, iki farklı biçimde seyreden hastalık. Diskoit lupus eritromatozis. Sistemik lupus eritromatozis.

İç organlar : Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar. Viseral organlar. Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar, viseral organlar. Vücudun çeşitli boşluklarının içinde bulunan organlar.

E vitamini : Üreme işlevinin normal oluşunda, kas gelişiminde, eritrositlerin hemolize karşı direnç kazanmasında ve vücut içi ve çeşitli biyokimyasal olaylarda rol oynayan, antioksidan özelliğe sahip, yağda eriyen bir vitamin. Tahıl tohumlarının yağında, yumurta, karaciğer, yeşil bitkiler, süt yağı ve bitkisel yağlarda doğal olarak bulunan ve sentetik olarak da üretilen, bitkilerde sentezlenen özellikle tokoferol ve tokotrienol bileşikleri olmak üzere en az 8 bileşikten ibaret (en etkin olanı alfa-tokoferol), başlıca işlevi bir antioksidan olarak zar fosfolipitlerinde bulunan doymamış yağ asitlerini peroksidasyona karşı korumak olan, canlıların üremesinde, kas gelişiminde, bağışık cevabın artmasında ve alyuvarların hemolize direnç göstermesinde rol oynayan, kas dejenerasyonları ve karaciğer nekrozunu önleyici, kalp hastalığı, katarakt, kanser gelişmesine karşı koruyucu olan, bağırsaklarda emilim bozuklukları dışında eksikliğine pek rastlanmayan, yağda çözünen bir vitamin, alfa-tokoferol.

 

Yağ dokusu : Hücrelerinde yağ granülleri bulunan özelleşmiş bir bağ dokusu tipi. Esmer yağ dokusu, beyaz yağ dokusu. Adiposit denilen ve trigliserid depolayan hücrelerden oluşan gevşek bağ dokusu, adipoz doku. Bağ dokusunda hücreleri yağ granüllerini içeren yağ hücrelerinin oluşturduğu doku, adipoz doku. Metabolik etkinlikleri, renkleri ve dağılımları farklı tekstus adipozus albus adı verilen beyaz yağ dokusuyla tekstus adipozus fuskus adı verilen esmer yağ dokusu bulunur. Trigliserit depolama ve vücut ısısının korunmasında görev alır. Çok sayıda yağ gözelerinin bir araya gelmesiyle meydana gelen bir doku.

Enfeksiyöz : Enfeksiyonun neden olduğu, enfeksiyon yapan, enfeksiyöz hastalık oluşturucu, infeksiyöz. Bir canlıdan diğer bir canlıya kolayca geçebilen, bulaşıcı. Enfeksiyon yapan, bulaşıcı hastalık meydana getirici.

 

Deri altı : Derinin altında bulunan.

Yetersiz : Gerekli bilgi ve yeteneği olmayan, yeterliği olmayan, kifayetsiz, ehliyetsiz. Verimli olmayan. Eksiği olan, yetecek kadar olmayan. Gereken, istenen niteliği olmayan. İşlevini tam olarak yapamayan (organ, alet vb.).

Yağ doku : Vücutta yağ tabakalarını oluşturan doku.

Pankreas : Midenin arkasında bulunan, boşaltıcı kanallarıyla onikiparmak bağırsağına bağlı, iç ve dış salgıları olan iri bir organ.

Fiziksel : Fizikle ilgili olan. Genel olarak doğaya, maddeye, nesnelere ilişkin olan, fiziki.

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk.

Hastalı : Hastalıklı.

Vitamin : Besinlerde bulunan, vücutta genellikle yapılmayan, yağda veya suda çözünebilme özelliği olan, eksikliği veya fazlalığı çeşitli hastalıklara yol açan maddelere verilen genel ad.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Eritem : Deri üzerinde oluşan kızarıklık, kızartı. Derinin kızarıklığı, doku boşluklarına giren alyuvarlara bağlı olarak yangı sırasında oluşan kızarıklık, kızartı. Hiperemiden ileri gelen büyük, geniş sahalara yayılan lekeler.

Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.

Yangı : Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması, iltihap, enflamasyon.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Diğer dillerde Pannikulitis anlamı nedir?

İngilizce'de Pannikulitis ne demek ? : panniculitis