Pay raise türkçesi Pay raise nedir

  • Maaş zammı.
  • Zam.

Pay raise ile ilgili cümleler

English: Ali asked for a pay raise.
Turkish: Ali bir maaş zammı istedi.

English: Ali asked his boss for a pay raise.
Turkish: Ali patronundan ücret artışı istedi.

English: Ali was excited about the new job offer since he'd felt stagnant and unappreciated in his current position, but when he told his boss that he was thinking about leaving, his boss told him that a promotion and a pay raise were in the offing if he would stay, so it left Ali in a quandary about what to do.
Turkish: Ali şu anki görevinde durgun ve takdir edilmemiş hissettiğinden dolayı yeni iş teklifi hakkında heyecanlıydı fakat patronuna ayrılmayı düşündüğünü söylediğinde patronu ona eğer kalırsa bir terfi ve zammın yakında olduğunu söyledi bu yüzden Tom'u ne yapacağı konusunda ikilem içinde bıraktı.

English: Our request for a pay raise was turned down.
Turkish: Maaş zammı isteğimiz reddedildi.

English: Most employees expect a pay raise once a year.
Turkish: Çoğu çalışan yılda bir kez zam istiyor.

Pay raise ingilizcede ne demek, Pay raise nerede nasıl kullanılır?

Pay : Para vermek. Maaş. Karşılığını vermek. Yararı olmak. Cezasını çekmek. Vergin. Kar getirmek. Maaş dağıtmak. Para ödemek. Değmek.

 

Raise : Yükselme. İnşa etmek. Dikmek. Yokuş. Kabartı. Beslemek. Kaldırmak. Kaldırmak (yukarı). Artırmak.

Pay a bribe to : Rüşvet vermek.

Pay a call : Tuvalete gitmek. Ziyaret etmek.

Pay a compliment : Kompliman yapmak. İltifat etmek.

Pay a left handed compliment : Kaş yapayım derken göz çıkarmak.

Pay a formal visit : Resmi ziyarette bulunmak. Resmi temasta bulunmak.

İngilizce Pay raise Türkçe anlamı, Pay raise eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pay raise ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pay rise : Ücret zammı.

Accessioning : Çogalma. Ulaşma. Dermede yer alması uygun görülen her türlü gereci, satın alma, bağış ya da değişim gibi yollarla kitaplığa kazandırma. Tahta çıkma. Ek. Yeni alınan eşya veya kitap vb (koleksiyona). Katılma. Artma. Göreve gelme.

Incrementing : Artım. Kazanç. Artırma. Gelir. Artma. Artış aralığı. Fazlalık. Arttırma. Artış.

Additions : Katma. Ekleme. Katılan şey. Toplama. İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın artmasına yol açan dışsatım, yatırım ve hükümet harcamalarından oluşan kalemler. krş. sızıntılar. Ek. Artış. Katkı.

Raise : Dikmek. Rampa. Yetiştirmek. Kaldırmak (yukarı). Büyütmek (çocuk). Yukarı kaldırmak. İnşa etmek. Beslemek. Kaldırmak. Çıkıntı.

Raises : Artış. Yükselme. Artışlar. Yokuş. Kabartı. Rampa. Çıkıntı.

Raising : Eder artırımı. Kaldırma. Yükselen. Tüylendirme. İlave. Kabartma. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Yetiştirme.

 

Pay increase : Maaş artışı. Ücret artışı.

Increment : Arttırma. Artırma. Fazlalık. Kazanç. Gelir. Artış. Çoğalma. Artım.

Wage increase : Ücret arttırımı. Ücret zammı. Maaş artışı. Ücret artışı. Alınmakta olan ücretlere doğrudan doğruya işverence ya da toplu sözleşmeler, hizmet bağıtlamalarıyla yapılan eklemeler.

Pay raise synonyms : wage rise, additional charge, rise, raisings, accession, price increasing, salary increase, markup, wage erosion, price increase.