Payın nedir, Payın ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ana arktan ayrılan küçük su yolu.

Arktan tarlalara kaçan su.

[Bakınız: payınt].

Sürekli nemli olan tarla.

Payın ile ilgili Cümleler

  • Banka, kar payını % 20 oranında yükseltti.
  • “Uşak'a kadar yirmi beş otuz esir de bizim payımıza düştü.”
  • Payınızdan memnun değilseniz, onu biraz daha cazip yaparım.
  • Aslan payını hep sen alıyorsun!
  • “İnsan için bunları bilmek, bunların seyrine dalmak, bunlarla yetinmek, bunlarla gülüp bunlarla sevişmek varken ve bu Tanrı ihsanı nimetlerden herkesin kendi payını alması kabilken...”
  • “İyi oldu ağzının payını verdiğim, artık bana karşı daha dikkatli olur.”
  • Kendi payına düşeni yapma vakti geldi.
  • İşlediğim günahta senin payın varsa bunun acısı senden çıkar unutma.
  • Ali adil payını zaten aldı.
  • O, kira payını ödemedi.
  • O, payını hak ediyor.
  • Şirket kâr payını arttırmak için ucuz iş gücü kullanıyor.
  • Onun payını ödememiz adildir.
  • Kar payını talep etti.

Payın ile ilgili Atasözü veya Deyim

ağzının payını (veya ölçüsünü) almak : verilen karşılıkla bir kimseye söylediğine veya yaptığına pişman olmak.

ağzının payını (veya ölçüsünü) vermek : verilen karşılıkla bir kimseyi söylediğine veya yaptığına pişman etmek.

payına düşmek : bölüşmede hisse ayrılmak, belirli bir bölüm verilmek.

 

payını almak : kendine ayrılanı almak Mecaz anlamı azarlanmak, paylanmak.

Payın kısaca anlamı, tanımı

Payınsımak : Bir kimseden çekinmek, saymak, önem vermek. Karşısındakine gücü yeteceğine inanmak, hiçe saymak, önemsememek

Payınsımamak : Hiçe saymak, aldırış etmemek, önem vermemek.

Payınsınmak : Hiçe sayılmaya boyun eğmek: Oğlu babasını payınsımış; babası da oğluna karşı payınsınmış.

Payınt : Sürekli nemli olan tarla.

Kendi payına : Kendi adına, kendine göre.

Sürekli : Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Yumuşak. Uzun süreli olarak, daima.

Su yolu : Künk veya demir boru ile yapılmış oluk.

Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası. Deniz hayvanlarının çok olduğu yer.

Kaçan : İnek işkembesi. Herhangi. Tapu senedi. Mısır (yeşil yaprakları ile). Ne zaman, ne vakit?. Ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktâki, nasıl, ne suretle, ne vakit.

Ayrıl : Karşılaşma sırasında, yumrukoyuncularının birbirlerine kenetlenmeleri ve kendilerinden ayrılmamaları halinde orta hakemin verdiği komut. Bu durumda yumrukoyuncuları bir adım geriye açılırlar ve ancak ondan sonra vurabilirler. İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.

Sürek : Süren, devam eden zaman. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Hızlı süren, hızlı giden.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

 

Nemli : Nemi olan, az ıslak, rutubetli, kuru karşıtı. Yaşlı (göz).

Ayrı : Başka, başka türlü. Aynı yerde kalan. Yalnız, tek başına.

Süre : Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet. Gelin giysisi yapılan bir çeşit kumaş : Sürenin arşınını iki kaymeye aldım. 1.Yüreklilik, yiğitlik. 2.Dayanıklılık : Şu adamın süresi yok. Arapça kökenli sûre: sure. Bir sesin çıkarılmasına verilen zaman. müddet. Tecimsel belgitlerin sayışımlarındaki paraların ödenmeleri için saptanan gün. Bir işin yapılması ya da bir borcun ödenmesi için gösterilen süre. [Bakınız: gösterim süresi]. [Bakınız: yayın süresi].

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Kaça : Ne kadar bir para, değer karşılığında?.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Ana : Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

Diğer dillerde Payen işlemi anlamı nedir?

İngilizce'de Payen işlemi ne demek ? : payen's process