Pecuniary troubles türkçesi Pecuniary troubles nedir

Pecuniary troubles ingilizcede ne demek, Pecuniary troubles nerede nasıl kullanılır?

Pecuniary : Uygulanan yolsuz ve yanlış bir işlem nedeniyle sorumlusundan alınan uspayı. Nakdi. Para ile ölçülen. Parayla ilgili. Para cezası. Para. Paraya ait. Paraya ilişkin. Maddi.

Troubles : Zahmet etmek. Bulandırmak. Rahatsız etmek. Sorunlar. Beliyyat. Canını sıkmak. Üzmek. Zahmet vermek. Üzülmek. Dert etmek.

Pecuniary advantage : Fayda. Maddi avantaj. Maddi çıkar.

Pecuniary compensation : Parasal tazminat. Nakden tazmin. Para tazminatı.

Pecuniary damage : Maddi zarar.

Pecuniary economy : Para ekonomisi. Değişim aracı olarak paranın kullanıldığı ekonomi. krş. takas ekonomisi.

İngilizce Pecuniary troubles Türkçe anlamı, Pecuniary troubles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pecuniary troubles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Financial difficulty : Mali sıkıntı. Geçim zorluğu. Yüksek ödemle de olsa para elde edilmesindeki sıkıntı ,büyük zorunluluk. Maddi yetersizlik. Maddi zorluk. Finansal sıkıntı. Geçim sıkıntısı. Maddi sıkıntı.

Penuries : Kifayetsizlik. Sıkıntı. Yokluk. Kıtlık. Yoksulluk. Cimrilik. Aşırı yoksulluk. İhtiyaç. Fukaralık.

 

Penury : Kıtlık. Aşırı yoksulluk. Sıkıntı. Fukaralık. Cimrilik. Kifayetsizlik. Yokluk. Yoksulluk. İhtiyaç.

Financial pressure : Finansal baskı. Parasal konulara bağlı stres veya gerginlik.

Lack of money : Para eksikliği. Para kaynağı yokluğu. Parasızlık.

Embarrassment : Sıkıntı. Parasızlık. Utanç duygusu. Bozuntu. Mahcubiyet. Bozum. Şaşkınlık. Rahatsızlık. Utanç duyma.

Deflation : Deflasyon. Rüzgar süpürmesi. Paradarlığı. Sönme. Para ve sayca oylumundaki azalış. genel satakta işlem gören malların niceliğini karşılayamayan değişim gereçleri oylumu. genel sataktaki para sıkıntısı. Söndürme. Gazını boşaltma. Coğrafya, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Üzerinde sürekli bitki örtüsü bulunmayan çıplak ve kuru yereylerde, rüzgarın gevşek özdekleri yerinden söküp, sürüklemesi. Enflasyon karşısında para arzını azaltma.

Stringency : Sıkılık. Sıkıntı. Şiddet. Kesat. Sertlik. Darlık. Sıkışıklık.

Money crisis : Para krizi. Para bunalımı. Bir ülkede yabancı bir paraya yönelik spekülatif bir saldırının ulusal paranın büyük oranda değer yitirmesiyle sonuçlanması veya parasal yetkeler tarafından ulusal parayı korumak amacıyla uluslararası rezervlerin büyük oranda eritilmesi ya da faiz oranlarının keskin bir şekilde artırılması durumlarında ortaya çıkan iktisadi bunalım.

Pecuniary troubles synonyms : monetary pressure, financial crisis, stringencies, deflations.