Payload türkçesi Payload nedir

  • Yararlı yük.
  • Navlun ödemesi.
  • Roketin taşıdığı yük.
  • Uçağın taşıdığı yük.
  • Navlunlu yük.
  • Kazançlı yük.
  • Yük.
  • Taşıma kapasitesi.
  • Gelir getiren yük.
  • Uçağa yakıt alındıktan sonra uçağın kaldırabileceği yolcu ve kargo dahil yük miktarı.

Payload ingilizcede ne demek, Payload nerede nasıl kullanılır?

Payload type : Yük türü. Ödeme tipi.

Block payload : Bloğun yararlı yükü.

Maximum payload : Maksimum taşıma kapasitesi. Azami taşıma kapasitesi.

Payloads : Uçağın taşıdığı yük. Roketin taşıdığı yük. Yük. Yararlı yük. Uçağa yakıt alındıktan sonra uçağın kaldırabileceği yolcu ve kargo dahil yük miktarı. Taşıma kapasitesi. Gelir getiren yük. Navlun ödemesi. Navlunlu yük.

Pay a bribe to : Rüşvet vermek.

Pay a visit to : Misafirliğe gitmek. Ziyaret etmek.

Pay a formal visit : Resmi temasta bulunmak. Resmi ziyarette bulunmak.

Pay account : Hesap ödemek.

Pay a visit : Ziyaret etmek. Ziyaret gerçekleştirmek. Ziyarette bulunmak.

Pay a left handed compliment : Kaş yapayım derken göz çıkarmak.

İngilizce Payload Türkçe anlamı, Payload eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Payload ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Freight : Yük treni ile taşımak. Hamule. Navlun. Eşya. Gemi ile yapılan taşımacılıkta sözleşmeyle belirlenen mal taşıma bedeli. Göndermek. Taşıma. Nakletmek. Nakliye yapmak. Nakliye.

 

Encumbrance : İpotek. Sorumlu olunan kişi (çocuk). Başkasının taşınmazı üzerinde, onun değerini azaltan ve bir kimsenin yararlandığı, geçme, ışık alma, yapı desteği gibi kullanma hak ve ayrıcalığı. Takyid. Yükümlülük. Masraf. Yükümlenim hakkı. Engel. Borç.

Carload : Araba yükü. Araba dolusu yük. Vagon dolusu yük. Asgari yük. Vagon yükü. Bir yığın eşya. Araba dolusu. Vagon dolusu.

Bearing capacity : Taşıma yetkesi. Taşıma sığası. Taşıma gücü. Dayanma kapasitesi. Maksimum dayanma kapasitesi. Yatak taşıma sığası.

Load : Katmak. Yükleme yapmak. Şarj etmek. Yüklemek. Elektrik yükleme. Fotoğraf makinesine film koymak. Silahı doldurmak. Yüklenmek. Bilgisayar, bilişim, fizik alanlarında kullanılır.

Guided missile : Güdümlü roket. Güdümlü mermi. Güdümlü füze.

Burthen : Yüklemek. Nakarat. Mesuliyet. Külfet. Sıkmak. Yüklenmek. Ana fikir. Ağırlaştırmak. Bir yük koyarak ağırlaştırmak.

Cathexis : Bir faaliyetteki nesnedeki veya insandaki harcanmış enerji (psikoloji terimi). Kateksi. Enerji yüklenimi. Bir fiziksel harekette harcanan enerji. Kateksis.

Burden : Yük taşıma. Sıkıntı vermek. Ağır yük. Ağırlık. Yüklenmek. Sırtına yüklemek. Sıkıntı çektirmek. Sorumluluk. Zorunluluk.

Pay load : Uzay aracı mürettebatı. Füze içindeki patlayıcı. Ücretli yükleme. Navlunu ödenmiş yük.

Payload synonyms : thermonuclear warhead, burthens, consignment, cargos, charge, loading, cargoes, cargo, warhead, carloads, bulk, shipment, ware, carrying capacity, explosive, lading, atomic warhead, product, payloads, merchandise, fardel, nuke, nuclear warhead, bulks, encumbrances.