Perpetrator türkçesi Perpetrator nedir

  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Sanık.
  • Suçlu.
  • Suç işleyen.
  • Mürtekip.
  • Fail.
  • Adı karışan.
  • Suç işleyen kimse.
  • Mücrim.
  • İrtikap eden.

Perpetrator ile ilgili cümleler

English: The perpetrator was Canadian.
Turkish: Sanık Kanadalıydı.

Perpetrator ingilizcede ne demek, Perpetrator nerede nasıl kullanılır?

Perpetrators : Fail.

Perpetrate : Suç işlemek. İşlemek (suç vb). Yapmak. İşlemek. Kötü yapmak. Yapmak (hata vb.). İrtikap etmek. İşlemek (suç). İka etmek. Yapmak (hata).

Perpetrated : İşlemek (suç). Yapmak (hata vb.). Kötü yapmak. İşlenmiş (suç).

Perpetrates : İşlemek (suç vb). Yapmak. İşlemek. Kötü yapmak. İrtikap etmek. Yapmak (hata). Suç işlemek. İşlemek (suç). Yapmak (hata vb.). İka etmek.

Perpetrating : Yapmak (hata vb.). İrtikap etmek. Suç işlemek. İşlemek. İka etmek. Yapmak. İşlemek (suç vb). Kötü yapmak. İşlemek (suç). Yapmak (hata).

Perpetrations : İka etme. İşleme. Yapma. Kötü bir şey yapma. Suç işleme. İşleme (suç). İrtikap. İka. Yapma (kötü bir şey).

Perpetration : İka. İşleme (suç). İka etme. Suç işleme. İşleme. Kötü bir şey yapma. Yapma. Yapma (kötü bir şey). İrtikap.

İngilizce Perpetrator Türkçe anlamı, Perpetrator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Perpetrator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Respondents : Davalılar. Savunma makamı. Davalı.

Indictee : Suçlanan kimse. Resmi bir şekilde suçlanan kimse. Resmen itham edilen kimse. Suçlanan. Suç işlediği iddia edilen kimse (hukuk terimi). Aleyhine dava açılan kimse.

Principal : Okul müdürü. Ana para. Başkan. En önemli. Esas. Bir iş sözleşmesine dayanarak herhangi bir işte ücret karşılığı işçi çalıştıran tüzel ya da gerçek kişi. Asıl. Baş.

Bribers : Mürteşi. Rüşvet alan. Para yediren. Rüşvet veren. Yiyici.

Wrong doer : Yanlış yapan. Günahkar. Hata yapan kimse.

Culprit : Maznun. Zanlı. Hükümlü.

American law of corporation : Dernekler tüzesi.

Criminals : Sabıkalı. Suçlular.

Suspected : Şüphe etmek. Güvenmemek. Kuşkulanmak. Maznun. Şüpheli. Hakkında kötü düşünmek. Zan altında bulunan. Şüphelenilen. Şüphelenmek.

Principals : Sermaye. Müvekkil. Anamal. Şef. Başkan. Asli failler. Okul müdürü. Anapara. Düellocu.

Perpetrator synonyms : defendant, indictees, abstention, delinquent, administration of justice, actor, defense, delinquents, dishonest, offender, doer, criminal, act of witness, blameful, accused, malefactor, respondent, dft, felon, perpetrators, doers, maker, guilty, abstainer, malefactors, arrestable, absente, aggravating circumstances, culpable, evil doer, a wide saloon, committer, suspects.

Perpetrator ingilizce tanımı, definition of Perpetrator

Perpetrator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Esp., one who commits an offense or crime. One who perpetrates.