Paring türkçesi Paring nedir

  • Kabuğunu soyma.
  • Yontma.
  • Dış katmanı kesip çıkarma.
  • Yonga.
  • Soyma (kabuk).
  • Kabuk.
  • Soyma (kabuk, soyma, soyuntu, kabuk soyma, soyma (kabuk).
  • Soyuntu.

Paring ile ilgili cümleler

English: Ali is preparing dinner in the kitchen.
Turkish: Ali mutfakta akşam yemeği hazırlıyor.

English: Ali and Mary are in the kitchen, preparing dinner.
Turkish: Ali ve Mary mutfakta akşam yemeği hazırlıyorlar.

English: Ali is in the kitchen preparing breakfast.
Turkish: Ali mutfakta kahvaltı hazırlıyor.

English: Ali is preparing coffee.
Turkish: Ali kahve hazırlıyor.

English: Ali is busy preparing for his trip.
Turkish: Ali gezisi için hazırlanmakla meşgul.

Paring ingilizcede ne demek, Paring nerede nasıl kullanılır?

Paring chisel : Oluk keskisi. Duvarcı ıspatulası. İnce el ıskarpelası.

Paring knife : Meyve sebze soymak için küçük bıçak. Budama bıçağı. Soyma bıçağı. Meyve bıçağı. Küçük bıçak. Patates soyma bıçağı.

Paring machine : Kabuk soyma makinesi.

Cheese paring : Hasis. Cimrilik. Cimri. Hasislik. Pinti. Eli sıkı.

Parings : Yontma. Soyulmuş kabuk. Kabuk. Kabuğunu soyma. Dış katmanı kesip çıkarma. Soyma (kabuk, soyma, soyuntu, kabuk soyma, soyma (kabuk). Yonga.

Cheeseparings : Hesapçı. Pinti. Cimri. Hesapçı kimse. Değersiz şey.

 

Preparing : Düzmek. Hazırlama. Hazırlamak. Hazırlanıyor. Hazırlık yapmak.

Comparing : Uygulama. Kıyas. Kıyaslama. Karşılaştırıyor. Karşılaştırma. Karşılaştıran.

Sparingly : Tutumlu olarak. Yumuşak bir şekilde. Cimrice. Tutumlu bir şekilde. Zayıf bir şekilde. Tedbirli şekilde. Ekonomik bir şekilde. Yumuşaklıkla. Kuvvetsizce.

Sparing : Az kullanan. Merhametli. Kaçınma. Ayırma. Pike. İdareli. Tutumlu. Tedbirli. İhtiyat. İdare.

İngilizce Paring Türkçe anlamı, Paring eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Paring ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cortexes : Böbreküstü bezi zarı. Kışır. Beyin kabuğu. Korteks. Beyin zarı. Beyinzarı. Kısır.

Shuckings : Koçandan ayırma.

Coverings : Kaplama. Kapama. Tabaka. Koruma. Örtü. Sığınak.

Turning : Tornalama. Yoldan çıkma. Dönme. Çevirme. Disk ya da çekiç atmada, atış hızı için gerekli olan merkezkaç kuvveti oluşturmak amacıyla vücudu kendi ekseni üzerinde döndürme. Döndürme. Tornacılık. Dönüş. Köşe. Vücut bölümlerini, eklem olanaklarından yararlanarak uzunluğuna eksenleri çevresinde sağa, sola yönetme.

Spalls : Taş parçası. Kıymak. Parçalamak. Pul pul olmak. Kıymık. Parçacık. Parçalanmak. Ufak parça taş.

Parings : Soyulmuş kabuk.

Cortes : Korteks. Zar.

Object : İtiraz etmek. Mevzu. Doğal çevresinden olduğu gibi alınarak incelenmek üzere dersliğe ya da deney odasına getirilen herhangi bir konu. Madde. Cins adam. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık. Amaç. Cümlede öznenin, dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren, yalın veya yükleme durumu eki almış kelime: abdullah efendi gecenin sükuneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 52). çiy, garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor, çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu (a. h. tanpınar, göst. e., s. 53). kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, s. 65). beni başkalarının merhameti, inayeti, yahut keyif ve hevesi idare ediyordu (r. n. güntekin, acımak, s. 49). sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı (s. erol, ülker fırtınası, s. 70). eve geldikleri vakit, teyzesi müfid'e bir mektup uzattı (p. safa, şimşek, s. 178). bir cürüm yaptığıma kani değilim. hakarete uğradım ve cevabını verdim siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız (p. safa, biz insanlar, s. 153). minareyi çalan kılıfını hazırlar. dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 201). oğlum bana hediye göndermiş; sen bu konuda ne düşünüyorsun? dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb. || bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye, yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir: o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h. z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 107); ben dedim, gölü görmeye gidiyorum, karakurt gölünü (s. faik, bütün eserleriı: semaver, sarnıç: hanımın karısı, s. 180). iki ayaklıların dünyasını arıyor, kendi yaratacağı dünyayı (k. tahir, yol ayrımı, s. 461) vb. nesne türleri için bk. açıklayıcı nesne, belirli nesne, belirsiz nesne. Karşı çıkmak. Gık demek.

 

Broken pieces : Kırık parça. Kıymık. Parça. Çentik.

Shucking : Kabuğunu soymak. Koçandan ayırmak. Koçandan ayırma.

Paring synonyms : physical object, encrustation, crust, chiseling, chip, shavings, spall, sculpturing, chipping, cemented layer, carapace, flaking, hull, excortication, bark, whittling, chiselling, peelings, cutting, rasping, barque, raspings, carapaces, splint, cortex, crusta, excelsior, hulling, fragment, broken piece, shaving, covering, crusts.

Paring ingilizce tanımı, definition of Paring

Paring kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of cutting off the surface or extremites of anything.