Payee türkçesi Payee nedir

  • Alacaklı.
  • Kendisine ödenecek olan kişi.
  • Alacaklı kişi.
  • Ödeme yapılan kimse.
  • Ödemenin yapıldığı kişi.
  • Ödeme yapılan kişi.
  • Alacaklı taraf.
  • Hamil.

Payee ile ilgili cümleler

English: Ali wrote Mary's name as the cheque payee.
Turkish: Ali çek alacaklısı olarak Mary'nin adını yazdı.

Payee ingilizcede ne demek, Payee nerede nasıl kullanılır?

Payees : Alacaklı. Ödeme yapılan kimse. Alacaklı taraf. Ödeme yapılan kişi. Ödemenin yapıldığı kişi. Kendisine ödenecek olan kişi. Alacaklı kişi. Hamil.

Payer : Ödeme yapan kimse. Ödeme yapan. Veznedar. Borcu ödeyen. Borçlu taraf. Borçlu. Ödeyici. Ödeyen. Ödeyen kimse.

Payers : Borcu ödeyen. Ödeyici. Ödeyen. Veznedar. Ödeme yapan. Borçlu taraf. Muhatap. Borçlu. Ödeyecek olan. Ödeyen kimse.

Bad payer : Batakçı.

Make a check payeble to : Ne çek yazmak. Çeki ne yazmak.

Ratepayers : Vergi yükümlüsü. Vergi yükümlüsü (ing.). Vergi mükellefi.

Rate payer : Vergi mükellefi.

Stopping of payement : Sürekli olan ödemelerden bazılarının yapılamaması, ödemeye ara verilmesi. Ödemenin kesilmesi.

Tax payer : Vergi veren. Mükellef. Vergi mükellefi. Vergi ödeyen. Vergi ödeyicisi. Vergi sorumlusu. Vergi yükümlüsü. Vergiyi ödemekle zorunlu olan kişi.

Spayed : Kısırlaştırılmış. Yumurtalıkları ortadan kaldırılarak çoğalması olanaksız hale getirilmiş (veterinerlik).

 

İngilizce Payee Türkçe anlamı, Payee eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Payee ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Creditor : Başkasına borç para ya da başka bir şey veren kişi. herhangi bir veriyi ve özellikle ödeneği istemeğe hakkı olan kişi. Borç veren. Kredi açan kuruluş. Kredi açan (kişi veya kurum). Kredi veren. Kredi açan kimse. Kredi veren kimse. Kredi sağlayan.

Unpaid : Ücreti ödenmemiş. Fahri. Maaşını almamış. Verginsiz. Ödenmemiş. Karşılıksız. Pulsuz. Ücretsiz.

Recipient : Teslim alan. Hassas. Duyarlı. Alıcı. Alan kimse. Tebellüğ eden. Kendisine kan verilen birey. embriyo naklinde embriyoların nakledildiği taşıyıcı dişi, resipient. Alan. Gönderileni alacak olan.

Claimants : İddiada bulunan kimse. Hak talep eden kimse. Talip. Davacı. Hak sahibi. İddia sahibi. Talep sahibi. Hak iddia eden kimse. Müddei.

Claimant : Talip. Hak iddia eden kimse. İddia sahibi. Davacı. İddiada bulunan kimse. Hak sahibi. Hak talep eden kimse. Müddei. Talep sahibi.

Ascription : Hamd. Yükleme. Doğumla belirlenme. Üstüne atma. Yakıştırma. Bireyin toplumdaki yerinin tümünü ya da bir bölümünü başarısıyla değil, doğuştan edindiği nitelikleriyle (cinselliği, ailesinin toplumsal sınıfı vb.) elde etmesi. Atıf. İsnat.

Bearer : Tabut taşıyan. Kolon ya da piramitte üstündekileri taşıyan güçlü kişi. trapez gösterisinde uçan trapezciyi tutup taşıyan cambaz. Tabut taşıyan kimse. Getiren. Taşıyan. Destek. Taşıyıcı. Bitki. Götüren. Çek, bono, poliçe, gönderim belgesi, hisse senedi, tahvil vb. her türlü değerli kağıdı yasalara uygun olarak elinde bulunduran kişi.

 

Debtee : Ödünççü. Kredi veren kimse. Borçlu olunan kimse. Alacaklı olan kimse. Borç veren kimse.

Credit side : Alacak tarafı.

Payee synonyms : payees, obligee, possessing, creditors, receiver, the bearer, stipulators, encumbrancer, demander, holder, stipulator, holders, bearers, ascriptions.

Payee ingilizce tanımı, definition of Payee

Payee kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The person to whom money is to be, or has been, paid. The person named in a bill or note, to whom, or to whose order, the amount is promised or directed to be paid. [Bakınız: Bill of exchange].